Adana- Tarsus Hattında Bir Hafta Sonu

İstanbul'a taşındığım ilk yıllarda "Adanalıyım" dediğimde, herkesten "Hiç Adanalı'ya benzemiyorsun." cevabı alıyordum. İnsanların aklında Adanalı olmak, çikolata bir tene ve kara kaşlara kara gözlere sahip olup, K harfleri vurgulu konuşmak anlamına geliyordu. Hayatında daha önce hiç Adana'ya gelmemiş arkadaşlarım, orada biraz zaman geçirdikten sonra, hafif bir mahçubiyetle "Ee, burası oldukça modern bir şehirmiş. Ben daha … Okumaya devam et Adana- Tarsus Hattında Bir Hafta Sonu

Ege’den Havadisler: Duvarları resimli Ulamış Köyü, sokakları korkuluklu Barbaros Köyü

Hep birden fazla evde yaşayanlardan oldum ben. Üniversiteye başlayana kadarki süreçte hafta içlerini Adana'daki evimizde, haftasonlarını Toroslar'daki dağ evimizde geçirirdik. Haftanın en az birkaç günü de dedemle babaannemde kalırdım. Bu evlerin hepsinde bana ait bir odam, kıyafet ve kitaplarla dolu dolaplarım vardı. İstanbul'da yaşamaya başladıktan sonra da, annemle babamın farklı şehirlerde olması sebebiyle çok 'evli' … Okumaya devam et Ege’den Havadisler: Duvarları resimli Ulamış Köyü, sokakları korkuluklu Barbaros Köyü

Alternatif Almati Rehberi

Seyahate çıkmaya karar verip, “Nereye gitsem?” hayalleri kurmaya başlayanların aklına en sonlarda gelecek ülkelerden biridir muhtemelen Kazakistan. Ülkenin adı telaffuz edildiğinde bile, akla yalnızca çorak bozkırlar, egzotik çadırlar, karakteristik göz yapıları olan çocuklar geliyor. Gerçekten de Türkiye’den kalkıp yalnızca seyahat etmeye gitmek için değer mi tartışılır. Çünkü hem yolu uzun, saat farkı minik bir jet-lag … Okumaya devam et Alternatif Almati Rehberi

Kazakistan 1. Gün: Şehirden dağlardan meraklı gözlemler

Sabah gözlerimi ışıl ışıl bir güneşle, pofuduk yatağımın içinde açıyorum. Çok daha kapalı ve sevimsiz gri bir havaya kendimi hazırlamıştım; ama dışarıda güneş ışıl ışıl parlıyor. Keyifle yataktan fırlayıp özenle üzerimi giyiniyorum. En sevdiğim konulardan biri stratejik giyinmeler… Genel merkezden geliyor olmaya uygun havalılıkta; ama aşırı ciddi olmaktan özellikle kaçınarak renkli bir elbise giyiyorum. Otelimin … Okumaya devam et Kazakistan 1. Gün: Şehirden dağlardan meraklı gözlemler

İlk Asya Deneyimi: İstikamet Kazakistan!

Hukuk bürosunda çalıştığım yıllarda, iş seyahatleri her haftamın olağan bir parçasıydı. İlk duruşmama Yenice Adliyesi'nde girmiş, avukatlık ruhsatımı aldığım ilk haftayı gayrımenkul işleri için Bodrum'da geçirmiştim. Sonraki yıllarda yaklaşık her hafta bir günümü Ankara'da geçirirken, sık sık Anadolu'ya da yolum düşüyordu. Bir gün Elazığ'da duruşma çıkışında eliböğründe yerken, ertesi gün Paris'te ICC'den çıkıp şarap içiyor … Okumaya devam et İlk Asya Deneyimi: İstikamet Kazakistan!

Ege’den Keşifler: Akın’ın Yeri, Ayda Bağları, Urla Sanatçılar Sokağı, Ressam Köyü ve Alaçatı Pazarı

Mevsimlerden yazsa, en çok arkadaşımla İstanbul - İzmir uçağında karşılaşıyorum. Beyaz yakalıların vazgeçilmez rutinlerinden biri cuma akşamı iş çıkışında Çeşme'ye doğru yol almak. Hafta içi dilden düşmeyen bir teklif: "Hafta sonu Çeşme'ye mi gitsek?" Yıllık izin kullanmadan, deniz ve partiyi bir arada sunması sebebiyle cazip bir seçenek kabul ediyorum. Ne zaman gitsem çok da eğleniyorum. … Okumaya devam et Ege’den Keşifler: Akın’ın Yeri, Ayda Bağları, Urla Sanatçılar Sokağı, Ressam Köyü ve Alaçatı Pazarı

2018 Yazının Z Raporu

Vazgeçemediğim elbiselerin üzerine jean ceketler geçirmeye başladım. Sabahları biraz üşüyerek uyanıp "Yorganı artık çıkarsam mı?" diye düşünmeye de... Yazın bittiğini kabullenmeyip donana kadar bronz bacaklarımı açıkta bırakan etekler ve elbiseler giymeye devam etmeyi planlasam da, eylülün de sonuna yaklaştığımız gerçeği apaçık ortada. İstemesem de bitiyor yaz. Dönüp bütün bir yazı düşündüm. Geçtiğimiz senelerdekinden biraz farklıydı … Okumaya devam et 2018 Yazının Z Raporu

Milliyetsiz Bir Ütopya: Bonjuk Bay

Bonjuk Bay’in ne zaman ne şekilde radarıma girdiğini hatırlamıyorum; ama bir süredir takip edip, gitmek için uygun bir zamanı kolluyordum. Kutlanacak bir doğum günü gibi harika bir sebep, başbaşa vakit geçirmek için boş bırakılmış bir haftasonu ile birleşince, Bonjuk Bay kendi zamanını yaratmış oldu. Dürüst olmam gerekirse, gitmeden önce neyle karşılaşacağımızdan emin değildim. Kendine bohem … Okumaya devam et Milliyetsiz Bir Ütopya: Bonjuk Bay

Isparta Civarında Bir Cumartesi: Salda Gölü, İnsuyu Mağarası, Kuyucak Köyü

Sabah uyanıp gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey yatağımın yanındaki duvarda asılı devasa Mekke fotoğrafı, kafamı kaldırdığımda gördüğüm şey ise, annem orada olsa, ertesi gün hepsini devasa bir çöp torbasına doldurup kapının önüne atacağı cinsten ıvır zıvırın hazine gibi sergilendiği boydan boya kaplı camlı dolap. Üçümüz farklı saatlerde aynı manzaraya uyanarak, yataklarımızdan kalkıyor ve balkonumuzdaki hamağın … Okumaya devam et Isparta Civarında Bir Cumartesi: Salda Gölü, İnsuyu Mağarası, Kuyucak Köyü

Kendi Kaderini Değiştiren Lavanta Kokulu Köy: Kuyucak

Cuma günü öğle saatlerinde kabin boy bagajlarımız ile şirketten çıkıp, pembe ve sarı elbiselerimizle havalimanının yolunu tuttuğumuzda, “Nereye?” diye soranlar “Çeşme, Bodrum, Marmaris” gibi bir cevap beklerken, neşeyle “Isparta” diye cevap verdiğimizde şaşırıyorlar. “Isparta mı?” Daha önce Urfa'ya, Kars'a, Van'a ve hatta Fas'ta giderken de hep böyle tepkiler aldığımdan ve hepsinde geçirdiğim günlere ayrı ayrı … Okumaya devam et Kendi Kaderini Değiştiren Lavanta Kokulu Köy: Kuyucak