Fas – 6: Çölde Bir Gece

Çöldeyiz. Üç tane devenin üzerinde üç kız, zifiri karanlığın içinde ilerliyoruz. Rehberimiz Hasan Abi, bizi ne yöne götürürse o tarafa doğru... Bu yolculuğumuzun ne kadar sürdüğü hakkında hiç bir fikrimiz yok. Çünkü çölde, kum dışında hiç bir şey yok. Ağaç yok, ses yok, bitki yok, yıldızlar dışında ışık yok. Bu hiçlik, zaman kavramını da yok … Okumaya devam et Fas – 6: Çölde Bir Gece

Fas 5: Sahara – Çöl geçer, çöl durur, çöl yaratır yeniden*

Bir devenin üzerindeyim. Gözümün alabildiği her yer, pembe kum. Uzaktan dağ gibi görünen şeylerin de yakınına gelince aslında onların da kum tepecikleri olduğunu keşfediyorum. Hiç bir bitki, hiç bir taş, hiç bir insan, hiç bir şey ama hiç bir şey yok etrafımızda. Ellerimle sımsıkı eğeri kavramışım. Avuç içlerim terliyor; ama bırakmaya da ellerimi gevşetmeye de … Okumaya devam et Fas 5: Sahara – Çöl geçer, çöl durur, çöl yaratır yeniden*

Not Defterim: Zamanda Yolculuk, Careem, Girl Boss, Coconut Mambo, Sankofa ve devamı.

Günlerden cuma... Cuma günlerini severim, kendine has bir enerjisi, tatlı bir pervasızlığı vardır. Seyahate çıkmadan önceki son saatleri anımsatır bana. O cuma ise benim için apayrı keyifli. Çünkü MBA yüksek lisansımın bir dönemini daha kapatmışım. Hayatımda son bir senedir, işteki sorumluluklarımın yanı sıra, sürekli bir ödev teslimi, proje sunumu, vize veya final sınavı vardı. Özellikle … Okumaya devam et Not Defterim: Zamanda Yolculuk, Careem, Girl Boss, Coconut Mambo, Sankofa ve devamı.

Fas – 4: Marakeş – Platonik aşkımız Yusuf, Riad Dar Cherifa, Medresse Ben Youssef, Les Epices, Zwin Zwin

"Marakeş'e iki gün yeter demişlerdi; ama kesinlikle yetmezmiş." Riyadımızda havuz başında tazecik ve sıcacık ekmeklerimize bal sürüp, kahvemizi yudumlarken, Marakeş'teki son günümüzü planlamaya çalışıyoruz. Ve daha yapılacaklar listemizde o kadar çok şey var ki! Riaddan çıktığımızda, Fas'a ayak bastığımız andan itibaren gördüğümüz en yakışıklı adam, bize merhaba diyor. Daha doğrusu "Marhaba!" Ardından da kendisini tanıtıyor. … Okumaya devam et Fas – 4: Marakeş – Platonik aşkımız Yusuf, Riad Dar Cherifa, Medresse Ben Youssef, Les Epices, Zwin Zwin

Fas 3- Marakeş: Yves Saint Laurent’in ilham bahçesi Le Jardin Majorelle

Marakeş'te ikinci günümüzde planladığımızdan erken uyanıyoruz; ama sokağa planladığımızdan daha geç çıkıyoruz. Çünkü Fatima bize sıcacık ekmekler, gözlemeler, krepler yapıyor. Tazecik portakal suları getiriyor. Bal çok lezzetli. Termostaki kahvemiz hiç bitmiyor. Avludaki minik havuzun yanındaki koltuğumuzda oturup yavaş yavaş kahvaltımızı ediyoruz. Fatima ile Arapça bildiğimiz kelimelerle şakalaşıyoruz. Abdullah'a bir önceki gece nasıl kaybolduğumuzu kahkahalarla anlatıyoruz. … Okumaya devam et Fas 3- Marakeş: Yves Saint Laurent’in ilham bahçesi Le Jardin Majorelle

