Milliyetsiz Bir Ütopya: Bonjuk Bay

Bonjuk Bay’in ne zaman ne şekilde radarıma girdiğini hatırlamıyorum; ama bir süredir takip edip, gitmek için uygun bir zamanı kolluyordum. Kutlanacak bir doğum günü gibi harika bir sebep, başbaşa vakit geçirmek için boş bırakılmış bir haftasonu ile birleşince, Bonjuk Bay kendi zamanını yaratmış oldu. Dürüst olmam gerekirse, gitmeden önce neyle karşılaşacağımızdan emin değildim. Kendine bohem … Okumaya devam et Milliyetsiz Bir Ütopya: Bonjuk Bay

Isparta Civarında Bir Cumartesi: Salda Gölü, İnsuyu Mağarası, Kuyucak Köyü

Sabah uyanıp gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey yatağımın yanındaki duvarda asılı devasa Mekke fotoğrafı, kafamı kaldırdığımda gördüğüm şey ise, annem orada olsa, ertesi gün hepsini devasa bir çöp torbasına doldurup kapının önüne atacağı cinsten ıvır zıvırın hazine gibi sergilendiği boydan boya kaplı camlı dolap. Üçümüz farklı saatlerde aynı manzaraya uyanarak, yataklarımızdan kalkıyor ve balkonumuzdaki hamağın … Okumaya devam et Isparta Civarında Bir Cumartesi: Salda Gölü, İnsuyu Mağarası, Kuyucak Köyü

Kendi Kaderini Değiştiren Lavanta Kokulu Köy: Kuyucak

Cuma günü öğle saatlerinde kabin boy bagajlarımız ile şirketten çıkıp, pembe ve sarı elbiselerimizle havalimanının yolunu tuttuğumuzda, “Nereye?” diye soranlar “Çeşme, Bodrum, Marmaris” gibi bir cevap beklerken, neşeyle “Isparta” diye cevap verdiğimizde şaşırıyorlar. “Isparta mı?” Daha önce Urfa'ya, Kars'a, Van'a ve hatta Fas'ta giderken de hep böyle tepkiler aldığımdan ve hepsinde geçirdiğim günlere ayrı ayrı … Okumaya devam et Kendi Kaderini Değiştiren Lavanta Kokulu Köy: Kuyucak

Adana: kebap, muzlu süt, palmiyeler, parklar

“Adana’da nerede kebap yiyelim?” bana en çok sorulan sorularda biri. Sanıldığının aksine cevaplaması da oldukça zor bir soru. Çünkü biz Adanalılar kendi aramızda bile bunun çok kavgasını yaparız. Birimizin favorisine diğerimiz burun kıvırırız, “eh işte fena değil.” diyip dururuz. Gerçek olan bir şey varsa, İstanbul’da yedikleriniz aslında kebap değil, bir nevi 'uzun köfte' ve Adana’da … Okumaya devam et Adana: kebap, muzlu süt, palmiyeler, parklar

Akyaka: Yatıştırıcı rüzgarlar dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını…

Mutfak masasının etrafında üç kız oturmuş laflıyoruz. Saat ve tüketmiş olduğumuz alkol gereği konu her zamanki gibi erkekler ve onlarla ilişkilerimiz. Bardağımdaki son yudumu aldıktan sonra aklıma geliyor, "Ben kafam daha güzel olmadan çantamı toplasam iyi olur." diyip masadan kalkıyorum.  Mantıklı ama geç bir karar. Güneş kremimi, akşam hava serinlediğinde giymek için sweatshirtumu filan unuttuğumun … Okumaya devam et Akyaka: Yatıştırıcı rüzgarlar dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını…

Gaziantep 2- Tütüncü Hanı, Mehmet Usta, Yusuf’un Özeli, Koçak Baklava

Antep’te lezzetli yemek bulmak en kolay şey! Gelgelelim bütün gün boyunca yemek yedikten sonra, karnınız tıka basa doluyken, “Akşam yemeği yiyecek durumda değilim kesinlikle!” derken yapacak bir şey bulmak oldukça zor! Oteldeki yataklarımızda yayılmış, ellerimizde telefonlarımız akşam ne yapacağımıza karar vermeye çalışıyoruz. Antep’e daha önce yolu düşmüş herkes “Bayazhan” diyor. Bir önceki gece orada olan … Okumaya devam et Gaziantep 2- Tütüncü Hanı, Mehmet Usta, Yusuf’un Özeli, Koçak Baklava

Gaziantep – 1: Katmerci Zekeriya Usta, Orkide Pastanesi, Küşlemeci Halil Usta, Tahmis Kahvesi ve Elmacı Pazarı

Bütün hafta çılgıncasına yoğun bir tempoda çalışıp, akşamları da mba dersine girip yorgunluktan perişan olmuş mantıklı bir insan ne yapar? Cumartesi günü şöyle öğlene kadar güzel bir uyku çekip kendine gelir. Alarmsız uyanır, yatakta döne döne kahvaltıda ne yesem diye düşünür, dinlenir, enerji toplar, özlediği arkadaşlarıyla görüşür filan. Tabii ki ben, hala plan yaparken “mantık” … Okumaya devam et Gaziantep – 1: Katmerci Zekeriya Usta, Orkide Pastanesi, Küşlemeci Halil Usta, Tahmis Kahvesi ve Elmacı Pazarı

Beklentisizliğin pervasız neşesi: Çanakkale – Gelibolu

Bir seyahati güzel kılan nedir? Gidilen istikametin havalı olması mı? Birlikte olunan yol arkadaşları mı? Çok iyi planlanmış olması mı? Orada yapılması planlanan etkinlikler mi? Yoksa gitme arzusunun tavan yaptığı bir anda yola çıkılması mi? Bu kadar çok seyahat ettikten sonra, ben içlerinde en önemlisinin seyahat arkadaşları olduğuna karar verdim. Çünkü gidilen yer muhteşem dahi … Okumaya devam et Beklentisizliğin pervasız neşesi: Çanakkale – Gelibolu

Üniversite Nostaljisi, Antalya, Su Otel

Benim üniversite yıllarım iki uçta ruh halini içeriyordu: dünyaya pembe gözlüklerle bakılan, bulutların üzerinde yürünen günler. Dibe vurmuş, karamsar ötesi depresif günler. Ortası yoktu. O yıllarda, bütün dershane reklamlarında yer alan heybetli kapının arkasındaki fakültede okumanın, "hangi üniversitedesin?" sorusuna "İstanbul hukuk" diye cevap vermenin havasını seviyorduk; ama bunun bedeli gerçekten ağırdı. Çok zor bir bölümde … Okumaya devam et Üniversite Nostaljisi, Antalya, Su Otel

Bozburun Yat Kulübü: Aşk ile büyümüş zeytin ağaçları altında bir gün

Selimiye’den Bozburun’a gelmemiz oldukça kısa sürüyor. Ellerimizdeki telefonların navigasyonuna Bozburun Yat Kulubü yazmış, çaresizlikle sağımıza solumuza bakıyoruz. İstikametimize varmış görünüyoruz; ama ne daha ileri gidebileceğimiz bir yol, ne de etrafımızda yat kulubüne benzer bir yer var. Telefon açıyoruz, biz adresi bulamadık, gelip bizi alır mısınız, diye soruyoruz. Az sonra, çaresizce sağımıza solumuza bakmanın yerini, tarifsiz … Okumaya devam et Bozburun Yat Kulübü: Aşk ile büyümüş zeytin ağaçları altında bir gün