Aşk Peşinde Masallar – 7

Telafi Oyunu Davetinden Bir Sonraki Hafta:

Cuma günü saatler bir türlü geçmek bilmiyordu.

Mine kitap okuyarak, film izleyerek kendini oyalamaya çalıştı. Hiç birine aklını veremeyince vazgeçti.

662271b1ef23ccac7fc0b94576ccb085

Küveti doldurup, buruşana kadar içinde yattı. Evindeki mobilyaların bazılarının yerlerini değiştirdi. İstiklal Caddesi’ne çıkıp boylu boyunca yürüdü. Tramvaya binip, amaçsızca bir iki defa camdan dışarıyı izleyerek tünel ile meydan arasında gidip geldi. Manikür ve pedikür yaptırdı, saçlarına fön çektirdi. Uzun zamandır görüşmediği bütün arkadaşlarını telefonla aradı, konuşabildiği kadar uzun konuştu. Msn’e girip online olan herkesle amaçsızca lafladı.

e0d77fe94aaa3e5422e89b5955f210c3

Bir günün aslında ne kadar uzun olduğunu fark etti. Bir de, birini veya bir şeyi beklemenin dünyanın en zor ve yıpratıcı işlerinden biri olduğunu…

Sonunda saat 17:00’ye yaklaştığında güzel bir makyaj yaptı.

Ne giyeceğini düşünmesi gerekmiyordu, Volkan onu halledeceğini söylemişti. Bu yüzden üzerine bir sabahlık geçirip, merdivenlerden Volkan’ın dairesine çıktı. Zili çaldı.

Volkan hiç alışkın olmadığı bir kıyafetle kapıyı açtı. Ayağında her zamanki gibi spor ayakkabılar ve altında jean vardı. Ama olağandan farklı olarak bisiklet yaka bir t-shirt yerine jilet gibi ütülü bir beyaz gömlek giymişti.

Mine Volkan’ı daha önce gömlekle hiç görmemişti. “Çok şıksın. Sende hiç görmeye alışkın olmadığım kıyafetler.” dedi şaşkınlıkla Volkan’ı baştan aşağı süzerken.

Volkan muzipçe güldü: “Sen de kapıya daha önce hiç bu kadar seksi gelmemiştin sanırım. Sabahlık ha?  Çok iyimiş. Kuşağını da biraz gevşetsen harika görünebilir. Gelsene içeri.”

Mine salondaki koltuğa oturdu. Volkan ikisine de birer kadeh kırmızı şarap doldurdu.

Ortalıkta bir kaç tane de mum olsa, Mine bunun romantik bir buluşma olduğunu ve az sonra Volkan’ın kendisine ilan-ı aşk edeceğini düşünmeye başlayabilirdi.

“Romantik buluşmaya sabahlıkla gelmiş bir kadın” diye düşündüğünde kendisini gülümsemekten alıkoyamadı.

Volkan, “Bu gece, gerçekten oyun oynamaya ve eğlenmeye hazır mısın?” diye sorarak Mine’yi daldığı düşüncelerden sıyırdı.

Mine “Üzerimde sabahlık olduğunu saymazsak, evet.” diye cevapladı gülerek ve heyecanla. Ne geleceğini gerçekten merak ediyordu.

Volkan cevap vermeden oturduğu yerden kalktı ve içeriye gidip, bir kaç dakika sonra elinde iki kutuyla geldi. Yere diz çöküp kutuları açtı. Birinde siyah, bilekten bağlamalı, ince topuklu iddialı ve çok şık bir ayakkabı duruyordu. Mine bu markayı Sex and the City dizisinden tanıyordu,  gerçeğini hiç görmemişti.

İkincisinde de kırmızı püsküllü bir elbise vardı. Mine uzanıp, elbiseyi eline aldı, havaya kaldırıp çevirdi. Çok ama çok güzeldi. Birlikte izledikleri Great Gatsby filminden fırlamış gibi duruyordu.

Volkan tekrar koltuğa otururken, “Bunlar sevgilimin bu gece giyeceği kıyafetler.” dedi.

Mine neredeyse ağzındaki şarabı Volkan’ın beyaz gömleğine püskürtecekti. Doğru mu duymuştu? Volkan’ın bir sevgilisi mi vardı? Yoksa kendisinden mi bahsediyordu? Beyninden ardı ardına düşünceler geçerken, yanlış bir şey söylememek için kendisini zor tutuyordu.

Dönüp bir açıklama bekleyerek Volkan’a baktı.

“Bu akşam bir sergi açılışı var. Karma bir sergi. Çok ünlü fotoğrafçıların da fotoğrafları sergilenecek. Serginin organizasyonunu, sanata gerçekten yatırım yapan ünlü ve zengin bir iş adamı yapıyor. Bu yüzden alışılandan çok daha gösterişli bir sergi açılışı olacak. Katılacak davetli kitlesi de, basının ilgisi de, seni daha önce götürdüğüm diğer sergi açılışlarından oldukça farklı olacak.”

Ortadaki sehpaya sigarasını almak için uzanırken ekledi: “Benim de bir kaç fotoğrafım sergileniyor.”

