Erteleme Alışkanlığı: Siktir etmek ya da yapmak işte bütün mesele bu seçim.

Bazı yazıları yazmaya başlamak biraz daha zor. Özellikle de yazacağın konuda daha önce yazılmış milyonlarca yazı varsa ve hepsi “İşi parçalara böl.”, “Arkadaşlarından destek iste.”, “Kendine ödüller koy.” gibi klişelerden oluşuyorsa ve sen hepsinin büyük bir saçmalık olduğunu düşünüyorsan!

Ben uzun yıllar boyunca “erteleme kraliçesi” olarak hayatımı sürdürdüm. Evimde sürekli terziye gitmeyi bekleyen kıyafetler oldu, ajandalarımda asla üzeri çizilmeden uzayan yapılacak işler listelerim, outlook’umda her gün bir sonraki güne transfer ettiğim görevlerim…

Bu konuda çok fazla kitap okudum, hatta koçlarla çalıştım. Hep aynı yöntemlerle geldiler bana: İşleri parçalara böl, güne en zor işi bitirerek başla….

Gerçekten denedim, bana tavsiye edilen her şeyi denedim; ama sonuç hiç değişmedi. Ben bazı işleri sürekli olarak ertelemeye devam ediyordum. Hiç üşengeç veya tembel bir insan olmamama, çok az uyku uyumama ve bir güne bir sürü şey sığdırmama rağmen, bazı işleri ertelemekten bir türlü kurtulamıyordum.

Sonra benim hayatıma gerçekten muazzam etkisi olan bir yöntem buldum.

Ben bu konuya tamamen iki ayrı başlık altında yaklaşmayı doğru buluyorum: 1) Sorumluluğunuz olduğu için yapmak zorunda olduklarınız 2) Hayalleriniz ve hayatınızda olmasını istedikleriniz.

Bunların ikisini birbirinden ayırmanın gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum; çünkü ikisinin arkasındaki erteleme nedenleri ve çözümleri bambaşka.

Sorumluluklardan başlayalım: Bu çalıştığınız şirkette yapmanız gereken bir iş de olabilir, ailenize karşı bir sorumluluğunuz da, ödemeniz gereken bir fatura da…. Bu grupta yer alanlar, hakkında iradenizle karar veremeyeceğiniz, mutlaka yapılması gereken işler. Erteliyorsanız da muhtemelen yapmaktan da hiç keyif almadığınız angarya olarak gördüğünüz nitelikte işler…

Bu yüzden ilk seçeneğiniz bunları delege ederek tamamen kurtulmak. Evi paylaştığınız veya birlikte çalıştığınız başka bir kişinin üzerine paslayabiliyor musunuz, bunu gerçekten değerlendirmeniz lazım. “Gerçekten değerlendirmek”ten kastım, kendi kendinize “imkanı yok” diye düşünüp geçmek değil. Olabilecek herkesle iletişim kurarak, “Bu işi yapmak istemediğinizi, enerjinizi daha verimli başka alanlarda kullanabileceğinizi” doğru bir iletişimle açıklamak. Her gün evi toplarlamak zorunda olduğunuz için kocanıza surat yapmanızdansa, eve bu konularda bir yardımcı almak bütçenizi zorlasa bile, sizi daha mutlu bir çift haline getirebilir örneğin. Bir işin üzerinizden ve sorumluluğunuzdan çıkması konuşması yaparken, bunun yerine üstlenebileceğiniz farklı bir iş ve özellikle de karşınızdakine cazip gelecek bir teklif sunmanız pazarlık gücünüzü arttırır.

Bu mümkün değilse de, angarya olarak gördüğünüz bu işi daha keyifli bir hale getirebilecek kombinasyonlar üzerinde düşünmenizi tavsiye ederim. Yaratıcılığınızı devreye sokun. Örneğin ben dinlemek istediğim podcastler ile ev işlerini birbirine bağladım. Ne zaman ev işi yapsam, dinlemek için kaydettiğim podcast’lerden birini açıyorum. Umarım Annem Dinlemez eşliğinde grup seks maceraları dinleyerek bulaşıklarımı yıkıyorum veya Spotify haftalık keşif listemi, o haftanın tebligatlarını gözden geçirdiğim zamana saklıyorum.

