Sihirli Mitolojik Topraklar ve Dünyanın En Kötü İnsanı

Göcek'teki parti tatilimiz üzerine İstanbul'da geçen hızlı günlerden sonra, iş bilgisayarımı yanıma alıp doğrudan İzmir'e uçuyor ve soluğu Teos'ta alıyorum. Bir zamanlar citta slow ünvanı almış olan, bu gün oldukça çirkin binaları, zevksiz tabela yığını ve akıl almaz trafiği ile bana zevksiz ve keyifsiz Anadolu kasabalarını andıran Seferihisar'ı ne kadar sevmiyorsam, Sığacık'ı da tarihi kale … Okumaya devam et Sihirli Mitolojik Topraklar ve Dünyanın En Kötü İnsanı

2022 / 1. çeyrek dönem raporu ve Mart keşiflerimden notlar

Bugün şirkette yaptığım işler için birinci çeyrek dönem dönem raporu hazırlarken, aynı şeyi iş dışındaki hayatımda da yapmaya karar verdim. Böylece günün sonunda elimde bir fincan kahve, arka fonda müziklerim, önümde ajandam "Senenin birinci çeyreğini nasıl devirdim?" sorgulamamla karşınızdayım. Seyahatler: İş olarak oldukça yoğun geçtiği gibi, bu kış hava da oldukça sertti malum. Kombiyi 65 … Okumaya devam et 2022 / 1. çeyrek dönem raporu ve Mart keşiflerimden notlar

Covid Günlerinde Aşk: Cafe de Flore, Blue Valentıne, The Royal Tenenbaums

Genellikle bir kahve içmek için buluşup, görüşmediğimiz dönemlerde olup bitenleri birkaç kahve içerken birbirimize anlatmayı bitiremeyip,  kahveden akşam yemeğine, akşam yemeğinden kokteyle bağladığımız kız gruplarında yeni gündemimiz YOK! Sex and the City'den uyarlanmış SATB grubumuzda bile yemek tarifleri paylaşmaya başladık. Ağzı açık bıraktıran skandal havadislerin, telefonun ekranını kimsenin görmediğinden emin olduktan sonra okunabilen mesajların yerini, … Okumaya devam et Covid Günlerinde Aşk: Cafe de Flore, Blue Valentıne, The Royal Tenenbaums

Not Defterim: The Goop Lab, Brene Brown, Binbirdirek Sarnıcı, Pangaaltı Meyhanesi

Benim yaşlarımda olan pek çok kişinin, yıllardır hayatlarının çok olağan ve çok sıradan bir parçası olan "ev hayatını" ben daha yeni yeni keşfediyorum. "Zaman ve enerji harcadığım hiç bir şey sıradan veya önemsiz değildir." prensibimle, bunu asla "ev hayatı" diye nitelendirerek basitleştirmiyorum. Bir deneyim gibi yaklaşıyorum, projeye dönüştürüyorum ve herkese uzun uzun bu konudan bahsediyorum. … Okumaya devam et Not Defterim: The Goop Lab, Brene Brown, Binbirdirek Sarnıcı, Pangaaltı Meyhanesi

Not Defterim: MSA’nın Restoranı, Müslüm, Nuran Meyhane, The Steeve, Bohemian Rhapsody

İstanbul'un tadını çıkartanlardan olmak için herkesin vereceği reçeteler birbirinden farklı olacaktır. Bence İstanbul'da mutlu yaşamak için, olmazsa olmaz şeylerden biri "keşif ruhu"nu kaybetmemek. Çünkü bu şehir, trafiği ve kalabalığı gibi bir çok can sıkıcı unsurunun yanında bir de dünyada çok az şehrin sunduğu bir güzelliğe sahip: Hiç bitmemesi! İstanbul, merak duygusunu kaybetmeyenlere durmadan keşfedilecek bir … Okumaya devam et Not Defterim: MSA’nın Restoranı, Müslüm, Nuran Meyhane, The Steeve, Bohemian Rhapsody

Alfabetik Not Defterim (A-F)

Bazen cümlelerim hayatımın hızına yetişemiyor. Çok fazla şey oluyor, ama onlar üzerinde düşünüp, toparlayıp, belli bir konuda bütünleştirip, bir yazı haline getirecek zaman bulamıyorum. Sadece keyfini çıkarıyorum. Uykusuz şiş gözlerle, kocaman gülümsemelerle oradan oraya koşuyorum. Yine öyle bir dönemdeyim ve bu sıralar keşiflerim alfabetik not defteri şeklinde karşınızda. Adana:  Raporlu geçen yirmi gün, ardından doktor … Okumaya devam et Alfabetik Not Defterim (A-F)

İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Hiç bir şey göremiyorum. Sonsuz bir karanlığın içindeyim. Bir süre sonra gözlerimin alışacağını, bazı silüetleri seçmeye başlayacağımı düşünüyordum; ama aradan beş dakika geçtikten sonra da hala hiç bir şey göremiyorum. Bu durum, bende küçücük bir yerde kapalı kalmışım hissiyatı yaratıyor. Nefes alamamaya başlıyorum. Kalbimin atışı hızlanıyor. Bir şeyler görebilmek için büyük çaba harcayan gözlerim acımaya … Okumaya devam et İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Not Defterim: Yalızda Jazz Eşliğinde Brunch’tan Hong Kong’tan Alışverişe

Her sabah 7:00'de evden çıkıyor, her gün iş çıkışında da MBA derslerine giriyorum. Bu ajanda ile hafta içleri kendi keyfime göre kullanabileceğim zaman dilimi iki üç saatle sınırlı olduğundan, haftasonları mümkün olduğunca çok şey yapma arzusuna kapılıyor, bazen 24 saate sığması mümkün olmayacak kadar çok etkinlik planlamış buluyorum kendimi. Haftalardır cuma günleri de şirkete bir … Okumaya devam et Not Defterim: Yalızda Jazz Eşliğinde Brunch’tan Hong Kong’tan Alışverişe

Not Defterim: İkitelli, Son Zenne, Pera’nın Zamanı, La La Land, Bridget Jones

Kaç gece kendimi topuklu ayakkabılarım ve mini eteğimle Yenibosna metro istasyonunda buldum; soğuk içime işlerken -sonunda gelen- metronun yansımasından kendime baktığımda "Şu andaki görüntünle Spago'nun ferah ve upuzun barının kenarına daha çok yakışabilirdin. Elinde de ders kitabı yerine, şampanya kadehi olabilirdi. Veya nefis bir kokteyl, mesela Pandora's Box." diye düşündüm ve "Neyin peşindesin kızım, ne … Okumaya devam et Not Defterim: İkitelli, Son Zenne, Pera’nın Zamanı, La La Land, Bridget Jones

Not Defterim: Iris, Chia Puding, Kozmetikler, Miskin Haftasonu

Cuma'da öğle yemeği üzerine, eve dönmek için Teşvikiye dolmuşunun kalkmasını beklerken, XoXo The Mag'in bu ayki sayısını karıştırmaya başlıyorum. Edwina Sponza ile yapılan söyleşi dikkatimi çekiyor. Can sıkıntısının aslında iyi bir şey olduğundan bahsediyor. "Bu tür kendine dönüp kendini dinleyebildiğin, yalnız kaldığın zamanlarda, zihnin açılıyor ve bir boşluk yakalıyorsun. Belki yapamadığın, aklında olan ama bir … Okumaya devam et Not Defterim: Iris, Chia Puding, Kozmetikler, Miskin Haftasonu