Hellas Komşu: Alexandroupoli (Dedeağaç)

Akşam mahallemizde sushilerimizi yiyor, şaraplarımızı içiyoruz. Mr. Papyon’un “Çok geçe kalmayalım, sabah erken kalkacağız.” uyarısını pek ciddiye almıyorum.

Evet, sabah erkenden yola çıkmaya karar verdik, ama yakalanacak bir uçak yokken ve arabayla çıkılacak bir seyahat söz konusuyken, kimsenin gerçekten 5:00’te evden çıkacağına kesinlikle inanmıyorum.

Hep “Aman gün ölmesin.” denir, “Erkenden yola çıkalım.”, sonra bir kaç alarm ertelenir, bir kaç şeyle oyalanılır ve 5:00’te çıkılacak yola 8:00 civarında ancak çıkılır.

Benim bildiğim böyleydi yani.

Seyahat arkadaşlarım ise gayet ciddiymiş.

Sabahın 5:00’inde hepimiz arabaya yerleşiyor ve kahvaltı bile etmeden komşuya, Alexandroupoli (Dedeağaç) istikametinde yola koyuluyoruz.

Hepimiz açlıktan ölüyoruz, yolda yemeklerden konuşup kendimize ufak çapta bir işkence yapıyoruz. Sonra yolda bir şeyler atıştırmak için düzgün bir benzin istasyonu kovalarken -ve bulamazken- yolun büyük bir kısmını kat ediveriyoruz.

IMG_2338.JPG

Alexandroupoli, Edirne İpsala sınır kapısını geçer geçmez Yunanistan’daki ilk şehir. Geçer geçmez dediğime bakmayın, o geçiş kısmı, kamyonlar, otobüsler, kontrol için üç ayrı noktada durup pasaport ve araç evraklarını uzatmak derken biraz uzun sürüyor.

Bu civarlardaki en büyük şehir olduğu bilgisine de çok aldanmamak lazım. Kasabaya benzer küçük bir şehir merkezi var.

Özellikle ilk Yunanistan çıkartmasını Alexandroupoli’ye yapanlara “Bu muymuş Yunanistan?” dedirtmesi muhtemel. Çünkü şehir merkezindeyken denizi pek görmüyorsunuz. Hatta şehirdeki en iyi restoranların büyük bir kısmı da deniz kıyısında değil.

Her yerde önünüze Türkçe menü konulduğundan ve garsonların hepsi şakır şakır Türkçe konuştuğundan, sınır geçmiş ve yurtdışına çıkmışsınız gibi de hissetmiyorsunuz pek.

Türkçe menü demişken, biraz Edirne aksanlı Türkçe menüler var. Onlar çok iyi: Aridesli şehriye gibi. 🙂

Beklentilerinizi çok yükseltmezseniz, güzel restoranları başta olmak üzere, birkaç günününüzü gayet keyifle geçirmenizi sağlayacak her şey burada var.

Nerede kalmalı?

Biz bu gidişimizde Alexander Beach Hotel’de kaldık. Burası beş yıldızlı bir spa otel; ama Türkiye’deki beş yıldızlı spa oteller gibi etkileyici bir dekorasyon, şaşırtıcı detaylar sunmuyor. Her şeyden biraz koyalım, havasında zevksiz ve uyumsuz bir dekorasyonu var ve oldukça eski bir otel.

IMG_2397.JPG

Yine de deniz manzarasına bakan balkonlu odaları, Alexandroupoli’de tatil hissi yaşamak için çok iyi. Açık büfe kahvaltısı güzel ve hepsinden önemlisi akşam ne yapsak diye düşünenler için, şehrin en iyi kumarhanesi de bu otelin içinde.

Arabası olmayıp, şehrin içinde her yere yürüme mesafesinde kalmak isteyenler ve çok lüks peşinde olmayanlar tercihlerini Hotel Erika‘dan yana yapabilirler. Pansiyon kıvamında; ama lokasyonu şahane.

Gitmişken mutlaka denenmesi gereken restoranlar 

Vedat Milör’ün methetmesi ile, Alexandroupoli’ye yolu düşen herkesin mutlaka uğradığı tavernalardan biri haline gelen Nisiotiko, şehir merkezinde ara bir sokakta bulunuyor. Her zaman çok rağbet gördüğü için gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız çok iyi olabilir.

nisitioko.jpgnisitioko2.jpgnisiotiko3.jpg

Bütün mezeleri ve ara sıcakları gerçekten leziz. Özellikle acılı ahtapot güveç, kabak kızartma (lütfen kabak kızatma diyip burun kıvırmayın, bence en lezzetli meze olmaya aday), ızgara peynir mutlaka denemeniz gerekenlerden.

tavern-of-agios-georgios.jpg

Bir diğer mutlaka denenmesi gereken restoran Aya Yorgi veya lokal adıyla Ai Giorgis. Eğer Yunanistan’a gelmişken deniz kıyısında yemek yiyelim, iç dekorasyonu da salaş olmasın, şöyle şık bir yere gidelim, diyorsanız, istikametiniz burası olmalı. Diğerlerine kıyasla en şık restoran burası.

Menüsünde, yufka ile kızartılmış ballı kayısı aromalı peyaz peynir gibi sıra dışı seçenekler de var. Özellikle deniz ürünlü şehriye ve risottoları oldukça lezzetli.

aya yaorgi_dedeağaç.jpg

Bir diğer seçenek de Gialos. Burası yukarıda bahsettiğim restoranlar kadar popüler değil. Eğer Dedeağaç’ta yalnız iki akşam yemeği yiyecekseniz, tercihiniz Nisiotiko ve Aya Yorgi’den yana olsun.

Gialos’ta da tercihinizi soslu mezelerden ziyade, direk deniz ürünlerinden yana yapmanızı tavsiye ederim. Ahtapot ızgara lezizken; domates soslu karides gibi soslu ara sıcaklar bizi biraz hayal kırıklığına uğrattı.

Gialos.jpg

Gelelim önemli bir bilgiye:

“Uzo çok şekerli ya!”  diye söylenenlerdenseniz, içmeniz gereken şey mavi Barbayani.

Tadı gerçekten güzel, leziz mezelerinizin yanında minik minik şişeleri keyifle devirirken, alkol oranının %46 olduğunu da unutmayın.

barbayani.jpg

Cafeler ve barlar:

Şehrin ana caddesi olan Dimokratias’ın üzerinde yan yana dizi dizi barlar var. Hepsi büyük ölçüde birbirine benziyor ve orada yaşayan gençler bütün günlerini burada geçirmeyi seviyorlar. En meşhurlarından biri Absolutely Fabulous.

Sokak kenarında dizilmiş bar koltuklarında oturup, makul fiyata prosecco içmenin keyfini çıkartabilirsiniz.

FullSizeRender.jpg

Eğer kendinizi bu sokak kenarındaki barlarda tatilde hissedemiyorsanız, deniz kenarındaki Argo güzel bir alternatif. Tam denizin kıyısındaki konumu, geniş avlusu ve beyaz sandalyeleri ile Alexandroupoli’de en çok Yunanistan hissi veren mekan burası.

frappe.jpg

Ve tabii her fırsatta bol bol Mytos veya Alfa bira yuvarlamayı unutmayın. Yanında da patates kızartması ve bunu batıra batıra yiyebileceğiniz bir caciki varsa, değmeyin keyfinize.

IMG_2341.JPG

Lezzetle ve keşifle kalın!

Hellas Komşu: Alexandroupoli (Dedeağaç)” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s