Emine, Alara ve Sezen ateşkesi!

Çalıştığım son hukuk bürosunda patronumun “Sezen’in gizli ve ikinci bir hayatı olduğunu düşünüyorum.” esprisi ile başlamıştı her şey.

Haklılık payı da vardı, bir yandan günümün büyük bir kısmını ceket gömlek giyerek ve oldukça yoğun bir tempoda hukuk bürosunda çalışarak geçiriyordum. Yine aynı dönemde neredeyse her hafta sonu, kameram ve bir sırt çantasıyla yollara düşerek çeşitli mecralara seyahat yazıları yazıyordum.

Aynı anda hem gazetelerde çıkan birleşme devralmaların arkasındaki emektar avukattım, hem de ucuza seyahatler yapan ve seyahat yazıları yazan sırt çantalı gezgindim.

İkisi stratejik olarak birbirini beslemeyen, hatta beni oldukça uykusuz bırakıp yoran, diğer yandan ise  benim “tek ve monoton bir hayat yaşamayı reddetmeme” inadıma cuk oturan uğraşılardı.

IMG_2126

Elif Şafak’ın Siyah Süt romanında, kendi içindeki kadınlara “Saten Şehvet Hanım, Anaç Sütlaç Hanım, Sinik Entel Hanım” gibi isimler takmasını çok sevmiştim.

“Her kadının içinde çelişen, çatışan farklı sesler var. Yaş ilerledikçe bunlar daha netlik kazanıyor belki de. Anne olmak, anaç ve evcimen olmak, öte yandan kariyer sahibi, hırslı ve azimli olmak… ya da zaman zaman her şeyi boş vermek, akışına bırakmak…Tüm bu seslerin kafa kafaya gelip isyan ettiği dönemler olabiliyor kadınların hayatında.”

Genellikle kadınların hayatlarındaki sorumluluklar, bunları törpülemesini ve bastırmasını zorunlu kılıyor. Ben ise hangisini törpüleyip, hangi yöne gitmek istediğimden bir türlü emin olamıyordum.

Bu durum, zaman zaman çelişkili ve tutarsız davranmama neden olsa da, bunu terazi burcu olmama bağlayıp kestirip atıyordum.

Aradan yıllar geçtikten sonra bir ev partisinde, o günlerde yeni tanıştığım bir arkadaşımın “Sen tam bir Alarasın.” demesiyle ve sonradan yakın çevremin de bu uçarı ve flörtöz anlarıma Alara adını inanılmaz yakıştırıp, bu ismi benimsemesiyle benim içimdeki kadınlar somut olarak isimlendirilmiş oldu.

(Böyle anlattığımda kulağa korkutucu geldiğinin farkındayım, ama aslında çok gerçek, bastırmadığımızda hepimizde olan çok eğlenceli bir şeyden bahsediyorum.) 

IMG_2125

İçimde bir geleneksel yan var. Her ne kadar ayakları üzerinde durabilen güçlü bir kadın olsam da, hayatımdaki adamın her zaman benden güçlü olması gerektiğini düşünen yanım bu.

Evcil, aile bağlarına ve temel değerlere saygı gösteren, aidiyet arayan, manevi konulara ilgili…

Duygusal, sokakta ağır şartlarda çalışan birini gördüğünde gözleri dolan, romantik filmler izlerken heyecanlanıp alkışlayan, kitap okurken ağlayan…

Hiç bir zaman rekabetçi iş ortamlarında erkekleşen, eril enerjiyle dolan kadınlardan olmak istemeyen…

Birlikte olduğu adamla mutluysa “Bu sefer çok başka” diyecek saflıkta olan, beklentilerini sıfırlayan…

Bu yanıma, daha geleneksel olduğu için ilk ismimi verdim: Emine.

Açıkladığımda “modern kadınların” ağzını açık bıraktıran, benden duyduklarında şok eden açıklamalarım da kaynağını bu yanından alıyor: “Ben asla bir adamı elinde bezle, elektrik süpürgesiyle filan görmek istemem. Hiç eşitlikçi değilim bu konuda. Gözümdeki bütün çekiciliğini, erkeksiliğini kaybediyor.”

