Aşk Peşinde Masallar – 6

Vokan’ın Partisinden Bir Hafta Sonra:

Mine, çocukluğundan beri tanıdığı ve çok yakın arkadaşlarından biri olan Leyla ile buluşmuştu. O günlerde bir anda çok popüler hale gelen Fransız Sokağı’nın girişindeki Cezayir’in bahçesinde kahvaltı ediyorlardı.

Her zamanki gibi rahat rahat sohbet edebilmek için en kuytu köşedeki masalardan birini seçmişlerdi.

Masanın ortasındaki serpme kahvaltıyı büyük bir iştahla paylaşırken, yaz tatilinde staj mı yapacaklarını yoksa, yazlığa mı gideceklerini tartışıyorlardı.

Bodrum’daki yazlık evleri yan yanaydı ve aileleri tanışıyordu. Mine ile Leyla’nın yaşıt olması ve fakültede aynı bölümde okumaları, ailelerinin ikisini de durmadan her konuda kıyaslamalarına sebep oluyordu.

İkisinden biri staj yaparken, diğeri yazlıkta vakit geçirmeye karar verirse, bunun tatil yapanı bezdirecek bir kadar önemli bir mesele haline getirileceğini bal gibi biliyorlardı. Bir yaz tatilinde staj yapıp yapmamanın geleceklerini çok da etkilemeyeceğinden eminlerdi; ama ailelerinin böyle yaklaşmayacaklarını biliyorlardı. Bazen çok küçük konuları büyük meseleler haline getirmekte gerçekten ustalardı.

Bu yüzden kesin karar vermişlerdi: Ya ikisi birlikte staj yapacaklardı, ya da birlikte yazlığa gideceklerdi. Böylelikle gereksiz bir şekilde kıyaslanmaktan kurtulacaklardı.

mine_volkan

Leyla bir yıla yakın süredir, kendisinden bir kaç yaş büyük olan Mert ile birlikteydi.  Mert, bu sene üniversiteden mezun oluyordu ve yüksek lisans yapmak için İngiltere’ye taşınmaya karar vermişti.

Leyla kumral saçlarını tepeden toplarken, “Biliyorsun ben Mert ile Yunanistan’da harika bir yaz tatili yapmayı planlıyordum. Daha doğrusu planlamak değil de, hayal etmekmiş yaptığım şey.” dedi. “Artık değil birlikte tatile çıkmak, onu İstanbul’da bile göremeyeceğim. Gidip üç ay Bodrum’da yatarsam depresyona girerim. Kendimi oyalamam lazım. Bu yüzden staj yapma fikrine daha yakın gibiyim.”

Mine şüpheyle kaşlarını kaldırdı. “İyi de zaten mezun olduktan sonra hep çalışacağız. Senede on beş gün izin! Hazır tatil yapabiliyorken tadını çıkartalım derim ben. Hem seni Bodrum’da da oyalarız. Artık yaşımız on sekizi geçti. Eski günlerdeki gibi barlara clublara girebilmek için numaralar yapmamız gerekmez.”

Mine daha saymaya devam edecekti ki, durdu, sakin sakin portakal suyunu yudumlayan Leyla’yı inceledi. “Ya Leyla, hiç öyle terk edilip yıkılmış gibi de görünmüyorsun bu arada. Hayatının aşkının seni terk etmesini de fazla rahat ve sakin anlatıyorsun. Stajla kendini oyalamana hiç gerek olmayabilir.”

Leyla güldü. “Ya ilk önce çok üzüldüm. Kendimi eve kapattım, sürekli romantik filmler izleyip ağladım. Sonra gerçeklerin farkına vardım. Böyle söyleyince çok klişe olacak biliyorum; ama biz Mert ile farklı dünyaların insanlarıyız. Adam kokain çekiyor, ben Arjantin bira içince sarhoş oluyorum.” dedi ve gülmeye başladı.

Mine, Leyla’nın her konuyu bu kadar hafife alabilmesine, her aksiliğe “Tamam oldu bitti işte ne yapalım?” rahatlığında yaklaşmasına bayılıyordu. Birlikte bu kadar zaman geçirmişlerdi, bu tavırdan hiç nasibini alamamıştı.

Leyla’nın Mert’ten ne kadar etkilendiğini, ondan bahsederken gözlerinin nasıl parladığını bilmiyor olsa, “Önemsiz bir adammış demek ki.” diyebilirdi.

Mine bunları düşünürken Leyla devam etti: “Amerika’da çalışıp seyahat etmeyi sağlayan work & travel diye bir şey duydum. Randevu aldım birkaç şirketten, gidip detayları öğreneceğim. Harika olmaz mı? Burada saçma sapan bir şirkette fotokopi çekene kadar, Amerika’yı talan ederiz birlikte. Açıkçası benim ikimiz için staj planım bu.”

