Hayatta kalmak için sana ihtiyaçsızlığım, birlikte gezeceğimiz okyanuslara engel olmasın*

Bu bayram tatili için planım, İtalya kıyılarına uzaktan bakarak, “Veni Vidi Amavi” gibi cümleler kurarak Hırvatistan’ı boydan boya kat etmekti. Yıllar önce Ibiza’da geçirdiğimiz günlerde keşfetmiştik Obonjan Island’ı… Bir türlü hepimize uyan bir zaman aralığı bulup yolumuzu düşürememiştik buraya. Sonunda bu bayram tatilinde Obonjon Island’a gitmeye hazırdık. Hatta Zagreb’de bir günümüzü geçirip, Pula’da bir üzüm … Okumaya devam et Hayatta kalmak için sana ihtiyaçsızlığım, birlikte gezeceğimiz okyanuslara engel olmasın*

Not Defterim: Aşk Dersleri, Birdy Pera, Smelt&Co,Suma Beach, Zula, Sangria ve daha fazlası

Geride bıraktığım birkaç senede bir şeylerden mi kaçıyordum yoksa bir şeyleri mi kovalıyordum emin değilim; ama o kadar sık seyahat etmenin de bir huzursuzluk belirtisi olduğunu fark ettim. İstanbul'da uzun zamandır hiç olmadığı kadar çok vakit geçirirken, aslında yaşadığım şehrin, sokaklarını kaşif merakıyla arşınladığım pek çok şehirden daha vaadkar ve çok daha güzel olduğunu da … Okumaya devam et Not Defterim: Aşk Dersleri, Birdy Pera, Smelt&Co,Suma Beach, Zula, Sangria ve daha fazlası

Alfabetik Not Defterim (2. kısım)

Ghosttrack - Jan Blomqvist Bu hafta boyunca en çok dinlediğim şarkı oldu. Gerçekten seksi ritminin yanı sıra, son zamanlarda çok kafa yorduğum “beklentiler” konusundaki sözleri de çok güzel. “Like killing your lover and feeding all the illusions instead.” Gin Tonic: Her zaman her yerde en sevdiğim. Kötü olma, hayal kırıklığına uğratma ihtimali yok. Geceye dair … Okumaya devam et Alfabetik Not Defterim (2. kısım)

Alfabetik Not Defterim (A-F)

Bazen cümlelerim hayatımın hızına yetişemiyor. Çok fazla şey oluyor, ama onlar üzerinde düşünüp, toparlayıp, belli bir konuda bütünleştirip, bir yazı haline getirecek zaman bulamıyorum. Sadece keyfini çıkarıyorum. Uykusuz şiş gözlerle, kocaman gülümsemelerle oradan oraya koşuyorum. Yine öyle bir dönemdeyim ve bu sıralar keşiflerim alfabetik not defteri şeklinde karşınızda. Adana:  Raporlu geçen yirmi gün, ardından doktor … Okumaya devam et Alfabetik Not Defterim (A-F)

Not Defterim: İstanbul’a Dönüş, Müşkülpesent, Craft, Kış Günlüğü

“Bunun hiç başına gelmeyeceğini, gelemeyeceğini, dünyada bunlardan hiç birinin başına gelmeyeceği tek kişi olduğunu sanırsın; sonra herkese olduğu gibi hepsi teker teker senin de başına gelmeye başlar.” 2004 senesi, benim hayatımdaki önemli dönüm noktalarından biriydi: İstanbul’a taşındığım sene, reşit olduğum sene, ailemden ayrı yaşamaya başladığım sene… Şimdi dönüp geriye baktığımda daha bir sürü dönüm noktası … Okumaya devam et Not Defterim: İstanbul’a Dönüş, Müşkülpesent, Craft, Kış Günlüğü