Mine, Volkan’ın işinde ne kadar iyi olduğunu biliyordu. Onun hakkında internette araştırma yaparken, pek çok yazıya denk gelmişti. Volkan’dan “tutkulu”, “ezberleri bozan”, “hikaye anlatan”, “her seferinde daha çok heyecanlandıran”, “çapkın ve seksi” gibi tanımlamalarla bahsediyorlardı.

İçtenlikle ve mutlulukla “Tebrik ederim.” dedi. Kadehini uzatıp, “Giderek çoğalacağı şüphesiz başarılarına…” diye ekledi.

Volkan, kadehini onunkine tokuştururken, “Ben de seni tebrik ederim.” dedi.

Mine anlamamıştı. “Neden ki?” diye sordu.

Volkan’ın yüzüne muzip gülümsemesi yerleşmişti. “Sergilenen fotoğraflar, senin fotoğrafların çünkü.”

Mine kıpkırmızı oldu. Volkan’ın kendisini çektiği fotoğrafların hiç birinde gerçekten giyinik değildi. Volkan’ın pornografik fotoğraflardan hoşlanmadığını biliyordu. Ne zaman poposu veya göğsü görünse, “Saçını öne at.”, “Biraz şu tarafa dön.”, “Şu gölgeye gelsene, yalnızca ellerin güneşte kalsın, geri kalanı çok belirgin görünmesin.” gibi komutlar verirdi. “İnsanların hayal etmesine izin vermek gerekir. Her şeyi göstermektense, onları sadece hayal kurmaya ve gerisini zihinlerinde canlandırmalarına yönlendirmek en güzelidir.” diye açıklardı bunu da. Çektikleri fotoğrafların pek çoğunda, peruk veya şapka gibi aksesuarlar da kullanmışlardı. Yine de Mine paniklemişti.

00dc2ef5dcaf2a001496a46de2a2c65e-001.jpg

Ailesinden veya arkadaşlarından biri o fotoğrafları görürse ve dikkatli bakıp kendisini tanırsa, onlara bu durumu nasıl açıklardı ki?

“Sanat için soyundum” mu diyecekti?

Poz verirkenki rahatlığı bir anda buharlaşıp uçmuştu, şu anda hissettiği şey utanç ve korkuydu.

“Volkan ben o fotoğrafların hepsinde oldukça çıplaktım.” diye kekeledi.

Volkan sakince gülümsedi. “Merak etme, güven bana. Bilmeyen hiç kimse o karelerdekilerin sen olduğunu anlayamaz. Ancak sen söylersen ve bunu bilerek bakarlarsa, hak verirler. Hepsi son derece güzel ve seksi. Rahatsız edici bir şey olsaydı, zaten ben sevmezdim biliyorsun.”

Mine’nin o anda Volkan’a güvenmekten başka bir çaresi yoktu. Zaten başka ne yapabilirdi ki? Serginin başlamasına yalnızca birkaç saat kalmışken, fotoğrafların sergiden kaldırılmasını mı isteyecekti?

“Benim kesinlikle biraz daha fazla şaraba ihtiyacım var.” dedi, elindeki kadehi kafasına dikerken. Eli titremeye başlamıştı.

b97d2c91ca0b21677b0f98e54bf0c337-001.jpg

Volkan, Mine’nin kadehini tekrar doldurdu. “Oyunu merak etmiyor musun?” diye sordu.

Mine, panikle oraya niçin geldiğini ve oyunu tamamen unutmuştu. Aklından hala birlikte çektikleri kareleri geçirip duruyordu.

“Ediyorum tabii ki.” diye cevapladı, elindeki kadehi tekrardan kafasına dikerken ve elinin titremesini zaptetmeye çalışırken.

Volkan sakince arkasına yaslandı. “Ben bu tarz sergilerde genellikle çok sıkılıyorum. Gelenlerin büyük bir çoğunluğu, aslında fotoğrafla hiç alakası olmadığı halde iş adamının hatırı üzerine gelenler, yalnızca kendisini göstermek için orada bulunanlar veya hayatı boyunca hep sanata ilgi göstermiş olduğunu ispatlamaya çalışan kişiler olacak.”

Şarabından bir yudum daha aldıktan sonra, muzip gülümsemesiyle devam etti: “O yüzden diyorum ki, bu akşam birlikte bir oyun oynayarak eğlenelim. Sen benim bu akşamlık sevgilim ol. Genç fotoğrafçı ve kim olduğu meçhul sevgilisi olarak gidelim sergiye birlikte. Ne istersen yapabiliriz, kavga edebiliriz, yılışık bir çifti oynayabiliriz, olay çıkartabiliriz. Kendimiz gibi veya tutarlı olmak zorunda bile değiliz. Herkese nasıl tanıştığımız hakkında canımızın istediği saçma hikayeleri anlatabiliriz. Nedense saçma bir şekilde, sanatla uğraştığında aykırı bir hayatın olmasını doğal karşılıyor herkes. O yüzden sen ne istersen yapabiliriz bu gece. Ne dersin?”

Aşk Peşinde Masallar – 7” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s