Not Defterim: İstanbul’a Dönüş, Müşkülpesent, Craft, Kış Günlüğü

“Bunun hiç başına gelmeyeceğini, gelemeyeceğini, dünyada bunlardan hiç birinin başına gelmeyeceği tek kişi olduğunu sanırsın; sonra herkese olduğu gibi hepsi teker teker senin de başına gelmeye başlar.” 2004 senesi, benim hayatımdaki önemli dönüm noktalarından biriydi: İstanbul’a taşındığım sene, reşit olduğum sene, ailemden ayrı yaşamaya başladığım sene… Şimdi dönüp geriye baktığımda daha bir sürü dönüm noktası … Okumaya devam et Not Defterim: İstanbul’a Dönüş, Müşkülpesent, Craft, Kış Günlüğü

Reklamlar

Not Defterim: Yeni yıl, dalga sesi, leziz mezeler, ege ruhu, güzel hisler

2017 yılının son cuma günü. Havalimanında CIP'nin leziz kısırını yerken, incelemem gereken sözleşmeleri inceleyip maillerimi cevaplıyorum. Bir saat kadar sonra, 2017'nin en iyileri listesine yerleştirdiğim Urla Özbek Köyü'ndeki Akın Balık'tayım. Önümde narlı cevizli ısırgan salatası, şevketi bostanlı deniz güveci, portakallı ahtapot carpaccio. Annem ve babamla rakı kadehlerimizi tokuşturuyoruz. Montana'daki kardeşimi özlemle anıyoruz. Babam onunla kavuşmam … Okumaya devam et Not Defterim: Yeni yıl, dalga sesi, leziz mezeler, ege ruhu, güzel hisler

Not Defterim: İstanbul’da İstanbul’u özlemek, Balat, Cağaloğlu…

Apartmanın kapısından çıkmadan önce, telefonumun ön kamerası ile makyajımı kontrol ediyorum. Bu yaşıma geldim, hala çok iyi yapamıyorum bu makyaj işini; ama aşama kat ediyor olmaktan gururluyum. Kulaklıklarımı takıyorum, Monolink ile Acid Pauli’den The End kulağımda, müziğin ritmine adımlarımı uydurarak Beşiktaş’a doğru yürümeye başlıyorum. Ihlamurdere Caddesi’nin üzerindeki dizi dizi tekel ve bakkal arasında, herkesin, daha … Okumaya devam et Not Defterim: İstanbul’da İstanbul’u özlemek, Balat, Cağaloğlu…

Çünkü kimi zaman yola çıkmak, kaçmak işe yaramaz.*

Yola çık, güneye git. Mümkün olduğunca güneye, denizin seni okşayan bir renge sahip olduğu, sana iyi geleceği bir yere. Tek bir lokantanın, yeni tutulmuş bir balığın pişirildiği tek bir lokantanın olduğu, etiketsiz, belki biraz reçine kokan beyaz şarabın içildiği yere git. Oturup gün batımını seyredebileceğin bir yer olsun... Güneşe karşı gözlerini yumacağın, bedeninin konuşmasına izin … Okumaya devam et Çünkü kimi zaman yola çıkmak, kaçmak işe yaramaz.*

Not Defterim: Gizli Anların Yolcusu, Set Up, Denmas, Gastra, Minimalleşme Çabaları, Kahve Festivali…

Bir gün şirket asansöründe yüzümü aynanın dibine yaklaştırıp, garip mimikler yaparak gözümün kenarındaki kaz ayaklarını kontrol ediyorum endişeyle. Ertesi gün o endişelerimin inadına karnıma ağrılar girip gözlerim çizgilere dönüşene kadar gülüyorum kahkahalarla... Bir gün kolumu kaldırmaya halim olmuyor, beni arayanlarla telefonda konuşmaya bile üşeniyorum. Yabanileşiyorum. Ertesi gün sabahlara kadar dans edip, durmaksızın konuşuyorum içim içime … Okumaya devam et Not Defterim: Gizli Anların Yolcusu, Set Up, Denmas, Gastra, Minimalleşme Çabaları, Kahve Festivali…

İkinci hayatın, tek bir hayatın olduğunu anladığında başlar.

Herkesin sürekli yapmaya niyet ettiği, kendisine sözler verdiği ve asla yapamadığı bir şeyler vardır ya hani… Kendimizden emin bir biçimde “Bu sefer kesin.” deriz. Bizi tanıyanlar, alaycı ve sevecen bir gülümsemeyle “Küllahıma anlat.” manasında bir “hı hı, tabii” der. Benim artık inandırıcılığını tamamen kaybetmiş klişe cümlem: “Bu aralar biraz dinlenmem lazım.” Her seferinde kendimden emin … Okumaya devam et İkinci hayatın, tek bir hayatın olduğunu anladığında başlar.

Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers

Şu an adım adım Türkiye sahillerini arşınlıyor, bol keşif yapıyor, bol havadis topluyor ve bol fotoğraf biriktiriyorum. Bayram tatilinde şehirde kalanlar için, önceki bir miskin haftasonundan notlar yazısı karşınızda. Hepinize -birazcık gecikmeli de olsa- sevdikleri ile birlikte keyifli bir bayram dilerim. Şirket asansörünü beklerken, en son hangi haftasonunu İstanbul’da geçirdiğimi anımsamaya çalışıyorum. “Geçen haftasonu Adana’daydım, … Okumaya devam et Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers

Kalkıp bir kağıda kocaman harflerle “erteleme” yazmalı çünkü hava her gün böyle güzel olmuyor.*

Hayatınızda hiç görmediğiniz bir insanı, bütün kalbinizle sevdiğiniz oldu mu? Sizi hiç arayıp sormasa da, hep sevildiğinizi hissettiren biri? Hiç karşılıklı bir rakı masasında oturup, mezeleri bölüşüp, rakı kadehlerinizden aldığınız yudumlar arasında dertlerinizi paylaşmadığınız halde, ne zaman gerçekten kendinizi hayata karşı küskün veya yaralı hissetseniz, bir kaç kelimeyle yüzünüzü güldürmeyi başaran biri? Benim oldu. Tek … Okumaya devam et Kalkıp bir kağıda kocaman harflerle “erteleme” yazmalı çünkü hava her gün böyle güzel olmuyor.*

İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Hiç bir şey göremiyorum. Sonsuz bir karanlığın içindeyim. Bir süre sonra gözlerimin alışacağını, bazı silüetleri seçmeye başlayacağımı düşünüyordum; ama aradan beş dakika geçtikten sonra da hala hiç bir şey göremiyorum. Bu durum, bende küçücük bir yerde kapalı kalmışım hissiyatı yaratıyor. Nefes alamamaya başlıyorum. Kalbimin atışı hızlanıyor. Bir şeyler görebilmek için büyük çaba harcayan gözlerim acımaya … Okumaya devam et İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Not Defterim: Zamanda Yolculuk, Careem, Girl Boss, Coconut Mambo, Sankofa ve devamı.

Günlerden cuma... Cuma günlerini severim, kendine has bir enerjisi, tatlı bir pervasızlığı vardır. Seyahate çıkmadan önceki son saatleri anımsatır bana. O cuma ise benim için apayrı keyifli. Çünkü MBA yüksek lisansımın bir dönemini daha kapatmışım. Hayatımda son bir senedir, işteki sorumluluklarımın yanı sıra, sürekli bir ödev teslimi, proje sunumu, vize veya final sınavı vardı. Özellikle … Okumaya devam et Not Defterim: Zamanda Yolculuk, Careem, Girl Boss, Coconut Mambo, Sankofa ve devamı.