Bakım ve Güzellik Dosyası -1

Netflix’te bu aralar popüler olan bir belgesel var; Sosyal İkilem. Aslında hiç bilmediğimiz yepyeni bir şeyden bahsetmese de, sosyal medyanın hayatımıza etkisini çok çarpıcı biçimde önümüze koyuveriyor. Sosyal medyanın bağımlılık boyutunu bir kenara bırakırsak (aslında bir kenara bırakılamayacak kadar hayatımıza ciddi etkileri olsa da) , sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri “daha güzel görünme” ihtiyacımızın arttığı ve aynada kendimize çok daha eleştirel bir gözle bakmaya başladığımız inkar edilemez bir gerçek.

“Güzellik” kavramının kişiye özgü ve subjektif olmaktan çıkması; mutlaka hokka bir burun, 36 veya daha az bir beden, dolguyla şişirilmiş dudaklar, yukarıya çekilmiş badem gözler gibi kriterler içermesinden ve herkesin yüzünün profilden birbirinin aynı olmasından rahatsız olanlardanım ben.

Diğer yandan, herhangi bir sağlık problemi olmayan genç bir kadının, vücudunu sağlıksız yiyeceklerle doldurup, hiç hareket etmeden günlerini geçirip, katlanan bir göbeğe veya gevşek bacaklara sahip olmasına da aynı şekilde karşıyım. (Bu genellikle en çok tepki çeken görüşlerimden biri. Yine de bu bana psikolojik bir rahatsızlık veya öz sevgi eksikliği gibi geliyor. Herkes manken vücudunda olmak zorunda değil, ama belli bir özeni göstermeli vücuduna diye düşünüyorum.) Herkesin suratı birbirinin aynısı olmadığı sürece estetik ve botoks gibi müdahaleleri de destekliyorum.

Yıllardır 29. yaş doğum günümü kutladığım yaşlara ulaşmışken, aynaya baktığımda gerçekten 29 yaşında olduğum günlerden daha iyi görünmekten mutluyum. Elbette her zaman ışıl ışıl değilim. Yazları yüzüm güneş lekeleriyle doluyor, yorgunluktan gözlerim şişiyor, cildime bakmadığımda gözeneklerim doluyor… Sadece bunların herkesin başına geldiğini, sosyal medyada gördüğüm fotoğrafların kimsenin doğal hali olmadığını bilecek ve başkalarına bakıp depresyona girmeyecek seviyeye geldim.

Yine de, Instagram’dan takip edip imrendiğimiz nasıl hep böyle görünebilir dediğimiz bir sürü kişiyi yazın beach club’larda doğal haliyle gördüğümde, ilkel kadın güdüleriyle gizliden gizliye büyük bir mutluluk duyduğumu da itiraf etmeliyim. 🙂

Güzellik ve ışıltının sadece bakımlar ve kozmetiklerle olamayacağından, hatta aşık olmanın verdiği ışıltıyı verecek hiç bir yüz maskesini Korelilerin bile icat edemeyeceğinden artık eminim. Mutlu bir ilişkinin bir kadını inanılmaz çekici kılabileceğine, mobbing uygulayan bir patronun çok güzel bir kadını çirkinleştirebileceğine içtenlikle inanıyorum.

Hatta benim hayatımda ne zaman “Bu sefer çok başka” dediğim bir adam olsa konudan tamamen habersiz babamın “Sen yüzüne bir şey mi yaptırdın?” diye sorduğuna; çok uykusuz ve flörtöz bir gece geçirdikten sonra bir sürü kişinin “Çok dinlenmiş ve iyi görünüyorsun bugün.” dediğine defalarca şahit oldum.

Sadece kremler ve bakımlar yetmez evet ama onların doğru desteğini de niçin pas geçelim ki? Bu blogu takip edenler benim 100 gün projesi konseptime yabancı değil. Bu sonbahardaki 100 gün projemin konusunu güzellik ve bakım olarak ilan ettim. Yaptırmak ve denemek istediğim çok şey var. Bunların hepsini de tabii ki sizlerle paylaşacağım.

Öncelikle saç konusu ile başlayalım. Son zamanlarda saçımın rengini soran çok kişi oluyor. “Kendim boyuyorum.” dediğimde karşımdakinin yüzünde oluşan şaşkınlığı da çok seviyorum.

Benim yıllardır, saçlarımın dibini ne kadar küllü bir renge boyatırsam boyatayım, birkaç yıkamadan sonra renginin kızıla dönmesi gibi bir sorunum vardı. “Buna bir çözüm bulalım.” diye isyan ettiğim hiç bir kuaför de sürekli röfle yapıp durmaktan ve saçımı daha çok yıpratmaktan bir adım ileriye gidemedi. Denemediğim mor şampuan ve krem de kalmadı. İlla ki ayın yarısında, saçımın dibi kızıl geziyordum.

Covid döneminde, kuaförlere gidemediğimiz günlerde iş başa düşünce, boyanan rengi 8.1.’den 12.1’e çıkarttığımda (herkes daha açık renge boyarsam daha çok kızıl olacağını iddia ederken, tam aksine ) kızıllıktan kurtuluverdim. Sonuçta herkeste aynı sonucu verir mi bilmiyorum, ama merak eden ve riske girmek isteyenler için Palette’nin 12.1.ini kullanıyorum. Mart ayından beri kızıla dönmeyen saçlarım kadar, aylık boyamı inanılmaz ucuza – üstelik de kuaföre yetişme derdim olmadan – evde istediğim saatte boyayabilmenin hazzını sonuna kadar yaşıyorum.

Diğer yandan bu renge ulaşana kadar yaptırdığım röfleler yüzünden saçımın yıpranmasına hala müthiş bir çözüm bulabildiğimi söyleyemem ne yazık ki. Karmakarışık bir saç yığını taşımanın ötesine, kullandığım ve denediğim ürünlerden bazılarıyla yalnızca “geçici” bir çözüm üretebiliyorum.

Denediğim ürünlerden yazın denizde çok severek kullandığım Asley Joy’un argan saç bakım yağı oldu. Bütün yaz boyunca, benim hep çantamda taşıdığım bu yağ, bizim kızlar arasında da oldukça popüler oldu. Çok güzel koktuğu gibi, denizden çıktıktan sonra tuzlu ıslak saçlarıma sürüp taradıktan sonra, hacimli ve harika görünen saçlarla gezdim. Hatta bazen sırf saçımın o şeklini bozmamak için denizden sonra saçımı yıkamadığım bile oldu. Fakat şehirde banyodan çıkmış temiz saçlarıma uyguladığımda aynı sonucu malesef vermedi. Yalnızca deniz tatilleri için şiddetle tavsiye ederim.

Bir diğeri ise Fitness’in keratin hair botox serumu. Temiz saça uygulayıp beklettim, bir kaç saat sonra duruladım. Kullandığım haftalarda gerçekten mucizeler yarattı. Saçlarımı yumuşacık yaptı. Ancak kullanmayı kesince, o yumuşacık hali de gidiyor. Düzenli uygulamaya razıysanız, bu ürünü de şiddetle tavsiye ederim. Fiyatından büyük performansı var.

Yıpranan saçlarım için sizin de tavsiyeleriniz varsa, lütfen benimle paylaşın.

Önümüzdeki 100 gün bu blogta hiç olmadığı kadar bakım ve güzellik yazmayı, hiç olmadığım kadar ışıldamayı hedefliyorum.

Kendinizi severek kalın!

Bakım ve Güzellik Dosyası -1” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s