Şirketteki işlerim bakımından hayatımı değiştiren iki yaklaşım, “Elini sürdüysen bitirmeden bırakma” ve “30 dakikadan az zamanını alacak her şeyi yap bitir, aradan çıksın.”

Bir işi yapmaya başladıysam o işi tamamlamadan bırakmıyorum. Aynı şekilde, otuz dakikadan az zamanımı alacak herhangi bir şeyi de, yapılacak işler listeme ekleyerek günden güne taşımak yerine, yapıp aradan çıkartmanın çok daha az yük olduğunu fark ettim.

Dürüst olmak gerekirse, bu genellikle çalışma saatlerimi uzatıyor, mesai bittikten sonra akşamları da çalışmama neden oluyor. Ancak aksi takdirde bilgisayarı yavaşlatan açık tab’ler gibi, bu minik minik işler, toplandığında sürekli zihni meşgul eden upuzun bir yapılacaklar listesine dönüşüyor. Aklım yapmam gereken işte arkadaşlarımla buluşmaktansa, arkadaşlarımın yanına bir saat geç ama aklımın arka planında sürekli bitirmem gereken işi düşünmeden gitmenin bana daha iyi geldiğinden artık eminim.

Kronik erteleyici olarak yıllarınızı geçirdiyseniz bu iki yaklaşımı bir anda kendi kendinize karar alıp benimseyemeyeceğiniz konusunda uyarmalıyım. Diğer yandan denedikçe ve yaptıkça, o kadar olumlu etkisini göreceksiniz ki, daha çok yapmaya başlayacaksınız. İlk bir kaç seferinde “Gel gel acımayacak.” diyerek kendinizi azıcık ittirin, yeter.

Bence bu sorumluluklar kapsamındakiler için erteleme konusunu çözmek çok daha kolay. Çünkü kaba bir tabirle bunları sike sike her türlü yapacaksınız. Şimdiden yapıp kurtulmanız her zaman onu aklınızın bir kenarında sürekli olarak taşımaktan daha konforlu bir senaryo.

Asıl daha komplike olan kısım hayalleriniz, arzularınız, hayatınızda olmasını istediğiniz şeyleri erteleme alışkanlığı.

Benim bununla yüzleşmem oldukça dramatik oldu. Eski günlüklerimi okumaya başladığımda, yıllardır yeni yıl kararlarımda aynı şeyleri tekrar tekrar yazıp durduğumu ve yıllardır hiç birini yapmadığımı fark ettim.

“Şunu yapmak istiyorum; ama vaktim yok.” kendinize söylediğiniz en büyük yalanlardan biri. Bunu kabul ederek başlayın. Bir hafta boyunca “istiyorum ama vaktim yok.” dediğiniz her şeyi bir kenara not edin.

Sonra kendinize ayıracağınız bir zamanda dürüstçe kendinizle yüzleşin. Bunları gerçekten yapmak istiyor musunuz, yoksa herkes yaptığı veya kulağa havalı geldiği için yapmak istediğiniz şeyler mi?

Bazen istemediğimiz şeyleri istediğimizi sanıyoruz. Bu konu hakkında düşünmeye çok zaman ayırmadığımızdan… Toplum onun iyi olduğunu düşündüğü için, herkes yaptığı için kendimiz de yapmak zorundaymışız gibi hissediyoruz.

Herkes 34 beden olmak, kendi girişimini kurmak, evlenmek, müthiş yoga asanaları yapabilmek ve hamarat olmak zorunda değil. Hepimiz bu kadar farklı ve özel yaratılmışken, hepimiz için “doğru bir hayat” reçetesi olabileceği fikrine ben inanmıyorum.

Yıllardır yeni yıl kararları listeme ekleyip durduğum bazı şeyleri aslında o kadar da istemediğimi fark ettim, bu açıdan baktığımda. Hamarat ve düzenli bir kadın olmak umurumda değil mesela. Artık evim darmadağınık olduğu için kendimi suçlamayı kestim. Birisi bu konuda beni suçlamaya kalkarsa da, “Burası benim yaşam alanım. Rahatsız oluyorsan gelmemeyi tercih edebilirsin.” diyerek kestirip atıyorum.

