Seramik aşkı, Seramik Kursu Macerası ve Armutlu’daki Lezzet Durakları

Hayatımda minimal olmayı başarabildiğim tek konu ev eşyaları. Tek bir yemek takımı, üç tane tencere ve iki tane nevresim takımı ile yıllardır gül gibi geçinip gidiyorum. Hiç halım, kilimim yoktur. Kıyafet odamda duran tek kişilik misafir yatağını da geçen hafta atarak, evdeki yatak sayısını bile teke indirdim.

“Ev için alışverişe çıkayım.” diyerek kendimi sokaklara vurduğumu hiç bilmem. İnternetten de ev eşyası satın almam.

Fakat özensizlik olarak da algılanmasın, evimi çok severim. Gelmiş olanlar bilir, evdeki her bir nesne benim ruhumu yansıtır, hepsinin de dakikalarca keyifle anlatabileceğim birer hikayesi vardır. Seyahatlerde veya bambaşka niyetle gidilen yerlerde kesişmiştir yollarımız; gördüğüm anda “Buna vuruldum, kesinlikle benim olmalı.” demişimdir.

Almanya’dan taşıdığım koskoca daktilom da var, New York’tan aman ezilmesin diye kucağımda gelen posterlerim de… Babaannemden kalma berjeri retrolaştırmak için aldığım pop art kumaşın artan kısmından sürpriz olarak yapılmış stor perdem de var, annemle kıyafet alışverişine çıktığımızda gözümüze çarpan ve ‘benim yatak odam için tasarlanmış olsa ancak bu kadar uyardı’ diyerek aldığımız Laura Ashley’lerim de…

Yatak odamda altı senedir avize yok mesela. Çünkü ben hiç bir zaman oturup da avize modellerini incelemedim, karşımda tesadüfen “İşte budur!” diyeceğim bir avize de çıkmadı. İnanıyorum, bir gün dünyanın herhangi bir noktasında o beni bulacak.

FullSizeRender 9.jpg

Ev eşyalarına karşı bu meraksızlığımın tek bir istisnası var: Seramik bardaklar ve kaseler. Sürekli kahve içen ve kahvaltı anlayışı yulaf ezmesi olan bir insan olarak, en çok kullandığım objelerin bunlar olmasından da kaynaklanıyor olabilir tabii; bunlara gerçekten çok düşkünüm. Almaya da, kullanmaya da doyamam.

Beğendiklerimin bir kısmının Türkiye’ye gönderimi olmadığından ve Türkiye’de ‘tasarım’ olarak sunulan bu objelerin fiyatları aşırı yüksek olduğundan, “Ne kadar zor olabilir ki bunları yapmak?” diye düşünerek, seramik kurslarını araştırmaya başladım.

Seramik kursu aradığımı söylediğimde, etrafımdan değişik tepkiler aldım:
“Yani bu curcunada, bir seramik yapman eksik kalmıştı.”
“Aslında elin de yatkın senin böyle işlere ama ne gereği var canım, istediğini satın alırsın.”
“Seramik kursu mu? Saçma sapan biblo ve kül tablaları mı yapacaksın?”

Sadece Pelo, “Gerçekten mi? Ben de çok istiyorum.” diyerek bu arayışıma destek verdi.

Seramik kursu arayışım düşündüğümden çok uzun sürdü. Çünkü incelediğim çoğu seramik kursunda, katılımcıların yaptıklarına baktığımda, gerçekten aşırı zevksiz, aşırı renkli, aşırı kullanışsız objeler karşıma çıkıyordu. “Bunları yapmaya ilişkin hiç bir arzu duymuyorum; birisi bana hediye getirse, ertesi gün çaktırmadan atarım muhtemelen.” diye söylenerek aramaya devam ettim.

Birkaç tane gerçekten zevkli şeyler yapan atölye buldum; ancak onlar da ya eğitim konusuna aşırı ciddi yaklaşıp aylarca süren eğitimler planlamışlardı; ya da kurs bedellerini Amerika uçak bileti ile kapışır ücretlendirmişlerdi.

17951967_1295486240565391_8250478553382252715_n.jpg

“Sadece birkaç sefer denemek istiyorum yahu. Bu kadar absürd paralar da ödemek istemiyorum; 1500TL’ye kaç parça seramik alınır, bu nasıl bir kurs fiyatı?!” diye söylenip durduğum sıralarda, karşıma “One Handmade Ceramic”in web sitesi çıktı. Gül gibi iç içe dizilmiş değişik formlu kaseler ile metal kulplar eklenmiş fincanları gördüğüm anda, “İşte budur!” dedim.

IMG_9541.JPG

Ve bizim seramik kursu maceramız böyle başladı.

Bana bu konuda en çok sorulan soruların cevapları ile başlayayım; kurs bir ay sürüyor. Sır hariç bütün malzemeler dahil kursun toplam ücreti 400 TL. Yeri de Etiler’e çok yakın; Armutlu’da.

IMG_3385.JPG

“Tavsiye eder misin?” sorusunun cevabı ise; “Şiddetle.”

Neden mi?

İlk dersten başlayalım: Atölyeye adım attığımızda, bize bir takım teknik bilgiler, tarihçe filan anlatılacağını sanıyorduk. Genellikle öyle olur ya; bir kursa gidersiniz, ilk ders “Bunları bilmeniz lazım.” diye dayatılan bir takım sıkıcı bilgilerin anlatılmasıyla geçer.

