Hıdırellez, Bade, Karma ve Dilekler…

Rahmetli anneannem Bade’den, her yiyenin bağımlısı olduğu leziz el açması Boşnak böreklerinin elini alamadım. Yine de ondan aldığım, benim için çok kıymetli olan iki şey var: Okuma alışkanlığı ve Hıdırellez.

Hayatı boyunca nerede olursa olsun asla aksatmadığı öğle uykuları vardı Bade’nin. Yatağa da eline kitabını almadan gitmezdi. Uyumadan önce saatlerce kitap okur ve kitap okurken de bütün dünyayı unuturdu. Daha bacak kadar olduğum ve okumayı bilmediğim yıllarda, onun bu kitaplara gömülüp beni unuttuğu saatlere ve kocaman kütüphanesine çok imrenirdim.

Okuma ve yazmayı bu yüzden çok hızlı söktüm; onu dış dünyadan kopartıp içine çeken bu gizemli dünyayı keşfedebilmek için.

Hala kitap okumayı bu kadar sevmem de onun sayesindedir. Yıllarca okuyup, beğendiğim romanları ona taşıdım, aynı kitapları okuduktan sonra, roman karakterlerinin canlı kanlı insanlarmışçasına dedikodularını yaptık: “Aşağılık herif, karısından gizli gizli neler yaptı!”

1098_108331010164_8170_n

Çok sevgi dolu ve optimist bir karakter değildi Bade. Anne tarafımdaki kadınların ortak özelliği olabilir bu: Çok az sayıda insan sevmek, sevdiklerini gerçekten sevmek ve bunlar dışındaki kimseye nezaketen veya ayıp olmasın diye sevmiş gibi yaparak yakınlık göstermemek.

Bade de, biz torunlarının ve çocuklarının mükemmel olduğuna içtenlikle inanır, bizim dışımızdaki herkese illa ki bir kulp takardı. Beni her gördüğünde, “Darling var mı darling?” diye sorardı. Sevgili, damat adayı gibi kelimeler kullanmazdı, darling derdi.

Anlattığım hikayeleri sigaralarını tüttürerek keyifle dinlerdi; fakat bir türlü de beğenmezdi darlinglerimi.

“Var anneanne, geldi ya geçen sefer tanıştın, hala onunla birlikteyim.” derdim. “Aaa, olmaz o! Başka darling yok mu?” diye sorar, beni gülmekten öldürürdü.

11998817_10156135846500165_1196135677889161710_n

Ağzından bir kere olsun “Benden geçti artık” cümlesinin çıktığını duymadım. Ne kadar yaşlansa da, üzerindeki şort bile ağırlık yapıyor diye onu bile çıkartıp tartılır, annemin dünya kadar para verdiği anti-aging kremlerini araklayıp sürer, her türlü ottan kendisine saç tonikleri, vücut suları yapardı. Erkek kardeşime ciddi ciddi “Güreşelim mi?” diye kafa tutacak kadar kendisine güvenirdi.

Ve her sene Hıdırellez yaklaşırken, büyük hazırlıklara başlardı. Asla atlanmayan, atlanması düşünülemeyen ritüeller silsilesine beni de dahil ederdi. Çeşitli bitki suları ile hazırladığı karışımlarla yıkanır, süslenir, en güzel manzaralı tepelere çıkar, kesme şekerlerden evler inşaa eder, dilekler yazar, kırmızı keselerle güllere bağlar, ertesi gün deniz / göl kenarlarına gider onları suya atardık.

Vefatından hemen önce yaz, deniz kıyısına gidemeyecek kadar halsizdi, onun dileklerini biz denize atacaktık. Hepimizden daha çok dilek sıralamıştı ve bunları kendi uydurduğu şifreli bir alfabe ile yazmıştı, biz gizlice okursak anlamayalım diye. 🙂

IMG_4163

Sonra yıllar geçti. Bilirsiniz yıllar hep geçer.* 

Ben hala her Hıdırellez yaklaştığında, önce Bade’ye sevgilerimi yollarım. Sonra büyük bir heyecan ile neler dileyeceğimi düşünmeye başlarım.

Bana genellikle Hıdırellez ritüeli soranlar oluyor, bu yazıyı da Hıdırellez’den önce yazmamaya özellikle dikkat ettim. Önemli olanın dilek dilemek olduğuna inanıyorum ben;  içtenlikle, güzel amaçlarla, kalbinden geçenleri somutlaştırmak…

Yoksa kaleminin rengi yeşil değildi, kırmızı keseye koymadın, tam vaktinde denize atamadın, bütün ritüellere uymadın diye olacak dilek olmayacak değil ya. 🙂 Herkesin içinden gelen ve hoşuna giden bir şekilde dilemesi gerektiğini düşünüyorum dileklerini. Bir görev gibi, her şeyi doğru ve tam yapma hırsıyla adım adım değil, daha içgüdüsel, daha duygusal olmalı.

