Mistik anlamlar yüklediğim kırk günlük inzivamda ben neler öğrendim?

Evde tastamam kırk gün geçirdim.

Bütün alışkanlıklarımı ters yüz ederek. Olağan hayatımdaki sıradan her şeyden vazgeçerek. Gerçekten yalnız.  Dışarıdan hiç yemek söylemeden ve ruj sürmek dışında hiç makyaj yapmadan…

Kırk, Türk mitolojisinde ve İslam inancında önemli anlamı olan bir sayı biliyorsunuz. Masallarda düğünler kırk gün kırk gece yapılır, ölenin ardından kırk gün Kuran okunur. Anadolu geleneklerine göre tamama ermenin sayısıdır.

Ben bu kırk günümü hiç “Offf daraldım. Yeter bitsin!” diye isyan etmeden, özlediğim her şeyi bile neden özlediğimi anlamaya çalışarak, kendimi, duygularımı ve vücudumu sürekli gözlemleyerek, aklımdan geçen her şeyi, bir gün içinde neler yaptığımı, ne hissettiğimi not alarak, bu süreci kendimi daha iyi tanımak için iyi bir fırsat görerek  geçirdim.

Evde Kal Günlükleri serisiyle de hepinize bu süreci bir serüvene dönüştürme konusunda ufacık da olsa ilham vermeye heves ettim.

Kırk günün hakkını verdiğimi düşünerek, karantinamı sona erdirdim. Bu satırları da  evden radikal biçimde firar etmiş, harika bir manzaraya karşı yazıyorum.

Bal gibi biliyorum ki bu dönemden asıl çıkarttığım dersleri ancak üzerinden yeteri kadar zaman geçtiğinde anlayabileceğim. Şimdilik fark edebildiklerimi sizinle de paylaşmak istedim.

Created with RNI Films app. Preset 'Agfa Optima 200 v.2'

Niyetin ve düşüncen ne yöndeyse, enerjin de o yöne akıyor. Değişmesi gereken dış koşullar değil, sensin. 

Evde geçirdiğim ilk haftada defterime şöyle yazmışım: “Ne kadar ironik. Bir şirkete bağlı olarak ancak mekan bağımsız avukatlık yapmak yıllardır düşlediğim bir şeydi. Şimdi virüs nedeniyle bu gerçek oldu ve müthiş keyifli olmam lazım. Aksine göz altlarımda torbalar oluştu, kendimi sürekli uykulu hissediyorum, bir de sürekli aç… Uyanma saatlerimin gittikçe ileri kayması günümü verimsizleştiriyor. Buna bir çözüm bulmam lazım. Yoksa gün nasıl olduğunu anlamadan geçiyor ve ben pek bir şey yapmıyorum.”

Bu noktada kalsaydım, muhtemelen bu süreci pek de bir şey yapmadan ve sıkılarak geçirmiş olurdum. İlk haftada durdum, kendime “Bu istediğin bir şeydi Sezen, neden keyfini çıkartmayasın ki?” diye sordum ve bu yolu seçtim.

Koşullar aynı, ev aynı, ben aynıyım. Sadece yaklaşımım değişti.

Genel olarak hayatımızda sürekli olarak dış koşulların değişmesini bekliyoruz, oysa hayatımızda istediğimiz değişiklikler için asıl değişmesi gereken şey biziz. Bizim hayata ve olaylara yaklaşımımız.

8f482c611c8b4c9b0e4541207a7bdd08

O gün kendini nasıl hissettiğin ve enerji durumun tamamen değişebilir ve bu o kadar da büyük bir sorun değil. 

Genellikle keyfimizin yerinde olmasını veya canımızın sıkılmasını, o gün olup bitenlerle gerekçelendiriyoruz. Evde geçirdiğim günlerde, her gün büyük ölçüde birbirinin aynısı olarak akarken, yani dış faktörlerde hiç bir değişiklik yokken bile ruh halimin değiştiğini fark ettim.

Bazı sabahlar canım hiç bir şey yapmak istemeden uyandım. Bazı sabahlar mükemmel bir hayata sahip olduğumu düşünerek ve dans ederek.

Bazı günler telefon açan herkesi saatlerce dinlemeye tahammülüm vardı, bazı günler “hı hı” diyerek telefonu kapatmalarını bekledim.

Kendimizi iyi, kötü, enerjik, yorgun hissetmemizin aslında o gün olup bitenlerle doğrudan bağlantılı olmadığını ve bazen kötü hissetmemizin o kadar da sorun olmadığını öğrendim. O gün yapmadıkların için kendini suçlamak yerine, “Okeeey, bu gün miskin günüm. Vücuduma istediğini vereceğim. Bu upuzun yapılacaklar listesi bir kenara kalkıyor. Bu gün kesinlikle bitirilmesi gereken işler bittikten sonra romantik bir komedi izleniyor.” demek gerektiğini…

4c3aeb6c063a0161809fe6a730812aa1

Güzel malzeme satın aldığında evde pişirdiğin her şeyin oldukça lezzetli olduğunu; çiğken “Ohoo ben bunu bir ay yerim” dediğim kocaman paket pazı ve ıspanak gibi yeşilliklerin piştiği zaman el kadar kaldığını; doğru kıvamda pişirmenin en zor olduğu sebzenin pırasa olduğunu; vücudumuzun ihtiyaç duyduğu karbonhidratı pekala sebzelerden sağlayabileceğimizi öğrendim.

Mayışık uyandığım sabahlarda yoga ve meditasyon yaptıktan sonra enerji dolduğumu fark ettim. Bunlara bundan sonra hayatımda çok daha fazla alan açmaya karar verdim.

Çok sevdiğimi sandığım bazı şeyleri aslında o kadar da sevmeyip alışkanlıktan yaptığımın farkına vardım.  Belki  o plandan bu plana koştururken aslında bana o kadar da keyif veren bir şey yapmıyordum? Belki de ben evi ve kendi başıma kalmayı sandığımdan daha çok seviyordum?

Bir şeye konsantre olabilmek için müziğe ihtiyaç duyduğumu fark ettim. Müzik olmadan çok uzun süre oturamadığımı fark ettim. Uzun bir sözleşme üzerinde çalışacaksam da, uzun bir yoga dersine gireceksem de, orada sabit kalabilmek için mutlaka müziğe ihtiyaç duyuyorum.

145a4a8b447c28cac3722243aa3aae15

Sandığımdan çok daha disiplinli ve planlarına uyan bir karaktere sahip olduğumu;  sık sık gittiğim Adana ve Teos hafta sonu kaçamaklarının bana sandığımdan bile iyi geldiğini;  yazmak ve yaratmak için illa ki dış dünyada keşifler yapmak gerekmediğini, evde ve kendi başına kalmanın üretimi tetikleyebileceğini; hiç bir krem ve yüz maskesinin cilde flört ışıltısı vermeyeceğini; düzenli uyku ve sağlıklı beslenmenin insanı güzelleştirebileceğini ancak asla çok eğlenilmiş bir gecenin ertesi sabahı kadar çekici kılmayacağını öğrendim.

Farkındalıkla kalın!

 

Mistik anlamlar yüklediğim kırk günlük inzivamda ben neler öğrendim?” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s