Mine gülmeye başladı. “Mert ile Yunanistan planını da mı böyle yapmıştınız? Şahsen benim şu dakikaya kadar work&travel’ın ne olduğundan da, yaz için böyle bir planımız olduğundan da haberim yoktu. Adama da bunu yaptıysan pek farkında olmayabilir Yunanistan tatil planlarınızı ektiğinden.”

Leyla güldü. “Ya her neyse, bunları bir kenara bırakalım şimdi. Çok merak ediyorum, senin fotoğrafçıyla ne oldu?”

“Hiç bir şey. En son o gece işte. Beni arkadaşlarınla Nevizade’de bira iç, diye ev partisinden kovduğu gece… Sonra da onu hiç görmedim.”

“İyi de aynı apartmandasınız. Hiç karşılaşmadınız mı?”

“Açıkçası karşılaşmak istediğimden de çok emin değilim. Görürsem üzülürüm gibi geliyor. Bir kaç kere eve geldiğimde, kırmızı Vespa’yı kapının önünde gördüm. Karşılaşmamak için koşarak girdim eve.”

“Ben senin yerinde olsam bir gün ya ona giderdim, ya da arardım. Neden öyle davrandığını merak ederdim. Bir açıklama veya cevap beklerdim.”

“O beni daha önce de bir kaç kere bu konuda uyarmıştı zaten. Yaşının bir kaç yıl sonrasını yaşamaya başladın, yavaşla, gibisinden bir şeyler söylüyordu. Muhtemelen o gece de sarhoştu ve o sinirle aynı şeyi daha sert söyledi. Başka bir mantıklı açıklama bulamıyorum.”

“İyi de bana hala saçma geliyor. Aynı gecenin başında da tam olarak aynı sebepten seninle gurur duymamış mıydı?”

“Evet hem de çok, bunun şerefine şampanya patlatıp, kutlamıştık. Bir yandan keyifleniyor, bir yandan da benim hayatımda o kadar büyük bir etki bırakmış olmaktan ürküyor belki de. Emin değilim; ama bulabildiğim en mantıklı açıklama bu.”

Üzerine bal ve kaymak sürdüğü ekmeği ağzına attıktan sonra devam etti: “Ondan bir şey öğrendiysem, o da gidip kapısına dayanmamam veya açıklama istiyorum diye yırtınmamam gerektiği. ‘Sorgulayan, dır dır eden kadın olma. Bir şey seni rahatsız ediyorsa, rahatsız olduğunu belli et, düzeliyorsa harika, düzelmiyorsa o adamdan umudu kes. Konuşarak, trip atarak, açıklama isteyerek hiç bir şeyi düzeltemezsin. Sen rahatsızlığını belli ettikten sonra hiç bir şey değişmiyorsa, neden diye sorman, isyan etmen hiç bir şeyi daha iyi yapmaz.’ derdi bana hep.”

“Belki de o akşam, sarhoşken kendisini kontrol edememekten ve aranızda bir şeyler olmasından korktu.”

Mine güldü. “Biliyorsun, kendisini kontrol edemeyecek kadar bana ilgi duymuş olması beni çok mutlu ederdi.”

Portakal suyundan bir yudum daha alırken ekledi: “Onun stüdyosunda geçirdiğim altı ay olmasaydı, ben bambaşka bir kadın olabilirdim. O yüzden onu hayatımda bir daha hiç görmeyecek olsam bile, o benim hayatımda hep bir ‘iyi ki’ olarak kalacak.”

“Aşık mısın peki ona?”

“Bilmiyorum. Eskiden her beğendiğim veya bir şekilde ilgimi çeken adama aşık olduğumu sanıyordum. Aşk bu kadar basit bir şey değil galiba. Volkan’a aşık mıyım, yoksa onun benim hayatımda yarattığı değişime mi bayılıyorum. Artık emin değilim. Ama Volkan ile aramızda bir şeyler olsaydı, muhtemelen ona gerçekten çok aşık olabilirdim.”

Bir süre sessizlik oldu. Leyla sessizliği heyecanla böldü.

“Aaa sana sormayı unuttum! Geçen gece seni bir çocukla öpüşürken görmüşler Taksim’de. Line’da… Hatta şu Mine mi değil mi, derken sen olup olmadığından emin olmaya çalışırlarken, kalabalığı yarıp yanına gelmişler. Sen olduğundan emin olup, tam selam verecekleri sırada, sen bir çocukla öpüşmeye başlamışsın. Yarım saat sürdü herhalde, biz de selam vermekten vazgeçtik haliyle.” dediler.

