Not Defterim: İstanbul’a Dönüş, Müşkülpesent, Craft, Kış Günlüğü

“Bunun hiç başına gelmeyeceğini, gelemeyeceğini, dünyada bunlardan hiç birinin başına gelmeyeceği tek kişi olduğunu sanırsın; sonra herkese olduğu gibi hepsi teker teker senin de başına gelmeye başlar.”

2004 senesi, benim hayatımdaki önemli dönüm noktalarından biriydi: İstanbul’a taşındığım sene, reşit olduğum sene, ailemden ayrı yaşamaya başladığım sene…

Şimdi dönüp geriye baktığımda daha bir sürü dönüm noktası sayabilirim muhtemelen: Bana kendimi bir roman karakteri veya bir filmin başrol oyuncusu gibi hissettiren adamlar, taşınmalar, değişen işler, bazı etkileyici seyahatler… Kalp çarpıntıları, “Hassiktir şimdi ne yapacağım?” anları, “Bunlar gerçekten oluyor mu?” diye gerçekliğini sorguladığım zamanlar, inişler, çıkışlar, göz yaşları, kahkahalar. Ama illa ki her daim bir hareket ve aksiyon hali.

Aradan geçen bu yıllarda hiç bir zaman bir yıl sonra nerede ne yapıyor olacağım hakkında kesin bir şey söyleyemedim. Arkadaşlarımla oturduğumda hep anlatılacak heyecan dolu hikayelerim oldu. Başıma her şeyin gelebileceğini düşünüyordum; ama hiç bir zaman “çok yetişkin”, “çok mantıklı”, “bir yıl sonrasını net biçimde öngörebilen”, “aşırı duygu iniş çıkışları olmayan” bir kadın olabileceğimi sanmıyordum.

Ve oldum!

Geride kalan bir seneme bakıyorum: İş yerimdeki proje ile MBA yüksek lisansının yoğunluğu birleştiğinde, delirmemek için çıktığım haftasonu seyahatleri dışında oldukça stabil bir hayatım varmış. Heyecansız. Öngörülebilir. Sakin. Mantıklı.

Ameliyat nekahat döneminde, uzun zamandır ilk defa hayatım hakkında düşünmeye zamanım oldu: Ben sahiden büyük bir kısmını işimin kapladığı bir hayattan mutlu olabilir miyim? Gelecek hayallerim arasında klasik geleneksel bir evlilik yapmak var mı? Sakinliği seviyor muyum?

Bir hafta önce cumartesi günü yeni burnumla İstanbul’a döndüğümde, geride bıraktığım bir senedeki düzenime kaldığım yerden devam etmeyeceğimden emindim. “I was happier as a beatnik!” t-shirtumu da kendime bunu hatırlatması için dolabımın derinliklerinden çıkartmıştım.

Yine de… Bu kadar iyi bir hafta geçirmeyi ummuyordum!

IMG_8358.JPG

Pazar günü bütün özlediğim arkadaşlarımla ardı ardına planlarım varken, herkesi “Sezen nerede?” diye paniğe sokup, sohbetine -ve müziklerine- doyamadığım bir adamın kollarında olmayı diğer her yerde olmaya tercih edeceğimi…

Uzun zamandır hep akıllı uslu görüştüğüm arkadaşlarımla, rakı kadehleri ardı ardına dolup boşalırken, garsonun sürekli “Tatlı meyve ister misiniz?” diye bizi mekandan nazikçe uzaklaştırmaya çalışacağı kadar kahkahalı ve edepsiz sohbetlerle sonsuz bir cuma gecesi geçireceğimi…

Hayatımda enteresan bir önemi olmuş bir adamdan, “Koş koş kaç kaç” diye ritim tutarak Beşiktaş sokaklarında koşarak kaçacağımı…

Yalnızca bir kere görüştüğüm bir adamın, gecenin bir yarısı “Tayland’a gidelim mi?” diye kapıma dayanabilecek kadar tatlı bir deli olabileceğini…

Uzun zamandır gitmediğim bir club’ta insanlara “Pes artık!” dedirtecek kadar kimseyi umursamadan şuursuzca eğlenip, kovulmanın sınırına geleceğimi…

Her sabah uyandığımda, akşama birlikte başladığım arkadaşlarımdan “Nerdesin ayol?” diye mesaj alacağımı… Ve bütün bunların yalnızca bir kaç güne sığacağını tahmin edemezdim.

