Ben Geride Kalan Bir Senede Neler Öğrendim? Bundan Sonraki Hayat Kurallarım <3

Sabah kahvemi içerken Microsoft Planner'da o gün yapmam gereken işlere göz atıyorum. O sırada gözüm tarihe ilişiyor: 1 Nisan. Çok manidar bir günde, her şey "şaka gibi" bir kıvamında geliştiği için tarihi çok net hatırlıyorum. Bugün bir önceki iş yerimden ayrılalı tam bir sene olmuş. Bir yandan, "Ne kadar hızlı geçiyor zaman." diyorum, diğer yandan … Okumaya devam et Ben Geride Kalan Bir Senede Neler Öğrendim? Bundan Sonraki Hayat Kurallarım ❤

Evde Kal Günlükleri -3: Enerji yasalarına ve spiritüel kurallara giriş

Sabah gözümü açıp, hızlıca mutfağa gidiyorum, kahvemi hazırlıyorum. Saate göz ucuyla bakıyorum, evden çıkmak için 15 dakikam var. Yüzümü yıkadıktan sonra kahve fincanımı elime alıp kıyafet odama giriyorum. Normalde kıyafetlerimi bir önceki akşamdan hazırlayıp dolabımın üzerine asarım. Dolabın üzerine asılmış kıyafet göremeyince hatırlıyorum: Bugün evdeyim. Yarın da… Muhtemelen sonraki gün de… Keyifleniyorum. Güzel bir şarkı … Okumaya devam et Evde Kal Günlükleri -3: Enerji yasalarına ve spiritüel kurallara giriş

Hata yapın. Canınızın istediğini yapın. Hayatı ertelemeyin. Çünkü yarın ne olacağını aslında hiç bilmiyoruz.

Bize hep ertelememizi söylediler... Karnımız tokken ve canımız sadece dondurma yemek istiyorken, dondurmayı 'yemekten sonra'ya erteledik. Daha bacak kadar çocukken... Sonra okumak istediğimiz kitaplar, oynamak istediğimiz oyunlar, çıkarmak istediğimiz icatlar varken, test kitapları burnumuza dayandı. "Kolej / Anadolu Lisesi sınavını kazandıktan sonra canın ne isterse yaparsın." denildi. Kazandık, bu sefer üniversite sınavına hazırlanma yarışının ortasında … Okumaya devam et Hata yapın. Canınızın istediğini yapın. Hayatı ertelemeyin. Çünkü yarın ne olacağını aslında hiç bilmiyoruz.

Evde Kal Günlükleri -2: Pasif ve depresif mi, ışıldayarak, bilinçli ve fit mi çıkacağız?

Rakamların artış hızının ürkütücülüğünü, bu garip sürecin ne zamana kadar devam edeceğinin bilinmezliğini ve sağlam çıkıp çıkamayacağımızdan emin olmamayı bir kenara bırakabildiğimiz anlarda, bu virüsün hayatımıza diğer yansımalarını tartışıp keyifleniyoruz. "Uzun zamandır yaşadığımız en eşit, en erişime açık günleri yaşamıyor muyuz?" diyerek buna onlarca örnek vermeye başlıyoruz. Elbette maaşını almazsa temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaya devam … Okumaya devam et Evde Kal Günlükleri -2: Pasif ve depresif mi, ışıldayarak, bilinçli ve fit mi çıkacağız?

“Evde Kal” Günlükleri -1

Benim açımdan bu “evde kal” günlerinin ironik bir tarafı var. Yeni yıla başlarken, evde vakit geçirmeye karar vermiş, ilk 100 gün projemin konusunu da ev ilan etmiştim. O günlerde daha ortalıkta daha virus riski yoktu. “Corona” benim için yalnızca bir bira markasından ibaretti. 2020’nin ilk 100 gününü ev projesi olarak ilan etmemin sebebi, sürekli koşturarak … Okumaya devam et “Evde Kal” Günlükleri -1

Ruhun Doysun: “Yemeğim benden çok seyahat etmesin.”