Mine güldü. Muzipçe.

“Hiç anlatmaz oldun bana böyle şeyleri? Kim bu çocuk? Gizli ilişki mi yaşıyorsun ne yapıyorsun?”

“Ya biliyorsun aslında onun kim olduğunu; Engin. Hani ben bir yıl boyunca ona da çok aşık olduğumu sanıyordum. Yatıp kalkıp ondan bahsediyordum ya sana.”

“Eeee? Sevgili misiniz?”

“Yok ya, sevgili filan değiliz. Öyle görüşüyoruz arada, bazen de böyle konserlerde filan öpüşüyor buluyoruz kendimizi. O kadar.”

“Kızım sen delirdin mi? Bir aralar bu çocuğun adı ağzından düşmüyordu. Çok aşıktın, anlatıp duruyordun. Şimdi çocukla görüşüyorsunuz, birlikte dışarı çıkıyorsunuz ve öpüşüyorsunuz. Ve sen bunları bana sabah uyanınca kahve içtiğini anlatır gibi sıfır heyecanla anlatıyorsun.”

Mine bir anda kafasını tabaktan kaldırdı.

“Biliyor musun? Belki de Volkan’ın söylediği şey tam olarak buydu! Eskiden beni çok heyecanlandıran, aklımı başımdan alan erkekler artık ilgimi çekmiyor. Gizemli, çekici veya cazip gelmiyorlar. Eskiden olsa heyecandan öleceğim bir sürü şeyi son derece normal karşılıyorum.

Bana güzel planlarla gelen her adam karşısında “Bu acaba hayatımın aşkı mı?” diye düşünüp heyecanlanırdım, evlendiğimizi filan hayal ederdim. Bu değişti.

Bazen düşünüyorum da, sanırım ben artık yaşıtım olan, herkesin bana ‘ideal erkek’ diye yakıştırdığı adamları çekici bulmayacağım. Yalnızca aykırı, değişik karakter özelliklerine sahip, bana yepyeni kapılar açabilecek adamlara ilgi duyacağım belki de. Volkan belki de beni buna karşı uyarmaya çalışıyordu?”

“Mine, gerçekten hiç bir şey anlamadım.”

Mine, çantasına uzandı, cüzdanını çıkartıp içinden birkaç bankonot çıkarıp masaya bıraktı. Leyla’nın yanağından öperken, “Beni affedersin değil mi? Acilen gitmem lazım.” dedi.

Leyla şaşkınlıkla “Mine endişelenmeye başlıyorum. Delirdin mi? Ne oluyor?” diye sorarken, Mine çıkıp hızlı adımlarla İstiklal Caddesi’nden yukarıya doğru koşmaya başladı.

mine volkan

İnci Pastanesi’nin önünden geçerken durdu, içeriye girip Volkan’ın çok sevdiği profiterolden aldı. Koşarken hepsini poşetin içine boca etmekten çekindiği için, yolun geri kalanını koşmadan hızlı adımlarla yürümeye başladı.

O sırada telefonuna mesaj geldi. Volkan’dandı. Şaşkınlıkla durdu, sağına soluna baktı.

Bir hafta boyunca hiç sesi soluğu çıkmamışken, şimdi Mine’nin tam ona hak verdiği ve yanına gitmeye karar verdiği anda mı mesaj atıyordu?

Heyecanla mesajı okumaya başladı: “Biraz sert davrandım sana o gece, farkındayım. Ayrıca oynadığın eğlenceli viski oyununu da yarıda bıraktın benim yüzümden. Çok daha eğlenceli bir oyun ile bunu telafi etmeme izin verir misin? Cuma akşamını boş bırak, 17:00’de bende ol, kıyafetinle uğraşma, ben halledeceğim.”

Mine inanamayarak mesajı tekrar tekrar okudu. Apartmana girerken, Volkan’ın kırmızı Vespasını gördü. Yanından geçerken, hafifçe dokundu. O kırmızı Vespa, o kadar Volkan ile özdeşleşmişti ki, ona dokunurken, Volkan’a dokunuyormuş gibi hissediyordu.

Evine girdi, bir kağıt ve kalem buldu. “Cuma akşamı 17:00’de sendeyim. Afiyet olsun.” yazdı güzel bir el yazısıyla. Notu poşetin üzerine zımbaladı.

Üst kata çıktı, poşeti Volkan’ın kapısının koluna taktı.

Zili çalıp, merdivenlerden aşağı koşarak kaçtı.

Aşk Peşinde Masallar – 6” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s