Bozcaada’ya en uzun, en pahalı, en yorucu nasıl gidilir?

Henüz yaz gelmemişken, dışarıda dondurucu bir soğuk varken, hafta içi akşamları mba dersinden çıktıktan sonra, gece 22:00 civarında metrodan eve yürürken soğuk içime işliyordu. Eve girer girmez, montumu üzerimden atıp, çantamı yere bırakıp, ilk iş olarak mis kokulu bir kahve demlemeyi adet haline getirmiştim. Kahvem demlenirken ve üzerimden kazağımı ve çoraplarımı çıkartıp, sabahlığımı giyerken de, … Okumaya devam et Bozcaada’ya en uzun, en pahalı, en yorucu nasıl gidilir?

Reklamlar

Kalkıp bir kağıda kocaman harflerle “erteleme” yazmalı çünkü hava her gün böyle güzel olmuyor.*

Hayatınızda hiç görmediğiniz bir insanı, bütün kalbinizle sevdiğiniz oldu mu? Sizi hiç arayıp sormasa da, hep sevildiğinizi hissettiren biri? Hiç karşılıklı bir rakı masasında oturup, mezeleri bölüşüp, rakı kadehlerinizden aldığınız yudumlar arasında dertlerinizi paylaşmadığınız halde, ne zaman gerçekten kendinizi hayata karşı küskün veya yaralı hissetseniz, bir kaç kelimeyle yüzünüzü güldürmeyi başaran biri? Benim oldu. Tek … Okumaya devam et Kalkıp bir kağıda kocaman harflerle “erteleme” yazmalı çünkü hava her gün böyle güzel olmuyor.*

Shankra Festival-2: Sıfır Kaygı Deneyimi

Bir yer düşünün. Bir vadi. Kafanızı yukarı doğru her kaldırdığınızda, sizi selamlayan yemyeşil ağaçlarla dolu dağları görüyorsunuz. Ayakkabıya da ihtiyacınız yok burada. Ayaklarınız her daim çimlerin üzerinde, istediği büyüklükte adımlar atabilir. Canınız yürümek veya koşmak isterse koskocaman, yemyeşil ve tertemiz alanlar var bunun için. Ama sadece canınız isterse... Yoksa vadinin neresinde olursanız olun, yakınınızda mutlaka … Okumaya devam et Shankra Festival-2: Sıfır Kaygı Deneyimi

Shankra Festival: Your Life is Your Message

Cuma günü işten birkaç saat izin alarak erkenden çıkıyorum. 2007 yılında hayatımda kazandığım ilk parayla, Los Angeles'taki Ross'tan 10 dolara satın almış olduğum ve o günden bugüne kadar gittiğim her yere benimle gelmiş olan ve hala taş gibi gıcır gıcır olan rengarenk puantiyeli seyahat çantam ile havalimanının yolunu tutuyorum. Çantamın yarısından fazlasını uyku tulumu kaplıyor. … Okumaya devam et Shankra Festival: Your Life is Your Message

İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Hiç bir şey göremiyorum. Sonsuz bir karanlığın içindeyim. Bir süre sonra gözlerimin alışacağını, bazı silüetleri seçmeye başlayacağımı düşünüyordum; ama aradan beş dakika geçtikten sonra da hala hiç bir şey göremiyorum. Bu durum, bende küçücük bir yerde kapalı kalmışım hissiyatı yaratıyor. Nefes alamamaya başlıyorum. Kalbimin atışı hızlanıyor. Bir şeyler görebilmek için büyük çaba harcayan gözlerim acımaya … Okumaya devam et İstanbul’da geçen günler için harika tavsiyeler: Karanlıkta Diyalog, Peyote Cennet Bahçesi, Four Letter Word Coffee, Ach So!

Daha İyi Ben -1: Mutsuzluk Salgını

Herkes başarılı ve mutlu olmak istiyor. Diğer yandan, en çok kullandığımız kelimeler bunlar olmasına rağmen, kimse başarı ve mutluluğun tanımını yapamıyor, bu kavramların içini dolduramıyor. Herkes oradan oraya koşuyor, bir şeyler deniyor, deneyimliyor. Topluca uyku saatlerimiz azalırken, etkinliklerimiz ve uğraşılarımız çoğalıyor. Ama yine de kimse hayatından tatmin görünmüyor. Bizden önceki kuşakların koşulsuzca kabul ettiği mutluluk … Okumaya devam et Daha İyi Ben -1: Mutsuzluk Salgını

Sakız Adası -2: Gizli Koylar, Volkanik Taşlar ve Mastika Müzesi

Sakız Adası'ndaki ikinci günümüzde uyanır uyanmaz kendimizi Mesta'nın sokaklarına atıyoruz. Henüz ortalık turistlerle dolmamışken, Ortaçağ Köyü olan Mesta'nın daracık sokaklarında keyfimize göre geziniyoruz. Midemizden gurultular yükselmeye başlayınca, meydandaki masalardan birine oturup, kahvaltılarımızı söylüyoruz. Leziz peynirleri yuvarlayıp, kahvelerimizi içtikten sonra, artık deniz için hazırız. Gelgelelim sıradan bir deniz değil burnumuzda tüten... Bize gerçekten bir adada olduğumuzu … Okumaya devam et Sakız Adası -2: Gizli Koylar, Volkanik Taşlar ve Mastika Müzesi

Sakız Adası -1: Pirgi, Mesta, Avgonima Köyleri ve en iyi gün batımı adresi Asteri

Bahsetmek istediğim o kadar çok şey birikti ki! Fakat bu aralar yolu Sakız Adası'na düşecek olan, tavsiye isteyen çok olduğu için Sakız Adası -nam-ı diğer Chios'a öncelik vermek şart oldu. Çeşme'nin tam karşısına konumlanmış Sakız Adası, Çeşme Marina'dan 45 dakikalık feribot yolculuğu ile ulaşabileceğiniz mesafede. Arabayla gitmiyorsanız, bir kaç euro fazla ödeyip Ertürk'ün Hi-Speed Katamaran'ı … Okumaya devam et Sakız Adası -1: Pirgi, Mesta, Avgonima Köyleri ve en iyi gün batımı adresi Asteri

Fas 10 – Hayatımızdaki en garip otobüs yolculuğu ve modern hayata dönüş

Henüz sabah kahvemizi içip ayılmadığımız için mi, yoksa "en kötü"nün bu kadar kötü olabileceğini düşünmediğimizden mi bilmiyorum; ama o sabah Casablanca'ya gitmek için Chefchaouen'in otobüs terminaline geldiğimizde basiretimiz bağlanıyor. Fas'ta daha önce kullanıp memnun kaldığımız CTM otobüs firması yerine, daha erken saatte yola çıkan ve bileti de daha ucuz olan bir başka firmadan biletimizi alıyoruz. … Okumaya devam et Fas 10 – Hayatımızdaki en garip otobüs yolculuğu ve modern hayata dönüş

Fas – 9: Masmavi şehir Chefchaouen

CTM otobüs şirketi ile hiç bir problem yaşamadan dört saatlik bir yolculuk sonunda gece vakti Chefchaouen'de otobüsten iniyoruz. Türkiye'de ne yazık ki artık kullanılamayan booking.com'a şükranlarımızla, yolda gelirken değerlendirmelere bakıp kendimize merkezi konumda ve ucuz bir otel ayarlamış haldeyiz. Haritayı açıp bakıyoruz, olduğumuz yer ile otelin arası 2 kilometre. "Taksi taksi?" diye sorarak yanımıza gelen … Okumaya devam et Fas – 9: Masmavi şehir Chefchaouen