İstanbul’da yaz bitmeden: Perili Köşk, Sahil Yürüyüşü, Klein Garten

Yaz bitiyor. Aşırı sıcak diye söylenmeler sona erdi. Okul alışverişine davet eden reklam postaları ardı ardına düşer oldu. Şeftaliler saman gibi olmaya başladı, ısırınca koldan aşağı süzülmüyor suları... Neyse ki bacaklar hala bronz. Güneş gözlüğü hala evden çıkmadan yanına mutlaka alınması gerekenler listesindeki varlığını koruyor. Haftasonu kaçamaklarına giderken bikini hala çantanın olmazsa olmazı. MBA dersleri … Okumaya devam et İstanbul’da yaz bitmeden: Perili Köşk, Sahil Yürüyüşü, Klein Garten

Reklamlar

Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar

Sabah gözlerimi açtığım gibi, açık büfedeki kırk çeşit reçelin başına dikiliyorum. Gül, çilek, portakal, incir gibi bilinen reçellerin yanı sıra, domates ve patlıcan gibi oldukça sıradışı seçenekler de var. Kahvaltıda reçel yeme alışkanlığım hiç olmamıştır, genellikle bir fincan filtre kahve ve yanında atıştıracak hamurlu bir şeylerden ibarettir kahvaltım; ama madem Bozcaada’dayız ve madem otelde filtre … Okumaya devam et Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar

Bir İstanbul aşığı rehberliğinde turistik (!) haftasonu

Şirkette her şeyiyle sıradan bir pazartesi. Herkes bir yerlere koşuşturuyor, mailler yağıyor, kahve almaya veya tuvalete giderken ayak üstü sohbetler ediliyor. O sırada telefonuma bir ekran görüntüsü geliyor. Londra - İstanbul bileti karşımda duruyor. "Ajandana kaydet" notuyla... İnanamıyorum! Şirketteki masamın üstüne çıkıp dans etmek istiyorum. Yüzümde şapsal ve kocaman bir gülümsemeyle kendi kendime mırıldanıyorum: "Geliyor … Okumaya devam et Bir İstanbul aşığı rehberliğinde turistik (!) haftasonu