Dağınık kumral saçlar, mavi dümdüz bir t-shirt geçirilmiş biçimli bir vücut, ensede ve kollarda dövmeler... Kahve makinesinden güzel bir seramik fincana kahvesini doldurup yudumluyor. Tam bir serseri rock star görüntüsü. Az sonra yüzünde muazzam bir ciddiyetle sebzeleri kesmeye, hamur yoğurmaya ve ocağın üzerinde malzemeleri karıştırmaya başlıyor. Çok basit malzemelerden tablo gibi tabaklar yaratıyor. Sonra köylüleri, … Okumaya devam et Ruhun Doysun: “Yemeğim benden çok seyahat etmesin.”

Not Defterim: The Goop Lab, Brene Brown, Binbirdirek Sarnıcı, Pangaaltı Meyhanesi

Benim yaşlarımda olan pek çok kişinin, yıllardır hayatlarının çok olağan ve çok sıradan bir parçası olan "ev hayatını" ben daha yeni yeni keşfediyorum. "Zaman ve enerji harcadığım hiç bir şey sıradan veya önemsiz değildir." prensibimle, bunu asla "ev hayatı" diye nitelendirerek basitleştirmiyorum. Bir deneyim gibi yaklaşıyorum, projeye dönüştürüyorum ve herkese uzun uzun bu konudan bahsediyorum. … Okumaya devam et Not Defterim: The Goop Lab, Brene Brown, Binbirdirek Sarnıcı, Pangaaltı Meyhanesi

Taksim Yeniden (mi?): Biraz nostalji ve keyifli bir gün rehberi

Benim İstanbul'a taşındığım ilk yıllarda şehrin en cazip noktası hiç şüphesiz Taksim ve çevresiydi. Alkazar'da Avrupa filmleri izlenir, tarz ve sıradışı aksesuarlar Atlas Pasajı'ndan alınır, haftasonu giyilecek kıyafetler Terkos'taki ihracat fazlası kıyafet yığınları arasından seçilir, bira içmek için Nevizade'ye, güzel müzik dinlemek için Babylon'a gidilirdi. Gece dışarı çıkmak da -arada bir canlı Türkçe pop dinlemek … Okumaya devam et Taksim Yeniden (mi?): Biraz nostalji ve keyifli bir gün rehberi

Evinize baştan sonra yeniden çekidüzen vermek, yaşam tarzı ve bakış açınızdaki önemli değişiklikleri de beraberinde getiriyor.

Yazdığım yazıların içeriklerinden de hissediliyordur diye düşünüyorum, 2020 yılı benim için alıştığımdan son derece sıra dışı bir düzende başladı ve akıyor. Hayatımın bugüne kadarki düzeni (nisan eylül arasındaki upuzun tatil dönemimi saymazsak) genel olarak %50 iş - %50 sokak yoğunluğundaydı. Çalışmadığım her an dışarıda arkadaşlarımla buluşuyor, gezip tozuyor, seyahatlere çıkıyor ve keşifler peşinde koşuyordum. Bu … Okumaya devam et Evinize baştan sonra yeniden çekidüzen vermek, yaşam tarzı ve bakış açınızdaki önemli değişiklikleri de beraberinde getiriyor.

Emine, Alara ve Sezen ateşkesi!

Çalıştığım son hukuk bürosunda patronumun "Sezen'in gizli ve ikinci bir hayatı olduğunu düşünüyorum." esprisi ile başlamıştı her şey. Haklılık payı da vardı, bir yandan günümün büyük bir kısmını ceket gömlek giyerek ve oldukça yoğun bir tempoda hukuk bürosunda çalışarak geçiriyordum. Yine aynı dönemde neredeyse her hafta sonu, kameram ve bir sırt çantasıyla yollara düşerek çeşitli … Okumaya devam et Emine, Alara ve Sezen ateşkesi!