Defterlerim arasında kendi geçmişime bir yolculuk: Bol kırmızı şarap, kahkaha ve gururla…

Ben kendimi bildim bileli hep elimin altında defterler oldu. Toplantılarda konuşulanları, zihnimden geçenleri, yapmak istediklerimi, hayallerimi, hissettiklerimi, düşündüklerimi, dinlediğim podcast'lerden okuduğum kitaplardan sevdiğim cümleleri hep yazdım. Bir konu hakkında ne zaman kafam karışsa veya ne yapacağımı bilemesem de önüme hep kağıt kalem alıp zihnimden geçen her şeyi sansürsüzce kağıda döktükten sonra netleştim hep. Son dönemlerde … Okumaya devam et Defterlerim arasında kendi geçmişime bir yolculuk: Bol kırmızı şarap, kahkaha ve gururla…

Yazın Son Demlerinde Teos & Samos

Dionysos’un oğlu Athamas tarafından kurulduğu düşünülen ve içinde Helenistik dönemin ünlü mimarı Hermogenes tarafından yapılan Dionysos Tapınağı'nın da bulunduğu Teos Antik Kenti'ne komşu yazlığımız benim yaz aylarındaki ana üslerimden biri oluyordu. İstanbul'da geçirdiğim uykusuz, hızlı, yoğun ve sağlıksız günlerle, Teos'ta geçirdiğim annemin yemekleriyle güzel beslendiğim, yüzdüğüm, doğa içinde vakit geçirdiğim ve bol bol kitap okuduğum ve uyuduğum … Okumaya devam et Yazın Son Demlerinde Teos & Samos

İstanbul’dan Notlar: Telezzüz, Machi, Feriye, Lelabbo, Affan Ocakbaşı, Tershane İstanbul…

Bugünlerde her ne kadar olağandan daha çok evde vakit geçirsem de, bu şehirde yaşamanın en büyük nimetlerinden birini; sonsuz sayıda mekan keşfi fırsatını pas geçmiyorum. Ve daha çok seyahat ettikçe daha çok kabul ediyorum ki; İstanbul bütün detayları ve süprizleriyle hala dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Yaz tatillerinin bittiği bu günlerde, şehirde keşifler yapmak isterseniz; … Okumaya devam et İstanbul’dan Notlar: Telezzüz, Machi, Feriye, Lelabbo, Affan Ocakbaşı, Tershane İstanbul…

Sürekli İşlevsel Bir Şey Yapma Ansiyetemle Mücadelem ve İstanbul’da Verimsiz (?!) Bir Hafta

Bu farkındalığı bir günde yaşamadım ve bu kararı bir günde vermedim -bunla ilgili ayrı bir yazı, hatta belki bir yazı dizisi yazacağım- ama ben bütün zamanını işlevsel geçirme yönünde bir anksiyete geliştirmişim. İşlevsel bir şey yapmadığım her an kendimi oldukça huzursuz hissediyorum. Bana göre işlevsel bir şey yapmak, şirket iş listemdeki işleri yapıp üzerini çizmek … Okumaya devam et Sürekli İşlevsel Bir Şey Yapma Ansiyetemle Mücadelem ve İstanbul’da Verimsiz (?!) Bir Hafta

Burning Man Sonrası Arafta San Francisco Günleri

Burning Man'den San Francisco'ya dönerken yolda kendime Union Square civarında güzel bir otel ayarlıyorum. Memo beni otele bıraktığında, baştan aşağı kum içindeyim ve toplanırken de bir sürü eşyayı çöp poşetlerine tıkıştırmış durumdayım. Lüks otelimden içeri bu halde girip, "Rezervasyonum var." dediğimde resepsiyondaki kız evsiz olduğumdan emin, bana şüpheyle bakarak pasaportumu alıp, "Şurada biraz bekler misiniz?" … Okumaya devam et Burning Man Sonrası Arafta San Francisco Günleri

Burnıng Man’e Gitmeyi Düşünenler İçin İşe Yarar Bilgiler & Bilinmesi Gerekenler & Planlama

