Merhaba İstanbul, Merhaba Yeni Sezon!

Hayatımın beş ayını tamamen spontane bir şekilde o sahilden bu sahile giderek, İstanbul'daki evime sadece arada sırada yeni valiz hazırlamak için uğrayarak geçirdikten sonra her şey o kadar hızlı gelişti ki;  kendimi bir anda İstanbul'da, her sabah işe giderken, gerçekten yoğun bir tempoda çalışırken ve oldukça kurumsal giyinirken buldum! Aylarca üzerime yapışmış jean şortumla happy … Okumaya devam et Merhaba İstanbul, Merhaba Yeni Sezon!

İstanbul Film Festivali, Kan Görünce Rüya Bozulur, Mandolini, Piri Guide ve Pandeli

İşsiz ilk günümün sabahı. Kahvemi yudumlarken, "yapmam gereken hiç bir şey olmamasını" yadırgıyorum. Cevaplamam gereken hiç bir mail, koşmam gereken hiç bir yer yok. Yaz tatiline girmiş öğrenci hissi! "Bugüne kadar vaktim olmadığı için yapmayı ertelediğim neler var?" diye düşünmeye başlıyorum. O sırada İstanbul Film Festivali kitapçığı bana göz kırpıyor. En son üniversite öğrencisi olduğum … Okumaya devam et İstanbul Film Festivali, Kan Görünce Rüya Bozulur, Mandolini, Piri Guide ve Pandeli

Kuduruk Bir Haftasonundan Notlar: A Night in Tulum, Sunset, The Allice, Pera Müzesi, Ozzie’s, Moretenders Cocktail

Bir beyaz yakalı çelişkisi sanırım bu: Bütün bir hafta boyunca erkenden uyanıp, her gün akşama kadar mailler ve toplantılarla boğuştuktan ve iş çıkışlarında spor, bakım ve hobilere de yetişmek için koşturup bütün enerjiyi tükettikten sonra, "sonunda" cuma günü gelip çattığında, vücudumun tek istediği şey bir an önce eve gitmek, sıcak ve uzun bir duş alıp, … Okumaya devam et Kuduruk Bir Haftasonundan Notlar: A Night in Tulum, Sunset, The Allice, Pera Müzesi, Ozzie’s, Moretenders Cocktail

Not Defterim: Atatürk Arboretum’u, Batard, Pilevneli Gallery Depo, Yaşar, Dünyada Aşk ve daha fazlası…

Ben her kış biraz miskinleşirim. Bronz vücuduma bir elbise geçirip sokağa çıkabildiğim, kırmızı bir ruj ile harika göründüğüm günler bittiğinde, kıyafetime mont uydurmaya üşenmeye başlarım. Apartman kapısından dışarı çıktığım anda yüzüme vuran soğuk hava karşısında içimden gelen tek şey, büyük bir hızla merdivenleri çıkıp tekrar eve girmek olur. Elimde olsa seve seve bütün kışı bolca … Okumaya devam et Not Defterim: Atatürk Arboretum’u, Batard, Pilevneli Gallery Depo, Yaşar, Dünyada Aşk ve daha fazlası…

Not Defterim: İstanbul’da İstanbul’u özlemek, Balat, Cağaloğlu…

Apartmanın kapısından çıkmadan önce, telefonumun ön kamerası ile makyajımı kontrol ediyorum. Bu yaşıma geldim, hala çok iyi yapamıyorum bu makyaj işini; ama aşama kat ediyor olmaktan gururluyum. Kulaklıklarımı takıyorum, Monolink ile Acid Pauli’den The End kulağımda, müziğin ritmine adımlarımı uydurarak Beşiktaş’a doğru yürümeye başlıyorum. Ihlamurdere Caddesi’nin üzerindeki dizi dizi tekel ve bakkal arasında, herkesin, daha … Okumaya devam et Not Defterim: İstanbul’da İstanbul’u özlemek, Balat, Cağaloğlu…

İstanbul’da yaz bitmeden: Perili Köşk, Sahil Yürüyüşü, Klein Garten

Yaz bitiyor. Aşırı sıcak diye söylenmeler sona erdi. Okul alışverişine davet eden reklam postaları ardı ardına düşer oldu. Şeftaliler saman gibi olmaya başladı, ısırınca koldan aşağı süzülmüyor suları... Neyse ki bacaklar hala bronz. Güneş gözlüğü hala evden çıkmadan yanına mutlaka alınması gerekenler listesindeki varlığını koruyor. Haftasonu kaçamaklarına giderken bikini hala çantanın olmazsa olmazı. MBA dersleri … Okumaya devam et İstanbul’da yaz bitmeden: Perili Köşk, Sahil Yürüyüşü, Klein Garten