Not Defterim: Yeni yıl, dalga sesi, leziz mezeler, ege ruhu, güzel hisler

2017 yılının son cuma günü. Havalimanında CIP'nin leziz kısırını yerken, incelemem gereken sözleşmeleri inceleyip maillerimi cevaplıyorum. Bir saat kadar sonra, 2017'nin en iyileri listesine yerleştirdiğim Urla Özbek Köyü'ndeki Akın Balık'tayım. Önümde narlı cevizli ısırgan salatası, şevketi bostanlı deniz güveci, portakallı ahtapot carpaccio. Annem ve babamla rakı kadehlerimizi tokuşturuyoruz. Montana'daki kardeşimi özlemle anıyoruz. Babam onunla kavuşmam … Okumaya devam et Not Defterim: Yeni yıl, dalga sesi, leziz mezeler, ege ruhu, güzel hisler

Reklamlar

Berlin: Mauerpark Bit Pazarı, Zeit für Brot, Father Carpenter

Seyahate çıkmadan önce araştırma yapmayı ne kadar seviyorsam, benim gittiğim bir şehirler hakkında tavsiye vermeye de bayılırım. Avrupa şehirlerinin çoğunda bu çok kolay bir iştir. Zaten şehirde mutlaka görülmesi gereken bir kaç etkileyici tarihi bina vardır, birkaç tane kesinlikle pas geçilmemesi gereken restoran, önünde fotoğraf çekilmezse olmaz birkaç nokta, ziyaret edilmezse ayıp olacak bir kaç … Okumaya devam et Berlin: Mauerpark Bit Pazarı, Zeit für Brot, Father Carpenter

Berlin’den yüksek doz Noel ruhu

Yeni yıl… Kış mevsimi daha başlamadan, yaz için geriye sayanlardan olsam da, Noel ve yeni yıl süreçlerini çok seviyorum. Işıklarla süslenen binalarla şehirler güzelleşiyor, herkes kendisine dair yeni kararlar alıyor, biraz daha umut ve yaşam dolu oluyor. Çam ağaçları, süsler, tarçınlı kurabiyeler, mumlar, çanlar ruhumuzu şenlendiriyor. Hediyeler paketleniyor, ağaçlar süsleniyor. Piyango biletleri alınıp hayaller kurulmaya … Okumaya devam et Berlin’den yüksek doz Noel ruhu

Yeniden Berlin-1: Casa Camper Otel

Yollarda olmaya ve keşfetmeye bayılan biri olarak, istikamet neresi olursa olsun “gitmeyi” severim. Gittiğim çoğu yer, bana kendimle ilgili bir şey öğretir, harika hikayeler, değişik lezzetler, bakmaya doyamadığım fotoğraflar bırakır. Ama ikinci kere gitme arzusu uyandırmaz. “Gördüm, deneyimledim, çok güzeldi; ama dünyada daha gezilecek o kadar çok yer varken, neden aynı yere tekrar gideyim ki?” … Okumaya devam et Yeniden Berlin-1: Casa Camper Otel

Gaziantep 2- Tütüncü Hanı, Mehmet Usta, Yusuf’un Özeli, Koçak Baklava

Antep’te lezzetli yemek bulmak en kolay şey! Gelgelelim bütün gün boyunca yemek yedikten sonra, karnınız tıka basa doluyken, “Akşam yemeği yiyecek durumda değilim kesinlikle!” derken yapacak bir şey bulmak oldukça zor! Oteldeki yataklarımızda yayılmış, ellerimizde telefonlarımız akşam ne yapacağımıza karar vermeye çalışıyoruz. Antep’e daha önce yolu düşmüş herkes “Bayazhan” diyor. Bir önceki gece orada olan … Okumaya devam et Gaziantep 2- Tütüncü Hanı, Mehmet Usta, Yusuf’un Özeli, Koçak Baklava

Gaziantep – 1: Katmerci Zekeriya Usta, Orkide Pastanesi, Küşlemeci Halil Usta, Tahmis Kahvesi ve Elmacı Pazarı

Bütün hafta çılgıncasına yoğun bir tempoda çalışıp, akşamları da mba dersine girip yorgunluktan perişan olmuş mantıklı bir insan ne yapar? Cumartesi günü şöyle öğlene kadar güzel bir uyku çekip kendine gelir. Alarmsız uyanır, yatakta döne döne kahvaltıda ne yesem diye düşünür, dinlenir, enerji toplar, özlediği arkadaşlarıyla görüşür filan. Tabii ki ben, hala plan yaparken “mantık” … Okumaya devam et Gaziantep – 1: Katmerci Zekeriya Usta, Orkide Pastanesi, Küşlemeci Halil Usta, Tahmis Kahvesi ve Elmacı Pazarı

Brüksel’den Notlar: Oscar and the Wolf, Peck47, Mary, Aksim, Belga

Antwerpen sokaklarında gezerken, akşam kaçta konsere gitmemiz gerektiği konusunda tereddüt yaşıyoruz. Oscar and the Wolf, Türkiye’deki konserlerinde asla 23:00’ten önce sahneye çıkmadı, ama biletin üzerinde tek bir saat bilgisi var: 20:00. “20:00 çok erken değil mi?”, “Ay, Avrupalılar da biraz garip, hakikaten 20:00’de başlıyor olabilir de konser.” gibi çelişkiler yaşadıktan sonra, konseri kaçırmaktansa erken gitmenin … Okumaya devam et Brüksel’den Notlar: Oscar and the Wolf, Peck47, Mary, Aksim, Belga

Antwerpen: The Jane, The Next Level, Pornstar Martini

Antwerpen’in merkezinden birkaç kilometre uzakta, adım başı başlarına aşırı gösterişli kürklü şapkalar geçirmiş olan Museviler ile karşılaşarak devasa bir blok etrafında turluyoruz. Hava buz gibi. Karnımız çok aç. Ve haritada yol olarak görünen yerlerin hepsi kapalı olduğu için, gitmek istediğimiz restorana bir türlü ulaşamıyoruz. Sonunda o devasa blok etrafında içeriye ulaşabileceğimiz bir yol buluyoruz: Otopark … Okumaya devam et Antwerpen: The Jane, The Next Level, Pornstar Martini

Berchem: Hayat çetelesi sonunda şatoda küvet keyfi

Ghent ile Antwerpen arasını trenle kat ederken, yüzümde gizleyemediğim bir gülümseme var. Tren çok harika olduğundan, kat ettiğimiz yollardaki manzaraların harika olmasından veya Antwerp için heyecanlandığımdan filan değil bu. Nitekim Doğu Ekspresi ile Kars’tan dönmüş insanım, bu trenin o kadar sıra dışı veya heyecanlandıran bir tarafı yok. Antwerp’e de daha önce geldim, müzeleri dahil köşe … Okumaya devam et Berchem: Hayat çetelesi sonunda şatoda küvet keyfi

Ghent – All God does is watch us and kill us when we get boring.*

Güneşin doğuşunu, boğazın üzerinden geçerken izliyorum. Aklıma Ferzan Özpetek’in kitabından bir cümle geliyor: “Güneşin doğuşu, hayalperestler, uzaklara gitmek için uçağa atlayan, geceyi başka kollarda geçirdikten sonra eve dönenler içindi.” Ben şafak koleksiyoncusu değilim, güneş doğarken sıcacık yatağımda olmayı tercih edenlerdenim. Tek istisnası seyahate çıkacağım zamanlar… “Gün ölmesin.” diyerek her zaman mümkün olan en erken uçağa … Okumaya devam et Ghent – All God does is watch us and kill us when we get boring.*