Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers

Şu an adım adım Türkiye sahillerini arşınlıyor, bol keşif yapıyor, bol havadis topluyor ve bol fotoğraf biriktiriyorum. Bayram tatilinde şehirde kalanlar için, önceki bir miskin haftasonundan notlar yazısı karşınızda. Hepinize -birazcık gecikmeli de olsa- sevdikleri ile birlikte keyifli bir bayram dilerim. Şirket asansörünü beklerken, en son hangi haftasonunu İstanbul’da geçirdiğimi anımsamaya çalışıyorum. “Geçen haftasonu Adana’daydım, … Okumaya devam et Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers

Reklamlar

Kalkıp bir kağıda kocaman harflerle “erteleme” yazmalı çünkü hava her gün böyle güzel olmuyor.*

Hayatınızda hiç görmediğiniz bir insanı, bütün kalbinizle sevdiğiniz oldu mu? Sizi hiç arayıp sormasa da, hep sevildiğinizi hissettiren biri? Hiç karşılıklı bir rakı masasında oturup, mezeleri bölüşüp, rakı kadehlerinizden aldığınız yudumlar arasında dertlerinizi paylaşmadığınız halde, ne zaman gerçekten kendinizi hayata karşı küskün veya yaralı hissetseniz, bir kaç kelimeyle yüzünüzü güldürmeyi başaran biri? Benim oldu. Tek … Okumaya devam et Kalkıp bir kağıda kocaman harflerle “erteleme” yazmalı çünkü hava her gün böyle güzel olmuyor.*

İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Hiç bir şey göremiyorum. Sonsuz bir karanlığın içindeyim. Bir süre sonra gözlerimin alışacağını, bazı silüetleri seçmeye başlayacağımı düşünüyordum; ama aradan beş dakika geçtikten sonra da hala hiç bir şey göremiyorum. Bu durum, bende küçücük bir yerde kapalı kalmışım hissiyatı yaratıyor. Nefes alamamaya başlıyorum. Kalbimin atışı hızlanıyor. Bir şeyler görebilmek için büyük çaba harcayan gözlerim acımaya … Okumaya devam et İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Not Defterim: Yalızda Jazz Eşliğinde Brunch’tan Hong Kong’tan Alışverişe

Her sabah 7:00'de evden çıkıyor, her gün iş çıkışında da MBA derslerine giriyorum. Bu ajanda ile hafta içleri kendi keyfime göre kullanabileceğim zaman dilimi iki üç saatle sınırlı olduğundan, haftasonları mümkün olduğunca çok şey yapma arzusuna kapılıyor, bazen 24 saate sığması mümkün olmayacak kadar çok etkinlik planlamış buluyorum kendimi. Haftalardır cuma günleri de şirkete bir … Okumaya devam et Not Defterim: Yalızda Jazz Eşliğinde Brunch’tan Hong Kong’tan Alışverişe

Trend Alarmı: 2017 ilkbahar ve yazında neler giyiyoruz?

Dadadaaam! Yazdıklarımı uzun zamandır takip edenler, bu başlığı görünce şaşırmış olabilir; çünkü bugüne kadar hiç yazmadığım tarzda bir yazı ile karşınızdayım. Aslında "şekilci" olmakla suçlanacak kadar kıyafetlere, çantalara ve ayakkabılara düşkünümdür. Bir adama kullandığı çanta yüzünden ilgi duymaya başlayabilir, giydiği gömlek yüzünden farklı dünyaların insanı olduğumuza karar verebilirim. Diğer yandan vurgulamalıyım ki; benim yaklaşımım "moda" … Okumaya devam et Trend Alarmı: 2017 ilkbahar ve yazında neler giyiyoruz?

Not Defterim: İkitelli, Son Zenne, Pera’nın Zamanı, La La Land, Bridget Jones

Kaç gece kendimi topuklu ayakkabılarım ve mini eteğimle Yenibosna metro istasyonunda buldum; soğuk içime işlerken -sonunda gelen- metronun yansımasından kendime baktığımda "Şu andaki görüntünle Spago'nun ferah ve upuzun barının kenarına daha çok yakışabilirdin. Elinde de ders kitabı yerine, şampanya kadehi olabilirdi. Veya nefis bir kokteyl, mesela Pandora's Box." diye düşündüm ve "Neyin peşindesin kızım, ne … Okumaya devam et Not Defterim: İkitelli, Son Zenne, Pera’nın Zamanı, La La Land, Bridget Jones

Not Defterim: Iris, Chia Puding, Kozmetikler, Miskin Haftasonu

Cuma'da öğle yemeği üzerine, eve dönmek için Teşvikiye dolmuşunun kalkmasını beklerken, XoXo The Mag'in bu ayki sayısını karıştırmaya başlıyorum. Edwina Sponza ile yapılan söyleşi dikkatimi çekiyor. Can sıkıntısının aslında iyi bir şey olduğundan bahsediyor. "Bu tür kendine dönüp kendini dinleyebildiğin, yalnız kaldığın zamanlarda, zihnin açılıyor ve bir boşluk yakalıyorsun. Belki yapamadığın, aklında olan ama bir … Okumaya devam et Not Defterim: Iris, Chia Puding, Kozmetikler, Miskin Haftasonu

Not Defterim: Mükemmel Ajanda ve Koşuyorsam Bir Sebebi Var!

Yıllardır "mükemmel ajanda"yı arayanlardanım. Gittiğim her seyahatte ajandalara mutlaka göz atıyorum, yeni yıl yaklaşırken kitapçılarda saatlerce ajandaları inceliyorum, başkalarının kullandığı ajandalara karşı önlenemez bir merak duyuyorum. Hem her gün için ayrı bir sayfası olsun, hem de yıllık, aylık ve haftalık hedefler listesi bulunsun istiyorum. Aklıma gelen diğer şeyleri listeleyebileceğim ve okuduğum kitaplarda beğendiğim cümleleri not … Okumaya devam et Not Defterim: Mükemmel Ajanda ve Koşuyorsam Bir Sebebi Var!

Not Defterim: Saça keratin, dolaba Zaful

Önümde bir kağıt parçası, bir elimde kahve fincanı, diğer elimde kalem, arka fonda Bonobo'dan Black Sands. Ateşim 38,5 derecelerde. Alt alta yazıyorum, siliyorum, bir daha düzenliyorum, karalıyorum, kağıdı çevirip tekrar yazıyorum, tekrar siliyorum. Yanlış mı hesaplıyorum diye hesap makinesiyle topluyorum. Yine olmuyor. İmkansız. Yazdıklarımın üstüne kocaman bir çarpı attıktan sonra, kağıdı ve kalemi bir kenara bırakıp … Okumaya devam et Not Defterim: Saça keratin, dolaba Zaful

We were all just humans drunk on the idea that love, only love, could heal our brokenness*

İlişkiler nasıl olmalı? Tutkulu, heyecan verici, yakıcı ve yıkıcı mı? Huzurlu, sadakat dolu, sakin mi? Son yıllarda film olarak büyük ses getiren Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi ve Muhteşem Gatsby romanlarının yazarı F. Scott Fitzgerald, edebiyatçıların asosyal ve içe kapanık olmasını değiştiren, tam aksine en büyük partilerin ve en havalı davetlerin en gözde konuklarından olan bir … Okumaya devam et We were all just humans drunk on the idea that love, only love, could heal our brokenness*