Milliyetsiz Bir Ütopya: Bonjuk Bay

Bonjuk Bay’in ne zaman ne şekilde radarıma girdiğini hatırlamıyorum; ama bir süredir takip edip, gitmek için uygun bir zamanı kolluyordum. Kutlanacak bir doğum günü gibi harika bir sebep, başbaşa vakit geçirmek için boş bırakılmış bir haftasonu ile birleşince, Bonjuk Bay kendi zamanını yaratmış oldu. Dürüst olmam gerekirse, gitmeden önce neyle karşılaşacağımızdan emin değildim. Kendine bohem … Okumaya devam et Milliyetsiz Bir Ütopya: Bonjuk Bay

Amman’dan iki muhteşem cafe: Wild Jordan, Books@Cafe ve en iyi falafelci Hashem

Ölü Deniz'den Amman'a doğru yola çıktığımızda biraz buruğuz. Bir hafta önce başladığımız bu seyahatte sırasıyla Akabe, Wadi Rum, Petra ve Ölü Deniz'i gezerek ülkeyi bir ucundan diğer ucuna kat ederken, her durağımızda bambaşka doğa harikalarının tadını çıkarttık. Amman, İstanbul'a dönüş uçuşumuzu yapacağımız şehir; bu yüzden Amman'a gitmek aynı zamanda seyahatin sonuna çok yaklaştık demek. Diğer … Okumaya devam et Amman’dan iki muhteşem cafe: Wild Jordan, Books@Cafe ve en iyi falafelci Hashem

Lut Gölü, Kempinski Ishtar, Küçük Valizle Seyahat Rehberi

Bir gün önce bizi çölde gezdiren rehberimizin kamyoneti ile çölden çıkıyoruz. Ayakkabılarımız, kıyafetlerimiz kum içinde. Kuru şampuan ile şekil vermeye çalıştığımız saçlarımızdan her hareketimizle kırmızı kumlar saçılıyor. Bizi Ölüdeniz’e götürecek transfer aracımız henüz ortalıkta olmadığından biraz paniğe kapılıyoruz. Bir gün Petra’da, ikinci gün Wadi Rum’da bambaşka masal ortamlarında gerçeklikten uzaklaşmışken, o çölün kıyısındaki kasabada kalakalma … Okumaya devam et Lut Gölü, Kempinski Ishtar, Küçük Valizle Seyahat Rehberi

Akabe: Kızıldeniz, humus, falafel, tabule, bembeyaz kumlar, Kempinski Red Sea

Yıllarca her fırsatta çantamı sırtıma takıp iki üç günlüğüne Avrupa'nın çeşitli şehirlerinin yollarına düştükten ve büyük bir kısmını arşınladıktan sonra, kararımı vermiştim: Artık daha seyrek daha uzun seyahatlere çıkacaktım. Bilmediğim kültürleri görmek, olağan hayat alışkanlıklarımdan uzaklaşmak, şaşırmak, farklı coğrafyaları keşfetmek istiyordum. Her cuma şirkete minik bir valizle gidip iş çıkışında doğrudan havalimanına gitmemi ve pazartesi … Okumaya devam et Akabe: Kızıldeniz, humus, falafel, tabule, bembeyaz kumlar, Kempinski Red Sea

Not Defterim: Yeni yıl, dalga sesi, leziz mezeler, ege ruhu, güzel hisler

2017 yılının son cuma günü. Havalimanında CIP'nin leziz kısırını yerken, incelemem gereken sözleşmeleri inceleyip maillerimi cevaplıyorum. Bir saat kadar sonra, 2017'nin en iyileri listesine yerleştirdiğim Urla Özbek Köyü'ndeki Akın Balık'tayım. Önümde narlı cevizli ısırgan salatası, şevketi bostanlı deniz güveci, portakallı ahtapot carpaccio. Annem ve babamla rakı kadehlerimizi tokuşturuyoruz. Montana'daki kardeşimi özlemle anıyoruz. Babam onunla kavuşmam … Okumaya devam et Not Defterim: Yeni yıl, dalga sesi, leziz mezeler, ege ruhu, güzel hisler

