Bozburun Yat Kulübü: Aşk ile büyümüş zeytin ağaçları altında bir gün

Selimiye’den Bozburun’a gelmemiz oldukça kısa sürüyor. Ellerimizdeki telefonların navigasyonuna Bozburun Yat Kulubü yazmış, çaresizlikle sağımıza solumuza bakıyoruz. İstikametimize varmış görünüyoruz; ama ne daha ileri gidebileceğimiz bir yol, ne de etrafımızda yat kulubüne benzer bir yer var. Telefon açıyoruz, biz adresi bulamadık, gelip bizi alır mısınız, diye soruyoruz. Az sonra, çaresizce sağımıza solumuza bakmanın yerini, tarifsiz … Okumaya devam et Bozburun Yat Kulübü: Aşk ile büyümüş zeytin ağaçları altında bir gün

Reklamlar

Urla – Çeşme Rotasından Notlar: Akın’ın Yeri, Before Sunset, Veranda Alaçatı

Yatak - deniz - teras - çimlerin üstü biçiminde mekik dokuyarak geçirdiğim muhteşem Teos günlerinden sonra, bütün yazın yorgunluğunu üzerimden atıyor, yanımda getirdiğim kitapların neredeyse hepsini okuyorum. Enerjiyi depoladıktan sonra, “Hadi, Akın’a gidelim.” diyoruz. Urla’nın Özbek Köyü’ndeki Akın'ın Yeri Balık Restoran, meze konusunda Türkiye topraklarındaki açık ara favori restoranım. Ben meze severim. O yüzden gittiğim … Okumaya devam et Urla – Çeşme Rotasından Notlar: Akın’ın Yeri, Before Sunset, Veranda Alaçatı

Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar

Sabah gözlerimi açtığım gibi, açık büfedeki kırk çeşit reçelin başına dikiliyorum. Gül, çilek, portakal, incir gibi bilinen reçellerin yanı sıra, domates ve patlıcan gibi oldukça sıradışı seçenekler de var. Kahvaltıda reçel yeme alışkanlığım hiç olmamıştır, genellikle bir fincan filtre kahve ve yanında atıştıracak hamurlu bir şeylerden ibarettir kahvaltım; ama madem Bozcaada’dayız ve madem otelde filtre … Okumaya devam et Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar

Yolda: Doğu Ekpresi’nde bir rakı sofrası

Kars'tan Ankara'ya giden Doğu Ekspresi'ndeyiz. Güneş yavaş yavaş batarken, tren camından görünen manzara muazzam. Yeşil ve turuncu ağaç dalları birbirine karışıyor, hepsinin gölgesi akan suya vuruyor. Yol dönemeçli hal aldıkça, trenin kıvrılan ön kısmı da manzaraya dahil oluyor. (tık tık!) Arka fonda Tuna Kiremitçi ile Yıldız Tilbe var: "Ah yine sevebilirim hayatı, ah yine bulabilirim … Okumaya devam et Yolda: Doğu Ekpresi’nde bir rakı sofrası

Şanlıurfa 2: Planlar bitince, hikayeler başlar.

Seyahate çıkmak, bütün sıfatlarını ve gündelik rutinlerini geride bırakmaktır, bilinmeyenlere gitmektir, keşfetmektir. Seyahat ettikçe daha uyumlu bir insan olmaya başlarsın. Olağan şartlar altında tercih hakkın olsa, kesinlikle tercih etmeyeceğin anların ve koşulların içinde bulabilirsin kendini. Bazen keyif alırsın, bazen katlanmak zorunda kalırsın. Böylece kendini daha iyi tanırsın veya "asla"ların biraz daha azalır. Tuvaleti olmayan bir … Okumaya devam et Şanlıurfa 2: Planlar bitince, hikayeler başlar.

Şanlıurfa: Manici Otel, Sıra Gecesi, Balıklıgöl

Çalıştığım şirkette, katılımcı sayısı gittikçe artan, yine de şirketin toplam çalışan sayısı düşünülürse oldukça minik sayılabilecek bir grubun, "Mod Günü" diye bir etkinliği var. (Belki siz de benzer bir etkinliği uygulamak istersiniz diye, detaylarını da vereceğim.) Sırası gelen kişinin, çarşamba günü, saat 15:00 ile 15:30 arasında o sıralar dinlemekten hoşlandığı bir şarkıyı, mail üzerinden link … Okumaya devam et Şanlıurfa: Manici Otel, Sıra Gecesi, Balıklıgöl

Kahvaltısı meşhur dediler gittik: VAN

Uçağın inişe geçmesiyle uyanıyorum, heyecanla camdan aşağı bakıyorum. İnanılmaz güzel bir manzara. Uçsuz bucaksız bir mavilik. Etrafını çeviren kahverengi tepecikler, çöle benzeyen bozkırlar. Yere gittikçe yaklaşıyoruz, ama ortalıkta havalimanı da yok pist de yok. Yogitam ile birbirimize bakıyoruz. "Uçak nereye yaklaştı bu kadar? Suya mı ineceğiz?" Kikirdeşiyoruz. Cumartesi sabahın köründe kalkıp kahvaltı etmek için Van'a … Okumaya devam et Kahvaltısı meşhur dediler gittik: VAN