AŞK PEŞİNDE MASALLAR – 9

Volkan’ın sergi davetini kabul ettikten sonra: 

Mine, ellerini Volkan’ın beline kenetlemiş, kafasını onun boynuna gömmüş, sigara ile parfüm karışık kokusunu içine çekerken bu yolun sürebileceği kadar uzun sürmesini istiyordu.

Genellikle yolda geçirdiği zamanlarda, gözünü bir noktaya dikip hayaller kurardı. Bu yol ise, onun aylardır hayalini kurduğu anın gerçekleşmesiydi!

Cihangir’den Yeniköy’e gitmenin ne kadar sürdüğünü bilmiyordu, ne kadar uzun sürerse sürsün Mine’ye yetmeyecekti zaten.

Volkan motoru durduğunda, kafasını onun boynundan kaldırdı. Sait Halim Paşa Yalısı’nın girişinde duran, takım elbiseli adamları, topuklularının üzerinde ışıldayan kadınları görünce kalbinin atışı hızlandı.

Volkan, onun motordan inmesine yardım ederken, bir kaç flaş patladı burunlarının dibinde. Volkan, kaskı henüz kafasında olan Mine’yi kendine çekerek, kollarını onun beline doladı. Kaskını çıkartırken, kulağına fısıldadı: “Gizemli sevgilim, geceye hazır mısın?”

6183874811e5d37e0d2cbb591760d26a.jpg

Mine kalbinin atışlarını beyninin içinde hissederek, onun koluna girdi, “Bu anı uzun zamandır beklediğimden emin olabilirsin.” diye cevap verdi.

Güvenlikten geçip, bahçeye doğru yürüdüler. Volkan bir kaç kişiyle ayak üstü selamlaşırken, Mine hayranlıkla etrafını inceliyordu. Volkan etrafta ellerinde tepsiyle gezinen garsonlardan iki kadeh kırmızı şarap alırken, Mine’nin kolundan çıktı.

Kadehlerden birini Mine’ye uzattıktan sonra, onun belini kavradı. Birlikte boğaz manzarasına yüzleri dönük hiç konuşmadan sarılmış halde bir süre durdular.

Mine, bir elinde kırmızı kadeh şarabı, diğer eli Volkan’ın beline dolanmış, karşısında İstanbul boğazı ışıl ışıl uzanırken, gerçekten mutluydu.

Bu anın gerçek olduğuna inanmakta güçlük çekerken, tok sesli bir adam yaklaştı arkalarından. “Ooo Volkancığım, yine henüz keşfedilmemiş bir çıtırı kapmışsın bakıyorum. Piyasada sen varken, bizim gibi eski toprakların şansı çok azalıyor.” diyerek. Volkan, kolunu Mine’nin belinden çekerek, arkasını döndü.

Mine’nin de başını onlardan tarafa çevirmesiyle ve şaşkınlıkla “Aaa, Mehmet Amca!” diye bağırması bir oldu.

Adam şaşkınlıkla Mine’yi süzerken, Volkan’ın sıkmak için uzattığı eli havada kaldı.

Bir kaç saniyelik sessizlikten sonra, adam tok sesiyle gür bir kahkaha attı. “Bak sen bizim Mine’ye! Bu nasıl bir güzellik! Ne kadar da büyümüşsün! Biz de babanla birlikteydik geçen gün, başarılarından söz etti. Ama kendini derslerine adayıp hırpalanmış bir kız gibi görünmüyorsun şu anda! Hangimiz yanılıyoruz söyle bana.” diyerek gülerken, Mine’ye sarıldı.

Mine onun kuvvetli kollarının arasından çıktıktan sonra, Volkan’a döndü. Volkan’ın yüzündeki şaşkınlık ifadesi onu çok keyiflendirdi. İlk defa Volkan’ın bir şeye şaşırdığına şahit oluyordu. Mehmet Amca’nın fotoğraflardakinin kendisi olduğunu anlamasından endişe ettiyse de, Volkan’ın şaşkınlığını arttırma fikri onu büyüledi.

Yüzünde muzip bir gülümsemeyle, “Siz nereden tanışıyorsunuz bilmiyorum Volkancığım; ama Mehmet Amca, benim babamın çok yakın bir arkadaşıdır. Doğduğumdan beri tanırım onu. En çapkın arkadaşı olduğunu ise henüz öğrendim. Bu bilmediğim bir bilgiydi.” diyerek güldü. Mehmet Amca da tok sesli kahkahası ile Mine’nin gülüşüne eşlik ederken, “Bizim ufaklığa da bak sen! Büyümek sana çok yakışmış.” dedi.

Gülmeyen tek kişi Volkan’dı. Mine olayların ilk defa Volkan’ın kurgusundan ve kontrolünden uzaklaşmasından garip bir özgüven ve güç duyuyordu, ilk defa kendisini onunla eşit hissediyordu.