Burada ise atölyeye adım attığımız gibi, üzerimize bir önlük geçirmemiz istendi. Önümüze bir parça çamur ve birer merdane konulup, “Evet bu gün sushi tabağı yapıyoruz.” denildi.

Biz “Umarız kurs bittiğinde, kullanabileceğimiz bir parça eşyamız olur.” dileğindeyken, her hafta bambaşka bir temel teknik öğrendik ve kurs bittiğinde, sushi tabağımız, kasemiz, bardağımız ve vazomuz vardı.

IMG_7270.JPG

IMG_7277 2.JPG

Bizim grubumuz dört kişiden oluşuyordu. Genellikle böyle az sayıdan oluşan gruplarla ders yapılıyor. Bu da oldukça büyük bir avantaj, hocanın her hataya müdahale etme, herkes ile ayrı ayrı ilgilenme şansı oluyor.

IMG_1559.JPG

Hepsinden daha önemlisi de Selim Hoca süper tatlı bir insan. Her derste o ders ne yapacağımız belliydi; ama ortaya bir tane örnek koyup, herkesi aynısını yapmaya asla zorlamadı. Mesela o ders bardak yapıyorsak, herkes bardak yaptı; ama herkesin bardağı birbirinden farklı oldu. Kalıpla kase yaptığımızda bile, herkesi nasıl bir ayak yapmak istediği konusunda özgür bıraktı.

IMG_3379.JPG

Bizi bazı günler taze elmalar, bazı günler bisküvilerle besledi; geyik moodunda olduğumuzda ve ciddi ciddi çalışmayı reddettiğimizde, bize uyum sağlayıp bizimle şamata da yaptı. Kendisinden asla “İki saat doldu, ders bitmiştir.” cümlesini de duymadık. Üç saat bile atölyede kaldığımız oldu.

“Yapmak kolay mı?” sorusuna gelince, aslında sandığımdan çok daha meşakkatli bir işmiş. Şekil vermekle bitmiyormuş, bir de onu inceltmesi varmış örneğin. Ki yaptığımız bazı parçaları bu aşamada kırdık veya çatlattık.

IMG_9535-001

IMG_7262

Diğer yandan, iki saat boyunca çamura dokunmak, ondan şekil yaratmak, fırınlanınca çatlayacak mı diye heyecanlanmak o kadar keyifliydi ki! Atölyede geçirdiğim saatler, kesinlikle telefonun veya dışarıdaki dünyanın aklıma gelmediği saatler oldu. Hatta o kadar kendimi kaptırıyordum ki; “Instastory’e hiç bir şey yüklemedin saatlerdir, whatsupa da hiç girmemişsin, iyi misin?” diye arayarak bana kahkahalar attıran arkadaşlarım oldu.

Özellikle de sırladıktan sonra, fırından çıkmasını beklemek aşırı heyecanlıydı: Asla ve asla ne renk çıkacağından emin olamıyorsunuz çünkü!

 

 

IMG_3315.JPG

Örneğin yukarıdaki sır rengini kullandığım tabak aşağıdaki gibi mor çıktı:

FullSizeRender 5.jpg

Tabii ki, Armutlu’da geçirdiğimiz günlerde, semt keşfi yapmaktan da geri kalmadık. Yolunuz düşerse mutlaka ama mutlaka uğramanız gereken adresler:

IMG_1570.JPG

1- Ya Da

Bir tasarım dükkanı. Bizim hocamız Selim’in atölyesinden çıkan çeşit çeşit seramik eşyanın yanı sıra, başka tasarım ürünler de satılıyor burada. İçerdeki her bir parça gerçekten keyifli ve zevkli. Hala marketten aldığınız kalın kupalarda çayınızı ve kahvenizi içiyorsanız, kağıt inceliğinde bir seramik bardakla bu keyfinizi taçlandırmanın zamanı geldi geçiyor demektir.

IMG_1573.JPG

2- Sushimato

Tam kursumuzun karşısındaki konumuyla, perşembeleri ders çıkışı müdavimi olduğumuz bir yer oldu Sushimato. Çalışanlarının güler yüzlüğünü mü, servis tabaklarının güzelliğini mi, müşteri kitlesinin tatlılığını mı yoksa sushilerinin lezzetini mi anlatsam bilemiyorum. Sushi severlerdenseniz mutlaka uğramanız gereken adreslerden.

IMG_3397.JPG

3- Lokanta Armut

Burak Zafer’i belki muhteşem instagram paylaşımlarından tanıyorsunuzdur. Tanımıyorsanız da, bence hiç tanımayın daha iyi. Paylaştığı her bir fotoğraf tehlikeli sayılabilecek derece iştah açıyor çünkü.

Uzun zamandır yolumu düşürmediğim Lokanta Armut’a, seramik kursu vesilesiyle yeniden gittiğimde, aradaki zamana biraz üzüldüm. Yediğimiz her şey o kadar lezzetliydi ki! Masaya gelen hiç bir şeye “Eh işte!” demedik, hepsine bayıldık. İstanbul’da uzun zamandır bizi en çok tatmin eden restoran oldu. Şiddetle tavsiye ederim.

IMG_0098.JPG

IMG_0114.JPG

Üreterek ve deneyimleyerek kalın!

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s