İstanbul’da yaz bitmeden: Perili Köşk, Sahil Yürüyüşü, Klein Garten

Yaz bitiyor. Aşırı sıcak diye söylenmeler sona erdi. Okul alışverişine davet eden reklam postaları ardı ardına düşer oldu. Şeftaliler saman gibi olmaya başladı, ısırınca koldan aşağı süzülmüyor suları... Neyse ki bacaklar hala bronz. Güneş gözlüğü hala evden çıkmadan yanına mutlaka alınması gerekenler listesindeki varlığını koruyor. Haftasonu kaçamaklarına giderken bikini hala çantanın olmazsa olmazı. MBA dersleri … Okumaya devam et İstanbul’da yaz bitmeden: Perili Köşk, Sahil Yürüyüşü, Klein Garten

Reklamlar

Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers

Şu an adım adım Türkiye sahillerini arşınlıyor, bol keşif yapıyor, bol havadis topluyor ve bol fotoğraf biriktiriyorum. Bayram tatilinde şehirde kalanlar için, önceki bir miskin haftasonundan notlar yazısı karşınızda. Hepinize -birazcık gecikmeli de olsa- sevdikleri ile birlikte keyifli bir bayram dilerim. Şirket asansörünü beklerken, en son hangi haftasonunu İstanbul’da geçirdiğimi anımsamaya çalışıyorum. “Geçen haftasonu Adana’daydım, … Okumaya devam et Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers

İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Hiç bir şey göremiyorum. Sonsuz bir karanlığın içindeyim. Bir süre sonra gözlerimin alışacağını, bazı silüetleri seçmeye başlayacağımı düşünüyordum; ama aradan beş dakika geçtikten sonra da hala hiç bir şey göremiyorum. Bu durum, bende küçücük bir yerde kapalı kalmışım hissiyatı yaratıyor. Nefes alamamaya başlıyorum. Kalbimin atışı hızlanıyor. Bir şeyler görebilmek için büyük çaba harcayan gözlerim acımaya … Okumaya devam et İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Not Defterim: Zamanda Yolculuk, Careem, Girl Boss, Coconut Mambo, Sankofa ve devamı.

Günlerden cuma... Cuma günlerini severim, kendine has bir enerjisi, tatlı bir pervasızlığı vardır. Seyahate çıkmadan önceki son saatleri anımsatır bana. O cuma ise benim için apayrı keyifli. Çünkü MBA yüksek lisansımın bir dönemini daha kapatmışım. Hayatımda son bir senedir, işteki sorumluluklarımın yanı sıra, sürekli bir ödev teslimi, proje sunumu, vize veya final sınavı vardı. Özellikle … Okumaya devam et Not Defterim: Zamanda Yolculuk, Careem, Girl Boss, Coconut Mambo, Sankofa ve devamı.

Yalnızlık Alıştırmaları: Kariye Camii

"Nereyi arıyorsun kızım sen?" Sarı röfleli saçlarım, Brüksel'den aldığım jean parkam ve bir aylık asgari maaştan daha çok ederi olan güneş gözlüklerim ile Fatih'te bir ara sokaktayım. Muhtemelen de etrafıma şaşkınlıkla bakarak yürüyorum. Bulunduğum sokak hiç İstanbul değil. En azından benim bildiğim İstanbul gibi değil. Sokaklarda çamaşırlar sallanıyor, yolun kenarlarına konulmuş plastik leğenlerin içinde sebzeler yetiştiriliyor. Çocuklar … Okumaya devam et Yalnızlık Alıştırmaları: Kariye Camii

Bir türlü tanımlayamadığım son derece bulanık bir şey istiyorum: özgür bir hayat.

Kumsalda tek başıma yürüyorum. Hava güneşlenmek veya yüzmek için hala soğuk. Yine de deniz kıyısında olmak, dalga sesini dinlemek, kumlara bata çıka yürümek çok hoşuma gidiyor. Sırtımı bir kayaya yaslayıp oturuyorum. Kitabımdan bir kaç sayfa okumaya niyetleniyorum; ama dalgaların sesini dinleyip denizi izlemek daha cazip geliyor. Kitabımı bir kenara bırakıyorum. Avuç içlerimi kumlara bastırıyorum ve … Okumaya devam et Bir türlü tanımlayamadığım son derece bulanık bir şey istiyorum: özgür bir hayat.

Not Defterim: Yalızda Jazz Eşliğinde Brunch’tan Hong Kong’tan Alışverişe

Her sabah 7:00'de evden çıkıyor, her gün iş çıkışında da MBA derslerine giriyorum. Bu ajanda ile hafta içleri kendi keyfime göre kullanabileceğim zaman dilimi iki üç saatle sınırlı olduğundan, haftasonları mümkün olduğunca çok şey yapma arzusuna kapılıyor, bazen 24 saate sığması mümkün olmayacak kadar çok etkinlik planlamış buluyorum kendimi. Haftalardır cuma günleri de şirkete bir … Okumaya devam et Not Defterim: Yalızda Jazz Eşliğinde Brunch’tan Hong Kong’tan Alışverişe

Eminönü: Mim Kahve, Közde Künefe, Köfteci Özkan, Cağaloğlu Hamamı

Ne zaman yurtdışından bir misafirim gelse, birkaç güne mümkün olduğunca çok şey sığdırılmış programlar hazırlarım. Onlara İstanbul'a neden aşık olduğumu deneyimletmeye çalışırım. Her şeyin bir arada olmasının büyüsünü anlamalarını isterim. Yıllar yıllar önce üniversite sınavı için çalışırken, en büyük motivasyonumun İstanbul'a taşınmak olduğunu anlatırım. 2004 yılında pılımı pırtımı toplayıp geldiğim bu şehrin, benim için özgürlüğün … Okumaya devam et Eminönü: Mim Kahve, Közde Künefe, Köfteci Özkan, Cağaloğlu Hamamı

Pera Palas’ta bir haftasonu

Avrupa'da ne zaman yüzyıllardır faaliyet gösteren bir pastaneye, alışveriş merkezine veya sinemaya gitsem, içim sızlar. İstanbul'da tarihi olan her şeye eski muamelesi yapılmasına, restore edilmek yerine, yıkılarak daha büyük, daha beton ve daha zevksizinin kondurulmasına küfrederim. Üniversiteye yıllarımda, evden çıkıp İstiklal'de kitapçıları gezip, İnci Pastanesi'nde profiterol yediğim, sağlı sollu dizilmiş tarihi binalara hayranlıkla bakmaktan önüme … Okumaya devam et Pera Palas’ta bir haftasonu

Bir İstanbul aşığı rehberliğinde turistik (!) haftasonu

Şirkette her şeyiyle sıradan bir pazartesi. Herkes bir yerlere koşuşturuyor, mailler yağıyor, kahve almaya veya tuvalete giderken ayak üstü sohbetler ediliyor. O sırada telefonuma bir ekran görüntüsü geliyor. Londra - İstanbul bileti karşımda duruyor. "Ajandana kaydet" notuyla... İnanamıyorum! Şirketteki masamın üstüne çıkıp dans etmek istiyorum. Yüzümde şapsal ve kocaman bir gülümsemeyle kendi kendime mırıldanıyorum: "Geliyor … Okumaya devam et Bir İstanbul aşığı rehberliğinde turistik (!) haftasonu