ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım

Evde kırk gün devirdim.  Hala her sabah erkenden uyanıyorum. Güzel güzel çalışıp sözleşmeler inceliyorum, kendimi çeşitli omlet ve salatalarla besliyorum. Aklıma estiğinde salonumun ortasında dans edip avaz avaz şarkı söylüyorum.

Bazı günlere çok şey sığdırıyorum, mindfulness eğitimimin pratiklerine çalışıyorum, yoga yapıyorum, post-covid senaryoları okuyor, kız arkadaşlarımla saatlerce Zoom üzerinden dedikodunun dibine vuruyor, evimi temizliyor, yazılar yazıyorum.

Bazı günlerim ise oyalanmakla geçiyor. Kararsızlıklarla… Kendi kafamı karıştıracak radikal hareketler yapmakla…

Cinimi artık SanPelegrino’nun Aranciata Rossa’sı ile içiyorum. Günde birkaç kere bir adamı özler gibi sigara içmeyi özlüyorum.

4d09de5b200fb5100188ebd5d2c987fa

Son günlerde bir de film festivalinden sanatsal filmlere merak saldım. Her gün bir film izleyip hüngür hüngür ağlıyorum.

Bugün de size bambaşka yazılar yazmayı planlıyordum. Evde geçirdiğim günlerde neler öğrendiğimden, Covid Sonrası dönemde bizi nelerin beklediğine ilişkin senaryolardan filan bahsetmeye niyetliydim.

Gelgelelim bugün planladıklarımı yapamadığım günlerden biri. Bir şiire takılıp kaldım. Barış Bıçakçı’nın Bir Kitabın Sayfaları şiiri.

Benim yazabileceğim her cümleden daha güzel geldi bugün bana. Bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak gezenlere gelsin:

baktım rüzgarsın sen
baktım çamaşır ipini zorluyorsun
hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim
baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun
ayağına terlik giy
bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun

biz satranç oyuncusuyuz sevgilim
üzerimizde kara bir leke biz satranç oyuncusuyuz
inanmıyoruz ceketlere düğmelere
inanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe
işte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası
bir tek şahımız duruyor sevgilim, o da evli, iki çocuk babası

kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim
uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuza kadar
buradan çocukluğumuza kadar bir telaş
içi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz
herkese küsmek için
hemen o cumartesi buluyoruz, hemen o pazar

yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var

yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim
geçen günlere üzüldük tamam yola düşelim
düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam
düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli
başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman
tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde
bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman

ama baktım sen rüzgârsın sevgilim
kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun
başucunda bir bardak su
beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s