Burning Man'e katılıp taze bir "burner" olarak, bu yazıyı henüz hiç Burning Man'e gitmemiş ancak gitme fikri aklının bir kenarında gezinen "burgin"ler için yazıyorum. Evet, Burning Man'in kendine özgü bir lügatı ve terimleri de var. Nasıl planlanır, bütçesi nedir, neleri mutlaka bilmek lazım hepsi bu yazıda. Öncelikle gerçekten Burning Man bir müzik festivali değil. Gitmeden … Okumaya devam et Burnıng Man’e Gitmeyi Düşünenler İçin İşe Yarar Bilgiler & Bilinmesi Gerekenler & Planlama

Burning Man Günlükleri – 6: Yer Yerin Ateşe Verildiği Son İki Gün

Burning Man alanına giriş yaptığımın tam birinci haftasında, cumartesi sabahı şişme yatağımda ilk defa gerçekten çok iyi bir uyku çekmiş olarak uyandığımda "İnsan ne kadar garip bir varlık, adaptasyona ne kadar müsait." diye düşünüyorum. Çünkü ilk günlerde bana konforsuz ve tuhaf gelen her şeye bu bir haftalık sürede alışmış durumdayım. Çadırda şişme yatakta uyumaya, tuvalete … Okumaya devam et Burning Man Günlükleri – 6: Yer Yerin Ateşe Verildiği Son İki Gün

Her saniyesi dibine kadar yaşanmış bir yaşın daha devrildiği noktadayız: İyi ki doğmuşum be!

Şu hayatta bir seneyi daha devirmeden hemen önce, klinikte ve online banka hesaplarım arasında biraz vakit geçirerek geride kalan bu geride kalan bir seneden hoşuma gitmeyen ve içime sinmeyen sadece iki şeyi (gözlerimin kenarındaki kaz ayakları ve kredi kartı borçları) sildiğim gündeyiz. Yarın doğum günüm. Söylediğimde kulağa tuhaf geldiğini biliyorum; ama bu bloga doğum günü … Okumaya devam et Her saniyesi dibine kadar yaşanmış bir yaşın daha devrildiği noktadayız: İyi ki doğmuşum be!

Burning Man Günlükleri – 5: Fiziksel ve Duygusal Çöküş Günü, Yeniden Canlanma ve Sonra Hükümsüz Bir Koca Gün

Burning Man'deki beşinci sabahımda fiziksel ve ruhsal olarak bitik bir şekilde uyanıyorum. Saate bakmak için telefonuma uzanıyorum, toplamda iki saat kadar uyumuşum ancak çadırımın içi o kadar sıcak ki uyumaya devam etmemin imkanı yok. Kalkıp dışarılarda yeni maceralara atılamayacak kadar da yorgun hissediyorum kendimi. Hava gündüzleri çok sıcak, geceleri bazen daha ılıman geçerken bazen gerçekten … Okumaya devam et Burning Man Günlükleri – 5: Fiziksel ve Duygusal Çöküş Günü, Yeniden Canlanma ve Sonra Hükümsüz Bir Koca Gün

Burnıng Man Günlükleri -4: New Yorker Kahvaltı, Çölde Filarmoni Orkestrası, Sevgi Küpümüz ve İlk Gün Doğumum

Festivalin üçüncü gününün, kuruluş dönemiyle birlikte benim Black Rock City'deki dördüncü günümün sabahında "Tamam ya ben çözdüm burayı. Düzenim de oturdu." diye düşünerek çadırımdan çıkıyorum. Aslında o güne kadar delice bisiklet sürüp oradan oraya gitmeme rağmen festival alanının yarısından fazlasını görmemiş durumdayım. Ve o sırada farkında olmadığım ancak şimdi dönüp geriye baktığımda bildiğim bir gerçek … Okumaya devam et Burnıng Man Günlükleri -4: New Yorker Kahvaltı, Çölde Filarmoni Orkestrası, Sevgi Küpümüz ve İlk Gün Doğumum