Bozburun Yat Kulübü: Aşk ile büyümüş zeytin ağaçları altında bir gün

Selimiye’den Bozburun’a gelmemiz oldukça kısa sürüyor. Ellerimizdeki telefonların navigasyonuna Bozburun Yat Kulubü yazmış, çaresizlikle sağımıza solumuza bakıyoruz. İstikametimize varmış görünüyoruz; ama ne daha ileri gidebileceğimiz bir yol, ne de etrafımızda yat kulubüne benzer bir yer var. Telefon açıyoruz, biz adresi bulamadık, gelip bizi alır mısınız, diye soruyoruz. Az sonra, çaresizce sağımıza solumuza bakmanın yerini, tarifsiz … Okumaya devam et Bozburun Yat Kulübü: Aşk ile büyümüş zeytin ağaçları altında bir gün

Reklamlar

Selimiye: Önümüzde deniz, mavi, yeşil, yaz!

Çeşme'de geçirdiğimiz günde tükettiğimiz alkol miktarı ile dans ettiğimiz saatlerin çokluğu göz önünde bulundurulduğunda, ertesi günün ortasına kadar döne döne uyumamız, uyanıp bir duş aldıktan sonra uzun ve güzel bir kahvaltı yapmamız, akşamdan kalmalığımızı da sahilde sersem sersem güneş gözlüklerimizin arkasına sığınarak atmamız beklenir. Tabii ki biz öyle yapmıyoruz. Sabahın 7:00sinde çantalarımızı toplayıp otelden çıkıyor, … Okumaya devam et Selimiye: Önümüzde deniz, mavi, yeşil, yaz!

Urla – Çeşme Rotasından Notlar: Akın’ın Yeri, Before Sunset, Veranda Alaçatı

Yatak - deniz - teras - çimlerin üstü biçiminde mekik dokuyarak geçirdiğim muhteşem Teos günlerinden sonra, bütün yazın yorgunluğunu üzerimden atıyor, yanımda getirdiğim kitapların neredeyse hepsini okuyorum. Enerjiyi depoladıktan sonra, “Hadi, Akın’a gidelim.” diyoruz. Urla’nın Özbek Köyü’ndeki Akın'ın Yeri Balık Restoran, meze konusunda Türkiye topraklarındaki açık ara favori restoranım. Ben meze severim. O yüzden gittiğim … Okumaya devam et Urla – Çeşme Rotasından Notlar: Akın’ın Yeri, Before Sunset, Veranda Alaçatı

Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar

Sabah gözlerimi açtığım gibi, açık büfedeki kırk çeşit reçelin başına dikiliyorum. Gül, çilek, portakal, incir gibi bilinen reçellerin yanı sıra, domates ve patlıcan gibi oldukça sıradışı seçenekler de var. Kahvaltıda reçel yeme alışkanlığım hiç olmamıştır, genellikle bir fincan filtre kahve ve yanında atıştıracak hamurlu bir şeylerden ibarettir kahvaltım; ama madem Bozcaada’dayız ve madem otelde filtre … Okumaya devam et Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar

Bozcaada – 2: Otostop maceraları, Beylik Koyu, Karaya Vuran Gemi, Holler My Dear

Bütün gün Ayazma Plajı'nda keyif çattıktan sonra, gün batım saati yaklaşırken ayaklanıyoruz. Grup üçe bölünüyor: Vahit'in Yeri'nde akşam yemeği yiyip demlenecek olanlar, "Ben deniz tuzuyla duramam, kaşıntıdan ölürüm. Merkeze gidip otelde duş almam lazım." diyenler ve deniz tuzuyla kalmaya razı olup, gün batımı mı izlesin, karaya vurmuş devasa gemiyi mi ziyaret etsin karar veremeyenler. Ben … Okumaya devam et Bozcaada – 2: Otostop maceraları, Beylik Koyu, Karaya Vuran Gemi, Holler My Dear

Bozcaada’ya en uzun, en pahalı, en yorucu nasıl gidilir?

Henüz yaz gelmemişken, dışarıda dondurucu bir soğuk varken, hafta içi akşamları mba dersinden çıktıktan sonra, gece 22:00 civarında metrodan eve yürürken soğuk içime işliyordu. Eve girer girmez, montumu üzerimden atıp, çantamı yere bırakıp, ilk iş olarak mis kokulu bir kahve demlemeyi adet haline getirmiştim. Kahvem demlenirken ve üzerimden kazağımı ve çoraplarımı çıkartıp, sabahlığımı giyerken de, … Okumaya devam et Bozcaada’ya en uzun, en pahalı, en yorucu nasıl gidilir?

Shankra Festival-2: Sıfır Kaygı Deneyimi

Bir yer düşünün. Bir vadi. Kafanızı yukarı doğru her kaldırdığınızda, sizi selamlayan yemyeşil ağaçlarla dolu dağları görüyorsunuz. Ayakkabıya da ihtiyacınız yok burada. Ayaklarınız her daim çimlerin üzerinde, istediği büyüklükte adımlar atabilir. Canınız yürümek veya koşmak isterse koskocaman, yemyeşil ve tertemiz alanlar var bunun için. Ama sadece canınız isterse... Yoksa vadinin neresinde olursanız olun, yakınınızda mutlaka … Okumaya devam et Shankra Festival-2: Sıfır Kaygı Deneyimi

Shankra Festival: Your Life is Your Message

Cuma günü işten birkaç saat izin alarak erkenden çıkıyorum. 2007 yılında hayatımda kazandığım ilk parayla, Los Angeles'taki Ross'tan 10 dolara satın almış olduğum ve o günden bugüne kadar gittiğim her yere benimle gelmiş olan ve hala taş gibi gıcır gıcır olan rengarenk puantiyeli seyahat çantam ile havalimanının yolunu tutuyorum. Çantamın yarısından fazlasını uyku tulumu kaplıyor. … Okumaya devam et Shankra Festival: Your Life is Your Message

Sakız Adası -2: Gizli Koylar, Volkanik Taşlar ve Mastika Müzesi

Sakız Adası'ndaki ikinci günümüzde uyanır uyanmaz kendimizi Mesta'nın sokaklarına atıyoruz. Henüz ortalık turistlerle dolmamışken, Ortaçağ Köyü olan Mesta'nın daracık sokaklarında keyfimize göre geziniyoruz. Midemizden gurultular yükselmeye başlayınca, meydandaki masalardan birine oturup, kahvaltılarımızı söylüyoruz. Leziz peynirleri yuvarlayıp, kahvelerimizi içtikten sonra, artık deniz için hazırız. Gelgelelim sıradan bir deniz değil burnumuzda tüten... Bize gerçekten bir adada olduğumuzu … Okumaya devam et Sakız Adası -2: Gizli Koylar, Volkanik Taşlar ve Mastika Müzesi

Sakız Adası -1: Pirgi, Mesta, Avgonima Köyleri ve en iyi gün batımı adresi Asteri

Bahsetmek istediğim o kadar çok şey birikti ki! Fakat bu aralar yolu Sakız Adası'na düşecek olan, tavsiye isteyen çok olduğu için Sakız Adası -nam-ı diğer Chios'a öncelik vermek şart oldu. Çeşme'nin tam karşısına konumlanmış Sakız Adası, Çeşme Marina'dan 45 dakikalık feribot yolculuğu ile ulaşabileceğiniz mesafede. Arabayla gitmiyorsanız, bir kaç euro fazla ödeyip Ertürk'ün Hi-Speed Katamaran'ı … Okumaya devam et Sakız Adası -1: Pirgi, Mesta, Avgonima Köyleri ve en iyi gün batımı adresi Asteri