Bu aralar herkesten, “Geri dönüşün muhteşem oldu.” cümlesini duyuyorum. Merhaba yeni burnum, merhaba İstanbul! Merhaba kalp çarpıntıları, merhaba sürprizler!

Anlamlandıramadığım hislerim, yüzümdeki muzip gülümsemeler, edepsiz sohbetler şimdilik bana kalsın, son zamanlarda keşfettiklerimle karşınızdayım:

Müşkülpesent:

Teşvkiye yakınlarında İzzet Çapa dokuşunuşlu bu mekanda, Müşkülpesent yazılı rakı bardakları tokuşurken, Cemal Süreya dizelerinin doldurduğu servis tabaklarına gerçekten lezzetli mezeler doluyor. Sohbet etmekten ziyade, canlı Türkçe pop eşliğinde avaz avaz şarkı söylemelik bir mekan.

IMG_8132.JPGIMG_8133-001.JPGIMG_8151.JPG

Haftasonları gitmeye niyetlenirseniz, rezervasyon yaptırmanız şart. Menü fiks menü değil, ama kişi başı minimum 200 TL harcamanız gerekiyor.

Craft Beer Lab:

Akaretler’in taze mekanlarından Craft Beer Lab, önünden yürüyüp giderken çok da davetkar olmayan küçücük bir mekan gibi görünse de, aldanmamak lazım. Aşağıda çok keyifli kocaman bir bahçesi var. İç dekorasyonu oldukça keyifli. Beşiktaş çarşının curcunasına karışmadan, her yerde bulunmayan biralar içmek isterseniz harika bir adres olabilir.

IMG_8198.JPG

Biz geçen hafta boyunca iş çıkışı burada bir bira içip dağılmayı alışkanlık haline getirmişken, cumartesi akşamı gittiğimizde yer bulamadık. Haftasonu yerine, haftaiçi tercih etmekte fayda var.

IMG_8190.JPG

Kış Günlüğü – Paul Auster:

Paul Auster’in kendi hayatını anlattığı bu kitap, klasik otobiyografilerden farklı olarak kronolojik sıra ile ilerlemiyor. Yazar, kendi hayatını, vücudundaki yaraların, yaşadığı evlerin, aşık olduğu kadınların tarihçesiyle anlatıyor.

Eski telefonların zil sesi, yazı makinelerinin tıkırtısı, şişe sütü gibi geçmişte kalan minicik detayları kullanırken, herkesin kendi hayatından parçalar bulabileceği benzetmeler yapıyor.

IMG_4907-001.JPG

Hava soğumamakta, kış gelmemekte inatçı olsa da, kışın okumak için çok keyifli bir kitap. Her zamanki gibi kitaptan en sevdiğim cümleler:

Ömrünün kaç bin saatini iki yer arasında, bir yerden bir yere gidip dönerken harcadığını, uçaklarda, otobüslerde, trenlerde ve arabalarda geçirdiğin dağlar kadar büyük zaman dilimlerini, jet lag etkisini atlatmak için boğuştuğun, havalimanlarında uçuş anonsunu sıkıntıdan patlayarak beklediğin, valizini almak için sabırsızlıkla bagaj bandının başında dikildiğin süreleri kesin ya da yaklaşık olarak hesaplayamıyorsun. 

Ellerin giyinik ve çıplak kadınların vücutlarına dokundu. Ellerin karının çıplak teninde yukarıdan aşağıya kaydı ve onun her yerine uzandı. Ellerin en çok orada mutlu, onu tanıdığın günden beri hep oralarda mutlu olduklarını hissediyorsun, çünkü George Oppen’in şiirlerinden bir dizeyle yorumlarsak, dünyadaki en güzel yerlerden bazısı karının vücudunda. 

Keşifle ve keyifle kalın!

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s