IMG_2153

Hayatımın genelinde ağır basan yaklaşımım ise “farkındalık”, “yaratıcılık”, “keşif”, “keyif”, “üretim” odaklı.

Çalışıp para kazanan, ama bunu memuriyet zihniyetiyle değil, “Ne ekleyebilirim bu yaptığım işe?” farkındalığı ile yapan, hayatına keyif katmak için uğraşan, üretmeyi, yazmayı, okumayı, insanları seven yanım…

“Birbirimize bir şeyler katalım.” taraftarı, paylaşımcı. Hayatımın hakim tarafı.

Kendine güvenen, iletişime açık, insanları seven, genel olarak uyumlu…

Ancak genetik miras olarak, istemediği ve içine sinmeyen hiç bir şeyi yapmayan, hak etmediği bir durumla karşılaştığında anında ortalığı birbirine katıp çekip giden tarafım da bu aynı zamanda. Hadsiz bir müdahale ve saygısızlık karşısında hemen pençelerini çıkarıp, karşısındaki her kim olursa olsun “Sikerim senin belanı” diyen ve anında savaşa hazır hale gelen tarafım: Sezen.

IMG_2113_Fotor

Ve adını çok geç bulan, ama cuk oturduğu için anında herkes tarafından itirazsız benimsenen Alara.

Flörtöz, cilveli, oyuncu, kırıtan, sabahlara kadar dans etmeyi, cüretkar giyinmeyi, partilemeyi seven, tamamen eğlenmeye odaklı, yeri geldiğinde, kendi yaptığı planlara bile “Şu anda canım bunu istemiyor.” diyerek gitmeyecek kadar bencil olan yanım. 

Genellikle kafam güzel olduğunda ortaya çıkan, karşısına çıkan her adamın aklının bir kenarına taht kuran tarafım.

Bunları böyle somutlaştırdığımda, çok enteresan farkındalıklar yaşadım. Mesela ben hayatıma giren adamlarla genellikle Alara yanım baskınken tanışıyorum, pervasız ve eğlenceli anlarımda. Sonra birlikte iyi vakit geçirmeye başladığımızda, aidiyet hissi kurduğumda Emine baskın çıkıyor. Bir anda daha alttan alan bir kadına dönüşerek, adamı “hayatımın erkeği” mertebesine hızlıca yükseltip hatta bazen sınırları kaçırıp kendimi değersizleştiriyorum. Sonra adam bazı sınırlarımı geçince de Sezen’in net tarafı ile saniye düşünmeden ortalığı birbirine katıp çekip gidiyorum. Adam da “Yok canım, böyle bitmez herhalde. O bana çok aşıktı beni bu kadar kolay hayatından çıkartamaz.” diye yanılarak kalakalıyor.

Bugüne kadar Emine yanım, benim hep biraz daha bastırmaya çalışıp, geleneksel olduğu için biraz burun kıvırdığım ve aşağıladığım bir yanımmış. Örneğin bütün yaz boyunca, o partiden bu partiye koşup, gin tonik kokulu aşkları yaşarken  Alara yanım baskındı hiç şüphesiz.

100 gün projemi evimi düzenlemek olarak ilan ettiğimde, ilk defa Emine yanıma bu kadar geniş bir alan ve zaman tanımış oldum. Emine yanımın yükseldiği erkek profili, yakın çevremde dehşet yaratmış olsa da, müthiş lezzetli yemekleryapan, evi düzenlemekten keyif alan, hamarat ve evcil Emine hükümdarlığında bir ay geçirdim ve bu yanımın, sandığım kadar korkunç ve sıkıcı olmadığını deneyimledim.

Ve hayatımda ilk defa sanırım bütün yanlarımla barıştım. Hepsinin farklı avantajları ve keyifli yanları olduğunu deneyimledim. Birini seçerek, içimdeki diğer bütün kadınları bastırmaya çalışmamın aslında beni ben olmaktan çıkardığını ve tek düzeleştirdiğini fark ettim. Benim süper gücüm olan hayat enerjim ve merakım aslında tam olarak bu çatışan ve hakimiyet kurmaya çalışan yanlarımdan kaynaklanıyor.

İçinizde bastırdığınız yanlarınızı keşfederek kalın!

 

 

 

Emine, Alara ve Sezen ateşkesi!” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s