Yeni Normalde Seyahat ve Uçak Yolculuğu

Astrolojik haritamdan Ayurvedik dosha test sonuçlarıma kadar her şey bana “toprak” elementimdeki eksikliği haykırıyor. Yerleşmekte, sabit kalmakta, istikrarlı olmakta ve rutinler geliştirmekte zorlanıyorum. Yoga pozlarında uzun süre kalabilmek için sevdiğim müziklerin bana eşlik etmesine ihtiyaç duyuyorum. Herkes “Sen delisin, uçağa binilmez.”  derken pılıyı pırtıyı toplayıp havalimanının yolunu tutuyorum. Bir yere ayak bastığımın üçüncü günü yeniden yollara düşmenin fikri içime yerleşiyor.

Bu satırları size en son Evde Kal Günlükleri‘ni yazdığım noktadan yaklaşık 500 kilometre uzakta, saç rengimi epeyce açtırmış ve ten rengini güneş eşliğinde bir tık kırmış olarak yazıyorum.

IMG_7604

Geçen hafta evde geçen iki aydan sonra, etekler, ceketler, topuklu ayakkabılar giyip evden çıktım. Taksiye bindim, yüz yüze toplantılar yaptım.

İki aydır ufak tefek kaçamaklarımı saymazsak evimin sınırları içinde olduğumdan, bunların hepsi bana çok sıra dışı şeylermiş gibi geldi.

Bir yandan giyinmeyi, şıkır şıkır evden çıkmayı ne kadar özlediğimi fark ettim. Diğer yandan eve o kadar alışmışım ki; trafik, uğultu, başka insanların ses ve hareketleri bana çok yorucu geldi. Eve geldiğim anda uyuyacak kadar yorgun hissettim kendimi her seferinde.

IMG_7725

“İşe gidebiliyorsam, denize de gidebilirim.” diyerek uçuşlar başlar başlamaz kendime uçak bileti aldım. Bu yaz boyunca kendimi ve kız arkadaşlarımı gaza getirmek için en sık kuracağım cümlenin bu olacağını düşünüyorum. 🙂

Cumartesi gününe uçak biletim varken, hafta sonu sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ben uçak biletimi cumartesi gününden cuma gününe kaydırana kadar sokağa çıkma yasağı iptal edildi. Belki de Covid günlerinden son öğrenmemiz gereken şey bu: Spontane ve plansız hareket etme kabiliyeti.

Created with RNI Films app. Preset 'Technicolor 2'

Uçak yolculuğum hakkında gerçekten çok soru geldi. Salgın sonrası havalimanında neler değişti? Yeni dönemde seyahat nasıl? İçime sinenler sinmeyenler, dikkatimi çeken bütün detaylar karşınızda:

Öncelikle hazırlık kısmından başlayayım. Ben normalde pek seyahat hazırlığı yapan biri değilimdir. Beş dakikada hazırladığım valizlerim vardır, yalnızca el çantama iç çamaşırı ve diş fırçası atarak üç beş günlük seyahatlere çıktığım da…

“Yeni normalde” ise seyahate çıkmadan iki ön hazırlık yaptım. Bunlardan birisi, kabine artık kabin boy bagaj sokulamadığı, yalnızca el çantasına izin verildiği için kıyafetlerimi ve bikinilerimi önceden kargo ile yollamak oldu. – Bu kesinlikle doğru bir karar değilmiş. Ben geleli günler oldu, paketim bir haftadır buraya ulaşamadı. Bagaj beklemek daha pratik olabilirmiş. 🙂

İkincisi ise çantama eldiven ve kuru yemiş atmak oldu. Havalimanındaki restoranlar kapalı olduğu gibi, uçakta da bir süre yiyecek ve içecek servisi yapılmayacak. Artık olağandan biraz daha erken havalimanına gitmemiz gerektiğini göz önünde bulundurunca, biraz incir ceviz hayat kurtarıyor.

Hes Kodu Nedir? Nereden Alınır? 

Uçak bileti satın almadan önce “Hayat Eve Sığar” isimli uygulamayı cep telefonunuza yükleyerek, HES kodu almanız gerekiyor. Bunu havalimanında kimse sormadı, ancak uçak biletini bu kodu girmeden satın alamıyorsunuz. Üstelik tarih seyahat tarihiniz ile uymuyorsa, sistem bunu eşleştirip hata veriyor.