“Mehmet Amcacığım, sen de Volkan’ı tanıyorsun anladığım kadarıyla. Ama erkek arkadaşım sıfatıyla bir de ben seni tanıştırmış olayım.” dedi muzipçe.

Mehmet Amca, “Volkancığım seni başarılarından dolayı tebrik edecektim; ama şimdi gündemimiz değişti. Seni severim; ama Mine’nin bendeki yeri apayrıdır.” diyerek, Volkan’ın omuzuna hafifçe vurdu. Mine’ye sarıldıktan sonra yanlarından uzaklaştı.

Volkan, “Neydi bu Mine? Benim iş yaptığım biri Mehmet Bey.” dedi gerginlikle. Mine onun kolunu okşarken, “Utandın mı sevgilim, ne istersem yapabileceğim konusunda anlaşmamış mıydık?” diye sordu.

Volkan dönüp Mine’ye baktı. Gergin olan dudakları yavaş yavaş muzip bir gülümsemeye döndü. “Peki, bunu sen istedin.” diyerek elini Mine’nin poposuna kaydırdı. Poposunu hafifçe sıkarken, “Hadi bakalım, sergilenen fotoğraflarını görmek istemez misin?” diye sordu.

Birlikte merdivenlerden çıkarak, fotoğrafların sergilendiği alana geçtiler. Volkan birileri ile selamlaşıp ayaküstü laflarken, Mine de keyifle herkese elini uzatıyor, sohbetlerine eşlik ediyordu. Derken bir kişi gelip Volkan’a sorular sormaya ve notlar almaya başladı. Oldukça klasik sorulardı: “Bu sergideki az sayıdaki Türk fotoğrafçıdan biri olmak size nasıl hissettiriyor?” gibi. Mine onları dinlemek yerine, etrafını incelemeye başlamışken, Volkan’ın “Belki de sürekli çok güzel kadınlarla çalışmamın nasıl olduğunu sevgilime sormak istersiniz.” dediğini duydu.

Notlar alan kişi Mine’ye döndüğünde, Mine, kıpkırmızı olmuştu. Hiç cevap vermeden gazeteci olduğunu var saydığı kişiye bakarak, elindeki kadehi kafasına dikti. Gözlerine hücum eden yaşları bastırdı. Cilveli bir gülümsemeyle, “Buyurun, ne öğrenmek istersiniz?” diye sordu.

“Bu sergide sergilenecek fotoğrafları siz herkesten daha önce görüyor musunuz, bunlar hakkında yorum ve eleştirilerinizi paylaşıyor musunuz Volkan Bey ile?” diye sordu gazeteci. Mine gözlerini Volkan’a dikerek cevapladı: “Yoo, biz zamanımızın çoğunu yatakta geçiriyoruz ve böyle şeylerle vakit kaybetmiyoruz.”

Volkan, neredeyse ağzındaki şarabı püskürtecekti. Önce şaşkınlıkla, sonra kahkahalar atarak, gazeteciye “Müsadenizle.” dedi. Sonra Mine’nin koluna girip, hızlı adımlarla onu bahçeye doğru sürüklemeye başladı. Mine, dar elbisesi ve topukluluları ile onun hızına yetişmekte zorluk çekiyordu. “Volkan, yavaş!”, “Volkan, dur, düşeceğim.” diye söylendi.

Volkan, bir anda durdu, onu hızla çekip, bir duvara dayadı. Mine “Galiba burada herkesin ortasında bana tokat atacak.” diye düşünürken, Volkan dudaklarını onun dudaklarına dayayıp, hırsla öpmeye başladı. Dakikalarca, nefessiz kalarak öpüştüler. Arada nefes almak için birbirlerinin dudaklarından ayrılıp, sonra tekrar öpüşmeye başlıyorlardı. Bir ara Volkan onun dudaklarını ısırarak, “Başıma bela mısın sen? Seninle ne yapacağım ben ha?” diye sordu. Mine’nin cevap vermesine fırsat vermeden tekrar onu öpmeye başladı.

4a0b207488f72452cdc82921591aa757

Gece boyunca, biraz fotoğraflara baktılar, biraz Volkan’ın tanıdıklarıyla sohbet ettiler; ama gece boyunca asıl yaptıkları tek şey öpüşmek oldu. Her fırsatta. Mine’nin kırmızı ruju, hem kendisinin hem Volkan’ın yüzüne yayılıyor, insanlarla utanmadan yüzlerine yayılmış kırmızı rujlarla konuşuyor, sonra başbaşa kaldıkları ilk anda yeniden öpüşmeye başlıyorlardı.

Mine zaman kavramını kaybetmişti. Ne dün, ne yarın umurundaydı. Tüm hayatı o geceden ibaret olsa ona yetermiş gibi hissediyordu.

AŞK PEŞİNDE MASALLAR – 9” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s