Yapılacaklar listenizde yer alan şeyler, sizin dışınızdaki kişilerin düşüncelerini görmezden geldiğinizde, o kadar da umurunuzda olmadığına karar veriyorsanız, gönül rahatlığı ile “Salla ya!” diyip geçin. Ertelediğiniz ve yapmadığınız için vicdan azabı çekmekten kendinizi azad edin.

Gerçekten yapmak istediğiniz şeyler, hakkında düşündüğünüzde sizi heyecanlandıran, enerji ile dolmanızı sağlayanlar olacaktır. Bunları yine de yapmıyorsanız, bunların arkasındaki neden muhtemelen şunlardan biridir: “Ya kötü olursa ve başaramazsam korkusu” veya “Önceliklendirme hatası”.

Kendimden örnek vermem gerekirse, benim yıllardır aklımda olan ve yapmak istediğim şeylerden biri aşk romanı yazmaktı. “Ya yeterince iyi olmazsa?” sorusu nedeniyle bunu erteleyip duruyordum. “Şu işlerimin yoğunluğu bir bitsin, şu yaz bir geçsin.” diyordum. Yapmak istediğiniz şey için doğru zamanı ve hazır olmayı beklemekten vazgeçin. Bu kadar basit!

Ben, hiç yapmamaktansa, şimdi yapabileceğimin en iyisini yapmaya karar verdim. Mükemmel olmak zorunda değildi, önemli olan yapmaktı. Yıllardır ertelediğim bir şeyi böylelikle bir ay içinde hayata geçirdim: Aşk Peşinde Masallar’ı yazdım. Yeryüzünde yazılmış en iyi roman olmasa da, geçtiğimiz yaz boyunca bir sürü kişiye oldukça keyifli saatler yaşattı. Çok mutluyum. ❤

Bana “Ya ben de yıllardır yazmak istiyorum, ama yapamıyorum.” diyen herkese de “Mükemmel olma korkusunu bırak, yap. Sonra daha iyisini de yapabilirsin. Tek bir kerelik hakkın olan bir şey değil ki bu.” yaklaşımımdan bahsettim ve bu kişilerin bazıları da bu süre içinde kendi romanlarını yazdı. Gerçekten! O kadar mutlu oldum ki!

“Yeterince iyi olmazsa” korkusu ile bir şeyleri ertelemeyin. Yapın, olmazsa, yeniden denersiniz. Sonuç ne olursa olsun, hiç yapmamaktan bir adım önde olacaksınız.

İkinci konu ise “önceliklendirme.” Aslında hepimizin istediğiniz her şeye yetecek kadar çok vakti var. Diğer yandan her şeyi aynı anda yapabilecek kadar uzun değil günlerimiz.

Bu konuda daha önce yazdığım Muhteşem Hayatımızı Yaratma Yolculuğumuz: 100 Gün Projesi yazısına göz atabilirsiniz. Bütün yapmak istediklerinizi aynı anda yapmaya elbette zamanınız veya şartlarınız uygun olmayabilir. Ancak yapmak istediklerinizden birini seçerek, 100 gün içinde bunu gerçekleştirmenizin önünde hiç bir engel yok.

Ben 100 gün projesini uygulamaya başladığımdan beri, yıllardır yeni yılda yapılacaklar listemde bir sonraki yıla taşıyıp durduğum iki şeyi bu yıl içinde hayata geçirdim: Evimi fazla eşyalardan arındırarak hafifledim ve romanımı yazdım. Yeni 100 gün projem bakım.

Sizden gelen mesajlardan anladığım kadarıyla, “ertelemek” bir çoğumuzun büyük bir sorunu. Umarım bu yazı işinize yarar. Deneyip işinize yaradığını gördüklerinizi lütfen benimle paylaşım.

Yaşamak istediğiniz hayatı yaratarak kalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s