Dolayısıyla artık her bilet satın almadan önce, uygulama üzerinden hızlıca bir HES kodu almamız gerekecek. E-devlet üzerinden de alınabildiği bilgisi yayılsa da, e-devlet’te böyle bir sekme yok. Ya kısa mesaj ile ya da uygulamayı yükleyerek alabilirsiniz. Uygulama hayatımda gördüğüm en yavaş çalışan ve en çok hata veren uygulama olsa da, çok uzun zaman alan veya yoran bir ön süreç olmadığını söyleyebilirim. Kimlik bilgilerinizi ve seyahat tarihlerinizi giriyorsunuz ve hemen bu koda sahip oluyorsunuz. Yalnız seyahat tarihinizle sınırlı almayın, seyahat tarihinizden sonraki 15 günü kapsıyor olması gerekiyor.

IMG_7901

İstanbul Havalimanı’nın açıldığı günden beri gereksiz büyüklüğünü, koridorların uzunluğunu, yürü yürü ulaşılamayan kapıların mesafesini en çok eleştirenlerden biri olarak, bunun Covid günlerinde inanılmaz hoşuma gittiğini itiraf ederek başlayayım. Alan o kadar büyük ki, özel bir çaba harcamadan herkesle sosyal mesafeyi korumuş oluyorsunuz.

Güvenlikten geçerken kullandığımız kutular her kullanımdan sonra dezenfektan ile siliniyor. Hiç bir şekilde kontuardan işlem yapılmıyor. Biniş kartı kontrolü de barkod okutarak otomatik geçtiğiniz elektronik bir sisteme geçmiş.

Ben kendimi havalimanında, şimdiye kadar olduğum her yerden çok daha güvenli hissettim. Marketten, sokaktan, iş yerimden çok daha ferah, temiz ve güvenli hissettirdi bana.

59F98F99-B881-43B3-9153-28CF5F1C4045

Yolcuları uçağa sıra numarasına göre bölerek alıyorlar ve aynı şekilde parçalı biçimde indiriyorlar. Hayatımda ilk defa gerçekten hiç kimseye değmeden uçağa bindim ve hiç kimseye değmeden uçaktan indim.

Türkiye’de genelde kapı açılmadan önce diğer bekleyenlerin üzerinden atlarcasına kapıya koşanların aceleciliği göz önünde bulundurulursa, hep arzuladığımız medeniyet seviyesine kavuşmanın kestirme yolu olmuş Covid.

92A7CD02-A20B-40D8-870A-157826545F92

Benim şaşırdığım ve yadırgadığım şey, uçakta hiç boşluk bırakmadan oturmamız oldu. Gerçekten koltukların hepsi ama hepsi doluydu. Ben en azından iki koltuktan birinin boş bırakılacağı bir oturma düzeni ummuştum. Benim bütün seyahat maceramda tek içime sinmeyen kısım buydu.

Bir de ben bugüne kadar ev dışında o kadar kısıtlı zaman geçirmiştim ki, bir saatten daha uzun süre maske takmamıştım hiç. Havalimanı transferleri, havalimanında geçen süre ve uçak yolculuğu derken yaklaşık dört saat maskeliydim. Bu da biraz yorucuydu.

Yaptığım ankette “Haziran ayında uçağa biner misiniz?” sorusuna %52 “Sen delisin hayır hayır.” diye cevap verdi. %48 “Neden olmasın ki?” dedi.

Ben bu yaz minik minik seyahatler yapmanın önünde bir engel görmüyorum.  Daha boş uçaklarla seyahat de edebilirsem kendimi çok daha güvenli hissederim psikolojik olarak.

2E6BF82A-8DBB-455A-8801-31D490146198

Bir de evde geçirdiğim günlerin beni gerçekten yavaşlattığını fark ettim.

Biliyorsunuz, ben yıllardır bütün yaz boyunca, cuma günleri işten çıkıp havalimanına gidip, hafta sonluğuna Ege’ye kaçan ve pazar gecesi dönen biriydim.

Dün akşam “Normalde ben şu anda havalimanında olacaktım. Ne kadar çok koşuyormuşum. Ne kadar kısa süreli hazlar için ne kadar yoruyormuşum kendimi.” diye düşündüm.

“Evde kal günlerinin yavaşlığı” ile önceki tempoma baktığımda dehşete kapılıyorum.  Yavaşlamak güzelmiş. Belki de bu Covid dönemi, yıllardır kendime hatırlatma olarak koyduğum bu blog mottosunun da “Hızlı değil, hazlı hayat!” hayata geçmesine vesile olur, kimbilir? ❤

Keyifle ve sağlıkla kalın!

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s