Not Defterim: Yeni yıl, dalga sesi, leziz mezeler, ege ruhu, güzel hisler

2017 yılının son cuma günü. Havalimanında CIP'nin leziz kısırını yerken, incelemem gereken sözleşmeleri inceleyip maillerimi cevaplıyorum. Bir saat kadar sonra, 2017'nin en iyileri listesine yerleştirdiğim Urla Özbek Köyü'ndeki Akın Balık'tayım. Önümde narlı cevizli ısırgan salatası, şevketi bostanlı deniz güveci, portakallı ahtapot carpaccio. Annem ve babamla rakı kadehlerimizi tokuşturuyoruz. Montana'daki kardeşimi özlemle anıyoruz. Babam onunla kavuşmam … Okumaya devam et Not Defterim: Yeni yıl, dalga sesi, leziz mezeler, ege ruhu, güzel hisler

Not Defterim: İstanbul’da İstanbul’u özlemek, Balat, Cağaloğlu…

Apartmanın kapısından çıkmadan önce, telefonumun ön kamerası ile makyajımı kontrol ediyorum. Bu yaşıma geldim, hala çok iyi yapamıyorum bu makyaj işini; ama aşama kat ediyor olmaktan gururluyum. Kulaklıklarımı takıyorum, Monolink ile Acid Pauli’den The End kulağımda, müziğin ritmine adımlarımı uydurarak Beşiktaş’a doğru yürümeye başlıyorum. Ihlamurdere Caddesi’nin üzerindeki dizi dizi tekel ve bakkal arasında, herkesin, daha … Okumaya devam et Not Defterim: İstanbul’da İstanbul’u özlemek, Balat, Cağaloğlu…

Çünkü kimi zaman yola çıkmak, kaçmak işe yaramaz.*

Yola çık, güneye git. Mümkün olduğunca güneye, denizin seni okşayan bir renge sahip olduğu, sana iyi geleceği bir yere. Tek bir lokantanın, yeni tutulmuş bir balığın pişirildiği tek bir lokantanın olduğu, etiketsiz, belki biraz reçine kokan beyaz şarabın içildiği yere git. Oturup gün batımını seyredebileceğin bir yer olsun... Güneşe karşı gözlerini yumacağın, bedeninin konuşmasına izin … Okumaya devam et Çünkü kimi zaman yola çıkmak, kaçmak işe yaramaz.*

Not Defterim: Gizli Anların Yolcusu, Set Up, Denmas, Gastra, Minimalleşme Çabaları, Kahve Festivali…

Bir gün şirket asansöründe yüzümü aynanın dibine yaklaştırıp, garip mimikler yaparak gözümün kenarındaki kaz ayaklarını kontrol ediyorum endişeyle. Ertesi gün o endişelerimin inadına karnıma ağrılar girip gözlerim çizgilere dönüşene kadar gülüyorum kahkahalarla... Bir gün kolumu kaldırmaya halim olmuyor, beni arayanlarla telefonda konuşmaya bile üşeniyorum. Yabanileşiyorum. Ertesi gün sabahlara kadar dans edip, durmaksızın konuşuyorum içim içime … Okumaya devam et Not Defterim: Gizli Anların Yolcusu, Set Up, Denmas, Gastra, Minimalleşme Çabaları, Kahve Festivali…

İkinci hayatın, tek bir hayatın olduğunu anladığında başlar.

Herkesin sürekli yapmaya niyet ettiği, kendisine sözler verdiği ve asla yapamadığı bir şeyler vardır ya hani… Kendimizden emin bir biçimde “Bu sefer kesin.” deriz. Bizi tanıyanlar, alaycı ve sevecen bir gülümsemeyle “Küllahıma anlat.” manasında bir “hı hı, tabii” der. Benim artık inandırıcılığını tamamen kaybetmiş klişe cümlem: “Bu aralar biraz dinlenmem lazım.” Her seferinde kendimden emin … Okumaya devam et İkinci hayatın, tek bir hayatın olduğunu anladığında başlar.