Arnavutluk Notları 6- Ksamil

Arnavutluk sahillerini gezmeyi aklıma düşüren yer kesinlikle Ksamil’di. Sosyal medyada dönen bembeyaz kumlu sahillerle dolu videolar sebebiyle yapılacaklar görülecekler listeme girmişti burası.

Bir önceki gece tanıştığımız ekiple birlikte Saranda‘dan doğrudan Greg Beach‘e bağlanıyoruz. Valizlerimizin içinden yalnızca mayolarımızı çekip çıkartıyor, onları tuvalette giyiyor ve beyaz örme şemsiyeleri, minderli şezlonglarıyla gayet konforlu olan bu beach club’taki yerimize yerleşiyoruz. Çok şamatalı gürültülü kahkahalı bir ekip olarak, lokal bira Korca’yı kocaman buzlu kovaların içinde onar onar söylüyor, sohbet ediyor, yüzüyor ve dans ediyoruz gün boyunca. Akşamüstü olduğunda ayrılma vaktimiz geliyor, onlar Tiran’a dönecekler, biz Ksamil’de kalacağımız otele yerleşeceğiz.

Eşyalarımızı toplayıp beach’ten ayrılmaya hazırlandığımız sırada, Greg’in kocaman terasında bir gün batım partisi başlıyor. Gitmekten vazgeçip, DJ’e Sidi Mansour çalması için ısrar ederek shotları devirmeye ve dans etmeye başlıyoruz. Gitmeye niyetlenip niyetlenip, sonra çalan şarkıya karşı koyamayıp koşarak dans pistine dönüyoruz. Çok eğleniyoruz.

Sonra bizim kalacağımız otele, bangır bangır müzik çalarak oldukça şamatalı ve gürültülü bir giriş yapıyoruz. Otel sahiplerinin şaşkın bakışları altında “Allah Allah ya Baba” söyleyerek arabadan iniyoruz, bizimkiler bize “Habibi come to Dubai” şakaları yapıyor. Kahkahalar, danslar derken otele girişimiz oldukça dikkat çekici oluyor.

Otelimize giriş yaptıktan sonra – ki o ana kadar diğer yerlerde kaldıklarımız ile aynı fiyat skalasında olmasına rağmen, pansiyondan hallice bir yer – hiç orada vakit geçirmek istemediğimize karar verip, hemen üzerimizi giyinerek kendimizi gün batım saatlerinde sahil hattına atıyoruz.

İşte böylelikle Principotes‘i keşfediyoruz. Mükemmel dekore edilmiş, Keinemusic filan çalan harika bir beach club ve restoran burası. O akşam yemeğimizi orada yiyoruz, ertesi gün de bütün günümüzü yine orada geçiriyoruz.

Instagram’da en sık gördüğümüz beach club Kamay‘dı ancak bir beton alanın üzerine konulmuş sıkışık yatakları ile, yalnızca üzerine çıkıp fotoğraf çektirmek çok moda olan dev heykel el dışında matah bir tarafı yok bence.

Ksamil’de bizim favori mekanımız açık ara Principotes oluyor. Fiyat olarak diğerlerinden biraz daha yüksek olmakla birlikte, kocaman alanı, harika restoranı, lezzetli kokteylleri, Ksamil’de elektronik müzik çalan çok az yerden biri olmasıyla ve çocuksuz tek beach olmasıyla bence diğerlerinin tamamını sollayıp geçiyor.

Burada keyifle vakit geçirirken oldukça enteresan bir şey de yaşıyoruz, biz birer kokteyl siparişi vermişken bir anda bize dört kokteyl ve bir sürü shot geliyor. Buranın işletmecisi de bizimle aynı otelde kalıyormuş, bir önceki gün otele girişimizi görmüş, onun bize ikramıymış.

Sonra durumlar daha da tuhaf bir hal alıyor, mekancıların birbiriyle rekabeti bizim üzerimizden dönmeye başlıyor, Kosovalı mekancılar da bizi prosecco eşliğinde teknede gün batımı izlemeye davet ediyorlar. Tekneyle açıldığımızda Ksamil’in karadan ulaşılamayan tekneyle gidilen müthiş beachlerini de görme şansı yakalıyoruz. Gerçekten çok ama çok güzeller.

