Not Defterim: İstanbul’a Dönüş, Müşkülpesent, Craft, Kış Günlüğü

“Bunun hiç başına gelmeyeceğini, gelemeyeceğini, dünyada bunlardan hiç birinin başına gelmeyeceği tek kişi olduğunu sanırsın; sonra herkese olduğu gibi hepsi teker teker senin de başına gelmeye başlar.” 2004 senesi, benim hayatımdaki önemli dönüm noktalarından biriydi: İstanbul’a taşındığım sene, reşit olduğum sene, ailemden ayrı yaşamaya başladığım sene… Şimdi dönüp geriye baktığımda daha bir sürü dönüm noktası … Okumaya devam et Not Defterim: İstanbul’a Dönüş, Müşkülpesent, Craft, Kış Günlüğü

Reklamlar

Not Defterim: İstanbul’da İstanbul’u özlemek, Balat, Cağaloğlu…

Apartmanın kapısından çıkmadan önce, telefonumun ön kamerası ile makyajımı kontrol ediyorum. Bu yaşıma geldim, hala çok iyi yapamıyorum bu makyaj işini; ama aşama kat ediyor olmaktan gururluyum. Kulaklıklarımı takıyorum, Monolink ile Acid Pauli’den The End kulağımda, müziğin ritmine adımlarımı uydurarak Beşiktaş’a doğru yürümeye başlıyorum. Ihlamurdere Caddesi’nin üzerindeki dizi dizi tekel ve bakkal arasında, herkesin, daha … Okumaya devam et Not Defterim: İstanbul’da İstanbul’u özlemek, Balat, Cağaloğlu…

Seramik aşkı, Seramik Kursu Macerası ve Armutlu’daki Lezzet Durakları

Hayatımda minimal olmayı başarabildiğim tek konu ev eşyaları. Tek bir yemek takımı, üç tane tencere ve iki tane nevresim takımı ile yıllardır gül gibi geçinip gidiyorum. Hiç halım, kilimim yoktur. Kıyafet odamda duran tek kişilik misafir yatağını da geçen hafta atarak, evdeki yatak sayısını bile teke indirdim. “Ev için alışverişe çıkayım.” diyerek kendimi sokaklara vurduğumu … Okumaya devam et Seramik aşkı, Seramik Kursu Macerası ve Armutlu’daki Lezzet Durakları

Not Defterim: Gizli Anların Yolcusu, Set Up, Denmas, Gastra, Minimalleşme Çabaları, Kahve Festivali…

Bir gün şirket asansöründe yüzümü aynanın dibine yaklaştırıp, garip mimikler yaparak gözümün kenarındaki kaz ayaklarını kontrol ediyorum endişeyle. Ertesi gün o endişelerimin inadına karnıma ağrılar girip gözlerim çizgilere dönüşene kadar gülüyorum kahkahalarla... Bir gün kolumu kaldırmaya halim olmuyor, beni arayanlarla telefonda konuşmaya bile üşeniyorum. Yabanileşiyorum. Ertesi gün sabahlara kadar dans edip, durmaksızın konuşuyorum içim içime … Okumaya devam et Not Defterim: Gizli Anların Yolcusu, Set Up, Denmas, Gastra, Minimalleşme Çabaları, Kahve Festivali…

İstanbul’da yaz bitmeden: Perili Köşk, Sahil Yürüyüşü, Klein Garten

Yaz bitiyor. Aşırı sıcak diye söylenmeler sona erdi. Okul alışverişine davet eden reklam postaları ardı ardına düşer oldu. Şeftaliler saman gibi olmaya başladı, ısırınca koldan aşağı süzülmüyor suları... Neyse ki bacaklar hala bronz. Güneş gözlüğü hala evden çıkmadan yanına mutlaka alınması gerekenler listesindeki varlığını koruyor. Haftasonu kaçamaklarına giderken bikini hala çantanın olmazsa olmazı. MBA dersleri … Okumaya devam et İstanbul’da yaz bitmeden: Perili Köşk, Sahil Yürüyüşü, Klein Garten

Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers

Şu an adım adım Türkiye sahillerini arşınlıyor, bol keşif yapıyor, bol havadis topluyor ve bol fotoğraf biriktiriyorum. Bayram tatilinde şehirde kalanlar için, önceki bir miskin haftasonundan notlar yazısı karşınızda. Hepinize -birazcık gecikmeli de olsa- sevdikleri ile birlikte keyifli bir bayram dilerim. Şirket asansörünü beklerken, en son hangi haftasonunu İstanbul’da geçirdiğimi anımsamaya çalışıyorum. “Geçen haftasonu Adana’daydım, … Okumaya devam et Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers

İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Hiç bir şey göremiyorum. Sonsuz bir karanlığın içindeyim. Bir süre sonra gözlerimin alışacağını, bazı silüetleri seçmeye başlayacağımı düşünüyordum; ama aradan beş dakika geçtikten sonra da hala hiç bir şey göremiyorum. Bu durum, bende küçücük bir yerde kapalı kalmışım hissiyatı yaratıyor. Nefes alamamaya başlıyorum. Kalbimin atışı hızlanıyor. Bir şeyler görebilmek için büyük çaba harcayan gözlerim acımaya … Okumaya devam et İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Not Defterim: Zamanda Yolculuk, Careem, Girl Boss, Coconut Mambo, Sankofa ve devamı.

Günlerden cuma... Cuma günlerini severim, kendine has bir enerjisi, tatlı bir pervasızlığı vardır. Seyahate çıkmadan önceki son saatleri anımsatır bana. O cuma ise benim için apayrı keyifli. Çünkü MBA yüksek lisansımın bir dönemini daha kapatmışım. Hayatımda son bir senedir, işteki sorumluluklarımın yanı sıra, sürekli bir ödev teslimi, proje sunumu, vize veya final sınavı vardı. Özellikle … Okumaya devam et Not Defterim: Zamanda Yolculuk, Careem, Girl Boss, Coconut Mambo, Sankofa ve devamı.

Yalnızlık Alıştırmaları: Kariye Camii

"Nereyi arıyorsun kızım sen?" Sarı röfleli saçlarım, Brüksel'den aldığım jean parkam ve bir aylık asgari maaştan daha çok ederi olan güneş gözlüklerim ile Fatih'te bir ara sokaktayım. Muhtemelen de etrafıma şaşkınlıkla bakarak yürüyorum. Bulunduğum sokak hiç İstanbul değil. En azından benim bildiğim İstanbul gibi değil. Sokaklarda çamaşırlar sallanıyor, yolun kenarlarına konulmuş plastik leğenlerin içinde sebzeler yetiştiriliyor. Çocuklar … Okumaya devam et Yalnızlık Alıştırmaları: Kariye Camii

Bir türlü tanımlayamadığım son derece bulanık bir şey istiyorum: özgür bir hayat.

Kumsalda tek başıma yürüyorum. Hava güneşlenmek veya yüzmek için hala soğuk. Yine de deniz kıyısında olmak, dalga sesini dinlemek, kumlara bata çıka yürümek çok hoşuma gidiyor. Sırtımı bir kayaya yaslayıp oturuyorum. Kitabımdan bir kaç sayfa okumaya niyetleniyorum; ama dalgaların sesini dinleyip denizi izlemek daha cazip geliyor. Kitabımı bir kenara bırakıyorum. Avuç içlerimi kumlara bastırıyorum ve … Okumaya devam et Bir türlü tanımlayamadığım son derece bulanık bir şey istiyorum: özgür bir hayat.