Yeniden Berlin-1: Casa Camper Otel

Yollarda olmaya ve keşfetmeye bayılan biri olarak, istikamet neresi olursa olsun “gitmeyi” severim. Gittiğim çoğu yer, bana kendimle ilgili bir şey öğretir, harika hikayeler, değişik lezzetler, bakmaya doyamadığım fotoğraflar bırakır. Ama ikinci kere gitme arzusu uyandırmaz. “Gördüm, deneyimledim, çok güzeldi; ama dünyada daha gezilecek o kadar çok yer varken, neden aynı yere tekrar gideyim ki?” … Okumaya devam et Yeniden Berlin-1: Casa Camper Otel

Berchem: Hayat çetelesi sonunda şatoda küvet keyfi

Ghent ile Antwerpen arasını trenle kat ederken, yüzümde gizleyemediğim bir gülümseme var. Tren çok harika olduğundan, kat ettiğimiz yollardaki manzaraların harika olmasından veya Antwerp için heyecanlandığımdan filan değil bu. Nitekim Doğu Ekspresi ile Kars’tan dönmüş insanım, bu trenin o kadar sıra dışı veya heyecanlandıran bir tarafı yok. Antwerp’e de daha önce geldim, müzeleri dahil köşe … Okumaya devam et Berchem: Hayat çetelesi sonunda şatoda küvet keyfi

Selimiye: Önümüzde deniz, mavi, yeşil, yaz!

Çeşme'de geçirdiğimiz günde tükettiğimiz alkol miktarı ile dans ettiğimiz saatlerin çokluğu göz önünde bulundurulduğunda, ertesi günün ortasına kadar döne döne uyumamız, uyanıp bir duş aldıktan sonra uzun ve güzel bir kahvaltı yapmamız, akşamdan kalmalığımızı da sahilde sersem sersem güneş gözlüklerimizin arkasına sığınarak atmamız beklenir. Tabii ki biz öyle yapmıyoruz. Sabahın 7:00sinde çantalarımızı toplayıp otelden çıkıyor, … Okumaya devam et Selimiye: Önümüzde deniz, mavi, yeşil, yaz!

Bozcaada – 1: Caz Festivali, Cabalı Meyhane, Ayazma Plajı, Vahit’in Yeri

Adaların kendine özgü bir ruhu var. Zamanın yavaş aktığı, her şeyin halledilebilir hissedildiği, her türlü kaygıyı yok eden.. Otelimize doğru yürürken, henüz dolmamış meyhanelerle dolu rengarenk sokaklar içimizi açıyor. Otelimiz, 1800lü yıllarda Rum İlkokulu olarak inşaa edilen Ege Otel. "Hiç oyalanmadan hemen giyinip, yemeğe gidelim." kararı vermiş olsak da, oteldeki her bir odanın kapısında çeşitli … Okumaya devam et Bozcaada – 1: Caz Festivali, Cabalı Meyhane, Ayazma Plajı, Vahit’in Yeri

Sakız Adası -1: Pirgi, Mesta, Avgonima Köyleri ve en iyi gün batımı adresi Asteri

Bahsetmek istediğim o kadar çok şey birikti ki! Fakat bu aralar yolu Sakız Adası'na düşecek olan, tavsiye isteyen çok olduğu için Sakız Adası -nam-ı diğer Chios'a öncelik vermek şart oldu. Çeşme'nin tam karşısına konumlanmış Sakız Adası, Çeşme Marina'dan 45 dakikalık feribot yolculuğu ile ulaşabileceğiniz mesafede. Arabayla gitmiyorsanız, bir kaç euro fazla ödeyip Ertürk'ün Hi-Speed Katamaran'ı … Okumaya devam et Sakız Adası -1: Pirgi, Mesta, Avgonima Köyleri ve en iyi gün batımı adresi Asteri