Bütün bunların arasında kaldığımız otelin sahibi olan ailenin oğlu bizi arıyor, bizi daha güzel bir odaya taşımayı teklif ediyor. Kabul ediyoruz ancak beach faslını bitirip odamıza döndüğümüzde ufak bir şaşkınlık yaşıyoruz. Oda gerçekten bizim bir önce kaldığımız odadan daha güzel bir oda, ancak otel müşterilerinin kaldığı tarafta değil, ailenin kaldığı tarafta. Eski odamıza dönmek istediğimizde oranın artık dolduğu söyleniyor, tekrar bir otel arayıp taşınmaya üşeniyoruz. Duşumuzu alıp gece klübe çıkmak için süslendiğimizde bizi odadan çıkarken gören anne -bizi oraya taşıyan çocuğun annesi- bizi orada gördüğü için şaşırıp bize anlamadığımız bir dille bir şeyler söylemeye başlıyor. Biz de onu çok umursamadan topuklularımızı vura vura yürüyüp gidiyoruz tabii ki: “Biz de kendi kafamıza göre gelmedik ki buraya, kendi oğluna sorsun.” diyerek.

Gece gittiğimiz klübün adını hatırlamıyorum. Oldukça da vasat bir klüp, ama orada en uzun açık yer orası olduğu için herkes oraya geliyor. Reşit olduğu bile şüpheli minik çocukların şampanyalar açtırdığı, zamanda yolculuk yapıyormuş gibi hissettirecek müziklerin çaldığı bir mekan. Bize oldukça enteresan geliyor sağı solu gözlemlemek orada. Bizi sarhoş etmeye çalışan bir grupla da çok eğleniyoruz, onlar duvarlara çarpacak seviyede paket hale geldiklerinde, DJ’e İbrahim Tatlıses çaldırdıktan sonra gayet aklımız başımızda otelimize geri dönüyoruz.

Dadaaaam! Müşterilerin kaldığı yerde değil, ailenin kaldığı yerde olduğumuz için odaya geçmeden önce açmamız gereken bir ana giriş kapısı var. Gündüz o kapı açık duruyordu ve bizde anahtarı yok. Sabahın 5:00’inde otelimizin kapısında kalakalıyoruz! Camı bütün oteli ayağa kaldırana kadar yumrukluyoruz, artık tam ayakkabımı çıkartıp topukluyla camı kırıp içeri girmeye hazırlanırken, kapı açılıyor. Bize bağırmaya kalkan anneyi hafifçe sağa doğru iterek, hiç laf dalaşına girmeden odamıza geçiyoruz.

Sonra otel birbirine karışıyor. Uyanan müşteriler, şikayetler, kavgalar, kaoslar derken, biz “Bize bulaşırsanız zararlı çıkarsınız.” tavrımızı asla bozmadan, kahkahalar atarak Ksamil ziyaretimizi sonlandırıyoruz. O topuklu ayakkabılarımın da böylelikle yepyeni bir anısı daha olmuş oluyor. 🙂

Her koşulda eğlenerek kalın!

Arnavutluk Notları 6- Ksamil” üzerine 5 yorum

  1. Arzu dedi ki:
    Arzu adlı kullanıcının avatarı

    alemsin Sezen her yazın ayrı keyif gitmediğimiz yerleri seninle geziyoruz okudukça canlandırma yapıyorum valla ama anneye üzüldüm oğlu salakmış naapsın😂

    Beğen

    • Sezen dedi ki:
      Sezen adlı kullanıcının avatarı

      Arzu ❤ Ne mutlu bana! Gerçekten çocuğun niyetini asla anlayamadık ama kadının o kapıyı kasıtlı olarak bizim giremeyeceğimizi bile bile kilitlediğinden neredeyse eminiz!

      Beğen

Arzu için bir cevap yazın Cevabı iptal et