Akyaka: Yatıştırıcı rüzgarlar dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını…

Mutfak masasının etrafında üç kız oturmuş laflıyoruz. Saat ve tüketmiş olduğumuz alkol gereği konu her zamanki gibi erkekler ve onlarla ilişkilerimiz. Bardağımdaki son yudumu aldıktan sonra aklıma geliyor, "Ben kafam daha güzel olmadan çantamı toplasam iyi olur." diyip masadan kalkıyorum.  Mantıklı ama geç bir karar. Güneş kremimi, akşam hava serinlediğinde giymek için sweatshirtumu filan unuttuğumun … Okumaya devam et Akyaka: Yatıştırıcı rüzgarlar dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını…

Reklamlar

Berlin: Mauerpark Bit Pazarı, Zeit für Brot, Father Carpenter

Seyahate çıkmadan önce araştırma yapmayı ne kadar seviyorsam, benim gittiğim bir şehirler hakkında tavsiye vermeye de bayılırım. Avrupa şehirlerinin çoğunda bu çok kolay bir iştir. Zaten şehirde mutlaka görülmesi gereken bir kaç etkileyici tarihi bina vardır, birkaç tane kesinlikle pas geçilmemesi gereken restoran, önünde fotoğraf çekilmezse olmaz birkaç nokta, ziyaret edilmezse ayıp olacak bir kaç … Okumaya devam et Berlin: Mauerpark Bit Pazarı, Zeit für Brot, Father Carpenter

Berlin’den yüksek doz Noel ruhu

Yeni yıl… Kış mevsimi daha başlamadan, yaz için geriye sayanlardan olsam da, Noel ve yeni yıl süreçlerini çok seviyorum. Işıklarla süslenen binalarla şehirler güzelleşiyor, herkes kendisine dair yeni kararlar alıyor, biraz daha umut ve yaşam dolu oluyor. Çam ağaçları, süsler, tarçınlı kurabiyeler, mumlar, çanlar ruhumuzu şenlendiriyor. Hediyeler paketleniyor, ağaçlar süsleniyor. Piyango biletleri alınıp hayaller kurulmaya … Okumaya devam et Berlin’den yüksek doz Noel ruhu

Yeniden Berlin-1: Casa Camper Otel

Yollarda olmaya ve keşfetmeye bayılan biri olarak, istikamet neresi olursa olsun “gitmeyi” severim. Gittiğim çoğu yer, bana kendimle ilgili bir şey öğretir, harika hikayeler, değişik lezzetler, bakmaya doyamadığım fotoğraflar bırakır. Ama ikinci kere gitme arzusu uyandırmaz. “Gördüm, deneyimledim, çok güzeldi; ama dünyada daha gezilecek o kadar çok yer varken, neden aynı yere tekrar gideyim ki?” … Okumaya devam et Yeniden Berlin-1: Casa Camper Otel

Gaziantep – 1: Katmerci Zekeriya Usta, Orkide Pastanesi, Küşlemeci Halil Usta, Tahmis Kahvesi ve Elmacı Pazarı

Bütün hafta çılgıncasına yoğun bir tempoda çalışıp, akşamları da mba dersine girip yorgunluktan perişan olmuş mantıklı bir insan ne yapar? Cumartesi günü şöyle öğlene kadar güzel bir uyku çekip kendine gelir. Alarmsız uyanır, yatakta döne döne kahvaltıda ne yesem diye düşünür, dinlenir, enerji toplar, özlediği arkadaşlarıyla görüşür filan. Tabii ki ben, hala plan yaparken “mantık” … Okumaya devam et Gaziantep – 1: Katmerci Zekeriya Usta, Orkide Pastanesi, Küşlemeci Halil Usta, Tahmis Kahvesi ve Elmacı Pazarı

Antwerpen: The Jane, The Next Level, Pornstar Martini

Antwerpen’in merkezinden birkaç kilometre uzakta, adım başı başlarına aşırı gösterişli kürklü şapkalar geçirmiş olan Museviler ile karşılaşarak devasa bir blok etrafında turluyoruz. Hava buz gibi. Karnımız çok aç. Ve haritada yol olarak görünen yerlerin hepsi kapalı olduğu için, gitmek istediğimiz restorana bir türlü ulaşamıyoruz. Sonunda o devasa blok etrafında içeriye ulaşabileceğimiz bir yol buluyoruz: Otopark … Okumaya devam et Antwerpen: The Jane, The Next Level, Pornstar Martini

Berchem: Hayat çetelesi sonunda şatoda küvet keyfi

Ghent ile Antwerpen arasını trenle kat ederken, yüzümde gizleyemediğim bir gülümseme var. Tren çok harika olduğundan, kat ettiğimiz yollardaki manzaraların harika olmasından veya Antwerp için heyecanlandığımdan filan değil bu. Nitekim Doğu Ekspresi ile Kars’tan dönmüş insanım, bu trenin o kadar sıra dışı veya heyecanlandıran bir tarafı yok. Antwerp’e de daha önce geldim, müzeleri dahil köşe … Okumaya devam et Berchem: Hayat çetelesi sonunda şatoda küvet keyfi

Ghent – All God does is watch us and kill us when we get boring.*

Güneşin doğuşunu, boğazın üzerinden geçerken izliyorum. Aklıma Ferzan Özpetek’in kitabından bir cümle geliyor: “Güneşin doğuşu, hayalperestler, uzaklara gitmek için uçağa atlayan, geceyi başka kollarda geçirdikten sonra eve dönenler içindi.” Ben şafak koleksiyoncusu değilim, güneş doğarken sıcacık yatağımda olmayı tercih edenlerdenim. Tek istisnası seyahate çıkacağım zamanlar… “Gün ölmesin.” diyerek her zaman mümkün olan en erken uçağa … Okumaya devam et Ghent – All God does is watch us and kill us when we get boring.*

Gökkuşağı ile karşılayıp dolunayla uğurlayan şehir: Bruges!

Bundan üç yıl önce... Yogitamla birlike bir Belçika çıkartması yapmaya karar vermişiz. Uçak biletlerimiz, planımız, konaklamalarımız her şey tamam. Yola çıkmamıza bir hafta kala, bana işle ilgili öyle bir teklif geliyor ki, geri çevirmem imkansız! Yogitamın da Belçika seyahatini ertelemesi mümkün olmuyor, her şeyini o tarihe göre ayarlamış çünkü! El mahkum ikimiz farklı tarihlerde gidiyoruz … Okumaya devam et Gökkuşağı ile karşılayıp dolunayla uğurlayan şehir: Bruges!

Beklentisizliğin pervasız neşesi: Çanakkale – Gelibolu

Bir seyahati güzel kılan nedir? Gidilen istikametin havalı olması mı? Birlikte olunan yol arkadaşları mı? Çok iyi planlanmış olması mı? Orada yapılması planlanan etkinlikler mi? Yoksa gitme arzusunun tavan yaptığı bir anda yola çıkılması mi? Bu kadar çok seyahat ettikten sonra, ben içlerinde en önemlisinin seyahat arkadaşları olduğuna karar verdim. Çünkü gidilen yer muhteşem dahi … Okumaya devam et Beklentisizliğin pervasız neşesi: Çanakkale – Gelibolu