Fas 2- Marakeş: Souk’lar, Nomad, El Fna Meydanı, Labirentte Kaybolmak, Kif Kif

Kaldığımız riad, uçuşan perdeleri, palmiye gölgeleri, avlusundaki havuzu, bol kahkahalı çalışanları, bangır bangır müzik açsak da ses etmeyen misafirleri ile bizi Binbir Gece Masalları prenseslerine dönüştürmüş olduğundan, aslında riad'ın sınırları içinde keyfimiz çok yerinde. "Neden Çeşme'de hala böyle bir konsept yaratılamıyor?" diye sorguluyoruz, "Böyle bir riadda iş bulup, birkaç ay burada yaşasak mı?" diye hayaller … Okumaya devam et Fas 2- Marakeş: Souk’lar, Nomad, El Fna Meydanı, Labirentte Kaybolmak, Kif Kif

Fas 1: Elifa, Ayşa ve Emina – Riad Dar El Souk

Birkaç ay önce Fas'a gitmeyi aklımıza koyduğumuzda, kimse bizi pek ciddiye almamıştı. "Üç kız Fas'a gidilmez." diyip geçmişlerdi. Gözlerimiz parlayarak, binbir gece masalları kıvamındaki Fas hayallerimizi anlatırken, ülkeyi boydan boya kat etmeyi planlarken, çölde yıldızları izlerken hangi şarkıları dinleyeceğimizi hazırlarken, "Fas mı?" diyip burun kıvıranlar olmuştu. Hele Fas'ta on gün kalmayı planladığımızı duyanlar tek kaşları … Okumaya devam et Fas 1: Elifa, Ayşa ve Emina – Riad Dar El Souk

Yalnızlık Alıştırmaları: Kariye Camii

"Nereyi arıyorsun kızım sen?" Sarı röfleli saçlarım, Brüksel'den aldığım jean parkam ve bir aylık asgari maaştan daha çok ederi olan güneş gözlüklerim ile Fatih'te bir ara sokaktayım. Muhtemelen de etrafıma şaşkınlıkla bakarak yürüyorum. Bulunduğum sokak hiç İstanbul değil. En azından benim bildiğim İstanbul gibi değil. Sokaklarda çamaşırlar sallanıyor, yolun kenarlarına konulmuş plastik leğenlerin içinde sebzeler yetiştiriliyor. Çocuklar … Okumaya devam et Yalnızlık Alıştırmaları: Kariye Camii

Yolda: Doğu Ekpresi’nde bir rakı sofrası

Kars'tan Ankara'ya giden Doğu Ekspresi'ndeyiz. Güneş yavaş yavaş batarken, tren camından görünen manzara muazzam. Yeşil ve turuncu ağaç dalları birbirine karışıyor, hepsinin gölgesi akan suya vuruyor. Yol dönemeçli hal aldıkça, trenin kıvrılan ön kısmı da manzaraya dahil oluyor. (tık tık!) Arka fonda Tuna Kiremitçi ile Yıldız Tilbe var: "Ah yine sevebilirim hayatı, ah yine bulabilirim … Okumaya devam et Yolda: Doğu Ekpresi’nde bir rakı sofrası

Bir türlü tanımlayamadığım son derece bulanık bir şey istiyorum: özgür bir hayat.

Kumsalda tek başıma yürüyorum. Hava güneşlenmek veya yüzmek için hala soğuk. Yine de deniz kıyısında olmak, dalga sesini dinlemek, kumlara bata çıka yürümek çok hoşuma gidiyor. Sırtımı bir kayaya yaslayıp oturuyorum. Kitabımdan bir kaç sayfa okumaya niyetleniyorum; ama dalgaların sesini dinleyip denizi izlemek daha cazip geliyor. Kitabımı bir kenara bırakıyorum. Avuç içlerimi kumlara bastırıyorum ve … Okumaya devam et Bir türlü tanımlayamadığım son derece bulanık bir şey istiyorum: özgür bir hayat.