Aşk Peşinde Masallar – 8

Volkan’ın Oyun Teklifinin Devamı: 

Mine şaşkınlıkla Volkan’a bakıyordu. Bu adamı neredeyse bir yıla yakın süredir tanıyordu ve Volkan onu her seferinde şaşırtmaya devam ediyordu.

Volkan’ın yanında, kafasından milyonlarca düşünce geçerek otururken, mutluydu, korkuyordu, heyecanlıydı, utanmıştı, şaşırmıştı. O ana kadar bir insanın  bu kadar çok farklı duyguyu aynı anda hissedebileceğinden habersizdi.

324e72df508b3b9aadf398abc2bdc55b

Ne isterse yapabileceği bir gece geçirme fikri çok eğlenceli ve kışkırtıcıydı. Oyun bile olsa, Volkan’ın sevgilisi olmanın nasıl bir şey olabileceğini deneyimleyebilmek de heyecan vericiydi. Bunun hayalini o kadar uzun zamandır kurmuştu ki!

Diğer yandan korkuyordu. Volkan’ı bile geren bir sergi ortamında nasıl davranması gerektiği hakkında hiç bir fikri yoktu.

O, tereddütle elindeki şarap bardağını çevirip dururken, Volkan sigarasını içerek ve gülümseyerek, sakince ve sessizce Mine’yi izlemeye devam ediyordu.

Mine’nin aklına yakın zamanda okuduğu bir cümle geldi: “Hayatınızda en büyük pişmanlıkları yaptığınız şeyler için değil, yapmadıklarınız için duyarsınız.”

Elindeki kadehi kafasına dikerken, Volkan’ın muzipçe parıldayan gözlerine baktı.

Ardından yerde duran ayakkabı kutusuna uzandı. Üzerinden çaprazlama parlak taşlar geçen yüksek topuklu siyah saten Manolo Blahnik ayakkabıyı kutusundan çıkarttı. Bal gibi biliyordu ki, hayatında bir Sindirella masalı anı olacaksa, o gece bu geceydi.

Ayakkabının arkasını çevirdi, yazan numaraya baktı. Ayak numarası doğruydu.

Kadehini sehpaya bırakıp ayakkabıyı ayağına geçirirken, kalbi yerinden çıkacakmış kadar hızlı atıyordu.

Volkan’ın gülümsemesi bütün yüzüne yayılmıştı ve hala hiç bir şey söylemeden, sessizce Mine’yi izliyordu.

Mine ayakkabıyı ayağına geçirdikten sonra, Volkan’a döndü. Kendisinden çıktığına şaşıracağı kadar şuh bir sesle:  “Benim ayak numaramı doğru bilerek beni çok şaşırttın sevgilim.” dedi.

Volkan küçük bir kahkaha attı. “Ayaklarına özel bir ilgim olduğunu biliyorsun. Geçen gece evimden çıkarken bıraktığın spor ayakkabılardan da kopya çektiğimi itiraf etmeliyim. Elbisenin de sana çok yakışacağından eminim. Sen bunları giyerken, ben de saçıma biraz şekil vereyim. 15 dakikaya çıkarız uygun mu?” dedikten sonra, uzanıp Mine’nin boynuna bir öpücük kondurdu. Ardından koltuktan kalkıp içeri gitti.

Mine’yi ateş basmıştı, bir eli Volkan’ın öptüğü noktada asılı kalmıştı. Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle yerdeki kutulara bakıyordu.

Kaç saniye orada öyle durduğunu bilmiyordu. Kendine geldiğinde, üzerindeki sabahlığı hızlıca üzerinden çıkardı. Uzun bordo elbiseyi giydi. Elbise aslında oldukça mini bir elbiseydi, poposunun tam altında bitiyordu. Ancak göğüs kısmından ayak bileğine kadar dökülen püskülleri vardı. Dümdüz durduğunda uzun ve kapalı bir elbise gibi görünse de, her hareketinde püsküller hareket ediyor ve cüretkar yırtmaçlara dönüşüyordu.

Salonun ortasında kendi etrafında dönerek, püsküllerin hareketini büyülenerek izledi.

Sonra koltuğa oturarak ayakkabıları ayağına geçirdi. “Volkan benim Mr. Big’im olabilir mi acaba?” diye düşünüyordu ayağındaki Manola Blahnik’lere hayranlıkla bakarken.

Volkan ıslık çalarak içeri girdi. “Sevgilim, bu gece başın belada.” diyerek, Mine’nin bir elinden tuttu ve onu kendi etrafında döndürdü. Sonra kendisine çekip, ellerini Mine’nin beline yerleştirdi ve birkaç saniye Volkan’ın ıslık çalarak yaptığı müzikle dans ettiler.

Mine yalnızca iki kadeh şarap içmişti; ama başı dönüyordu.

6183874811e5d37e0d2cbb591760d26a-001

Evden çıktılar, Volkan bir kask uzattı Mine’ye. “Bu sefer iki adımlık yola gitmiyoruz, bunu takman lazım.” dedi. Mine kaskı taktıktan sonra, Volkan onun elbiseyle Vespa’nın üzerine oturmasına yardım etti.