Ben önüme kocaman bir kağıt alır, çizerim, boyarım, yazarım. Bir de kırmızı kesenin içine pirinç, bulgur, tuz, şeker koyup bereket kesesi hazırlarım.

D04708FD-0E46-4CD6-B17A-FF297EB0C5EF

Dilek dilemek, benim açımdan her geçen yıl biraz daha zor bir hal alıyor. Bir kere karma inancım nedeniyle kendimden başka birini dahil eden hayaller kurmaktan kaçınıyorum. (İnatla benim hayatının aşkı olduğumu düşünüp, bunu çizenlere selam olsun. Çok tatlısınız, ama bu doğru değil. Yalnız kendinizle ilgili dilek dileyebilirsiniz.) 

Diğer yandan ben artık genel olarak bir şeylere “erişebilir” olmayı arzuluyorum, sahip olmayı değil.

Bir de artık, zaman ve enerji ayırdığım sürece pek çok şeyi gerçek yapabileceğimi biliyorum. Doğru bir planlama, enerji ve zaman ayırma ile kısa bir zaman içinde pekala yapabilecek şeylerin dilek listelerinde sürünmesinin sebebinin bunlara yönelmemek olduğunu;  yapılacaklar listesi ile dilekler listesinin farklı şeyler olduğunu düşünüyorum.

Bu yüzde dilek kağıdımı hazırlamak için epeyce düşünmem gerekiyor. Öyle bir oturuşta çatır çatır dilekler sıralayamıyorum.

IMG_4283

Çizmeyi, boyamayı, listelemeyi tamaladığımda, onu asmak için güneşin batmasını beklerken, bir yin yoga dersine katılıyorum.

Böyle kelimelere döktüğümde garip gelecek kulağa biliyorum; üzerinde hiç düşünmeden, yalnızca öne arkaya bükülmeler sonrasında, içimde ve aklımda gerçekten bir şeyler yerli yerine oturuyor.

İlk yoga hocam Çağ Rical Gürle’nin deyişiyle, “Bir çok ertelenmiş anı, duygu ve düşünce, dokuların kasların hücresel hafızasında depolanır. Gündeme gelebilmesine izin verildiği an organizmayı terk eder. Çünkü yüzeye gelen şey rahatlatır.” 

Yoga dersim bitince,bir sürü resimler çizip dilekler yazdığım kağıda bakıyorum. Gülüyorum. Bunlar benim dileklerim değil. Bunlar herkes dilediği için, herkesin hayatında olması gerektiği düşünüldüğü için, dilenmesi gerekenler listesinin vazgeçilmezi oldukları için dilek listeme sızanlar.

Tekrar önüme bir kağıt ve kalem alıp sembolik bir çizim yapıyorum. Ben karmalarımı iptal edip, hayat amacımı bulmayı arzuluyorum. Bu yıl için dileğim budur.

Hani maddi dünyadan ve dünyevi zevklerden elimi ayağımı çekiyorum gibi bir durum yok. Bedevi hayatı yaşamaya, kendimi salmaya filan niyetli değilim. Diğer yandan şöyle bir evim, böyle bir arabam, şöyle bir kocam olsun noktasından da gerçekten çok uzaktayım. Ben bu hayattaki karmalarımı iptal etmiş olarak, geliş amacım olan yolu yürümek istiyorum. Bu seneki Hıdırellez dileğim bunu keşfetmek.

alex-block-dqt_nCUrH5A-unsplash

Garip bir şekilde oturup düşünerek cevabı bulunamayan her şeyin, hiç bir şey düşünmeden vücudun çalıştığı anlarda bulunabildiğini deneyimledim. Gerçekten zihni durdumayı başarıp yoga, pilates ya da her neyse odaklanarak yaptığınızda, beyninizden tamamen unuttuğunuzu sandığınız geçmiş görüntüler veya farkında olmadığınız görüntüler düşüyor.

Bir sözleşme üzerinde çalışıp, sözleşmeyi kapatıp, yoga yaptığımda bile, seans bittiğinde o sözleşmeye dair müthiş bir fikir gelmişken buluyorum kendimi.

Ben bu evde kal günlerinin  geri kalanında, vücudum “Tamam” diyene kadar onu eğmeye, bükmeye, esnetmeye, güçlendirmeye ve hareket ettirmeye karar verdim. Neler çıkacağını merakla bekliyorum.

Kendinizin ve vücudunuzun sınırlarını keşfederek kalın!

 

Hıdırellez, Bade, Karma ve Dilekler…” üzerine bir yorum

  1. Nihan dedi ki:

    İnsanın tek gerçek şansının doğduğu aile olduğuna inanan biri olarak, senin bu konuda çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Ne mutlu sana. Annen, anneannen & baban… Gördüğüm kadarıyla hepsi bir şeyleri gerçekten anlamaya çalışan, normların dışında ve mutlu insanlar… Bu gerçek bir zenginlik.

    Bunu baskı olarak görme ama böyle insanların çoğalmasının harika olacağını da düşünüyorum. Senin yetiştireceğin çocuk mesela… Baya güzel olurdu

    Beğen

Nihan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s