81cf4a0a549c93d35fb1cfda83b4088a-001

O geceden uzun yıllar sonra, Mine nişanlanmak üzere olduğu bir adamın iş arkadaşlarından birinin evindeki davette, tuvalete giderken koridorda asılı bir fotoğrafın karşısında kalakalacaktı. Hipnotize olmuş gibi bakacaktı bu fotoğrafa.

Üzerinde yalnızca Volkan’ın gömleklerinden biriyle, Cihangir’deki dik merdivenlerden birinden yukarı doğru çıktığı bir an. Bir elinde sigara, diğer elinde bir şarap şişesi. Fotoğraf merdivenin altından çekildiği için, poposunun bir kısmının göründüğü; gömleğin aşağı kaymış omuzunun üzerinden, başının geriye doğru döndüğü, yüzünün büyük bir kısmını saçlarının kapattığı bir kare… Siyah beyaz, asi, davetkar, doğal…

Aradan geçen yıllarda asla bu kadar güzel bir fotoğrafının olmadığını fark edecekti. Bütün filtrelere, içinde bulunduğu bütün güzel şehirlere rağmen…

Kalakalacaktı o fotoğrafın karşısında.

Salona geri döndüğünde ev sahibine “Koridorda asılı fotoğraf…Nereden almıştınız onu?” diye soracaktı.

Ev sahibi, “Aaa, o mu? Çok yetenekli bir çocuktu. Çok güzel, ruhu ve hikayesi olan fotoğraflar çekerdi. Sergilerden birinden satın almıştım. Aslında o serinin hepsini almak istemiştim; ama bir kısmı çoktan satılmıştı bile. Sonra kayboldu ama ortalıktan, yazık oldu.” diyecekti.

Mine “Satmayı düşünür müsünüz?” diye soracaktı adama.

Potansiyel nişanlısı ateş saçan bakışlarla bakacaktı kendisine.  Sinirle, “Yine sarhoş musun sen? İş arkadaşımın evinde asılı bir fotoğrafı satın almaya kalkmak da nedir Mine? İçinden bir anda bir koleksiyoner çıkmasına mı karar verdin?” derken, Mine de onu hışımla çekip, koridorda asılı o fotoğrafın karşısına götürecekti.

Adam “Hmm güzel fotoğrafmış. Yine de bu saçma hareketler yaptığın gerçeğini değiştirmiyor.” diyecekti. Mine de, bir kaç saniye duraksadıktan sonra, yıllarca sakladığı bir sırrı, hayatını birleştirmeyi düşündüğü adama içtenlikle açıklayacaktı: “Bu fotoğraftaki benim.”

Adam inanamayarak, bir Mine’ye, bir fotoğrafa bakıp, “İş arkadaşımın evinde popon görünen bir fotoğrafın mı asılı Mine?” diye bağıracaktı. O gece oradan çıkışta ve sonrasında hep kavga edeceklerdi.

Mine “Bugün bende sevdiğin bir sürü şeyi keşfetmemde o fotoğrafı çeken adamın büyük bir etkisi vardı. Bugün sevdiğini söylediğin kadın, bütün o yaşanmışlıklar ile oluştu. Beni seviyorsan, geçmişimi de sevmen lazım. Çünkü sen hikayenin şimdilik sonusun, ama başından bugüne kadar olan her bir halka bugünkü beni yarattı.” diyecekti.

Ama adam kesinlikle anlayamayacaktı bunu. Bir anda paranoyak ve kıskanç bir adama dönüşecek, Mine’nin selam verdiği her adam ile geçmişte bir ilişki yaşadığını düşünmeye başlayacaktı.

Mine içtenlikle dünyanın neresinde olduğunu bilmediği Volkan’a teşekkür edecekti. Yıllar önce kendisinin muzip yanını keşfetmesini sağladığı, yıllar sonra da hayatını birleştirmeyi düşündüğü adamın kocaman bir hata olduğunu hiç bilmeden ona gösterdiği için…

roman6

Ama o sırada bunların hiç birini kurgulayamazdı bile. Muhteşem kıyafetlerin içinde, Volkan’ın sürdüğü Vespa’nın arkasında oturuyordu. Kokusunu içine çektiği, her gün onu farklı bir şekilde heyecanlandıran Volkan’ın bir gün hayatında olmayacağı ihtimalini düşünemiyordu bile.

Yirmi yaşında bir kızın hayalini kurabileceği her şeye sahipti o an. Ellerini Volkan’ın beline daha sıkı doladı, elbisesinin rüzgar yüzünden uçuşan püsküllerine büyülenerek baktı. Ayağındaki muhteşem ayakkabılarla bacaklarının arasındaki motoru daha sıkı kavradı.

“Hayat, bazen gerçek olamayacak kadar güzel.” diye bağırdı. Kaskından dışarı sadece bir boğuk ses çıktı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s