Kasım Not Defterim: Bodrum’da sonbahar, İstanbul’da 90’lar Türkçe Pop ve Hayat Hanım

Bundan birkaç ay önce kendime şöyle bir söz vermiştim: Çalışmayı da abartmayacağım, gezmeyi de… Her hafta en az bir gün yapmam gereken hiç bir şey olmayan, istersem tembellik yapabileceğim, kitap okuyabileceğim, yorgunluğumu atacak aktiviteler yapacağım bir gün ayıracağım.

Çünkü arada bir hiç bir yere yetişme derdi olmadan hayatta boşluklar yaratmanın bir şekilde bir balans ayarı olduğuna içtenlikle inanıyorum. Duygular dengeleniyor, yüz daha dinç görünüyor, yaratıcılık ve yeni fikirler kadar farkındalıklar da ortaya çıkmak için bazı molalar vermeyi gerektiriyor.

Olmadı. Belki yeni yıl hedefi olarak bunu koyarım kendime. Haftanın altı günü deliler gibi işlere, sosyal planlara, seyahatlere, kendi kendime uydurduğum projelere, eğitimlere koşsam da, arada sırada kendime plansız ve yalnız bir zaman dilimi ayırmayı belki 2022’de başarırırm.

  • Bodrum:

Ekim ayının son günlerinde, tamamen uykusuz bir gecenin sabahında Bodrum’a gittim. Üniversitede oldukça yakın görüştüğüm bir kız arkadaşım, Londra ve Münih’te geçirdiği senelerden sonra Bodrum’a taşınmıştı. Akyaka’da yaşayan bir diğer kız arkadaşımla onu ziyarete gitme planı yaptık. Bana “teyze” diyen bir kızı olması, evde geçirdiğimiz kahkahalı geceler, nostaljiler, hayat hakkında içten sohbetlerimiz inanılmaz keyifliydi.

Hep öyle olur ya, bir şirketler grubunun yeniden yapılanması tam o günlere denk geldi, ben Bodrum’da geçen zamanımın yarısını gittiğimiz her yerde “prize yakın, sessiz alan” arayarak toplantılarda geçirdim.

Havanın artık yazın bittiğini hissettirecek kadar soğuduğu yine de güneşin bizi terk etmediği bu günlerde bol bol gezdik, yedik, içtik. Özellikle kendi biralarını üreten, festival alanı gibi bir ortam sağlayan Ortakent’te bulunan Pab Bodrum hepimizin en favori mekanı oldu. Önündeki plaj alanını kullanmak için geç bir mevsimde olsak da, deniz kıyısının yanındaki büyük çim alanda, şezlonglarda oturup kendi biraları Pablo’yu içmek oldukça keyifliydi. Bodrum’a yolunuz düşerse mutlaka Ortakent’e gidin, evet alıştığımız ve yol düşürdüğümüz Bodrum bölgelerinden biri değil; fakat bence en cool mekanlar o civarda konumlanmaya başlamış.

İkinci tavsiyem de bir tapas restoranı olarak faaliyet gösteren merkezdeki La Passion by Neco. Çok güzel bir sokakta bulunuyor. Paella’sı bizim için tam bir hayal kırıklığı olsa da, öncesinde yediğimiz tapaslar lezizdi.

  • İstanbul’da Modern Meyhane Turları

90’lar Türkçe pop şarkıları, üzerinden daha çok yıl geçtikçe daha çok sever hale gelmemizi nasıl açıklayabileceğimi gerçekten bilmiyorum.

Kasım ayında önce bir kuzenler buluşması için Civarda Kuruçeşme‘ye gittik. Manzarası nefis, masaların arasındaki mesafe oldukça rahat dans edecek alan bırakacak ferahlıkta, mezeler ve servis de oldukça iyi. Yemek saatinden sonra yükselen müzik elbette ardı ardına 90’lar Türkçe pop şarkılar. (Bir kişi için fiks menü fiyatı 330TL)

Aynı hafta bir de yogitamın doğum günü vesilesiyle Duble Meze Bar‘daydık. Duble Meze’nin mezelerini ben her zaman çok severim. Ana yemeğin yenilmeyecek kadar kötü olmasını, öncesinde gelen mezelerin lezzeti benim açımdan affettirdi. Ancak ana yemeksiz doymayıp huzursuz olanlardansanız, bu kritik bir konu olabilir. Yalnızca Türkçe pop çalmıyor, aralara popüler sex bomb gibi herkesin bildiği parçalar da sıkıştırıyorlar. Masalar birbirine gereğinden fazla yakın. Yine de bütün bunlara rağmen eğlenilecek ortamı sunuyor.

Modern meyhane konseptinde her zaman bizim göz bebeğimiz, bu konseptin öncüsü Veranda Pera olmuştur. Veranda Alaçatı gümbür gümbür devam ederken, İstanbul’daki mekan bir süredir kapalıydı. Sonunda yeniden açıldı bu hafta. Süzer Plaza’nın alt katında. Gittiğimizde yine o kadar çok eğlendik ki, bir sürü “Burası neresi?” mesajı aldım. Bence canınız Türkçe pop çekiyorsa, ilk tercihiniz Veranda Pera olsun. -Elbette rezervasyonunuzu önceden yaptırmayı unutmayın, yoksa yer gerçekten bulunmuyor. (Bir kişi için fiks menü ana yemekli 470TL, ana yemeksiz 390TL)

  • Meyhane dışı dans mekanları

Mahallemizde en sık yolumuzu düşürdüğümüz barlardan biri Hunhar. İlk açıldığı günden bu güne kokteyllerini de samimiyetini de asla bozmamış nadir mekanlardan biri. Gelgelelim haftasonları çok kalabalık oluyor, yer bulma savaşları yaşanıyor. Bu yüzden bir haftasonu rotamızı Karaköy’deki Hunhar’a çevirdik. Teşvikiye’deki şubesine kıyasla oldukça büyük bir mekan. İsterseniz arkadaşlarınızla masanızda oturup leziz kokteyllerinizi yudumlayarak takılın, isterseniz içeride DJ setinin önündeki dans pistinde kurtlarınızı dökün. Biz çok sevdik, “ikram shot yasaklansın” hashtag’i kullanacak kıvamda çıktık, tekrar tekrar gideceğimizden de eminiz.

Bir de Deborah DeLuca için Klein Phonix‘e gittik. Evde oturalım bu gece dediğimiz günlerde bile kendimizi Harbiye Klein’da bulduğumuz, evimizin salonundan çok orada vakit geçirdiğimiz dönemler çok oldu, ama biz hep Maslak’a gitmeye üşenenlerden olduk. Deborah DeLuca hatırına bu inadımızı kırdık ve sonunda Klein Phonix’e gittik. Açıkçası alt kısım o kadar kalabalıktı ki -hep o kalabalıklıkta oluyorsa orada bulunmayı ben tercih etmem. Ben dans edecek alanım olmasını seviyorum, sürekli önümden yanımdan birilerinin geçmesini, itmesini de rahatsız edici buluyorum. Biz vip balkon kısmındaydık ve orayı o kadar çok sevdim ki – abime o gece yüz kere “Burası çok iyiymiş, her etkinliğe buradan bilet alıp gelelim.” demişim. (Elbette bu kadar kibar söylememişim, oldukça ukala ve tepeden bakan bir üslubum varmış ama utancımdan revize ederek paylaşıyorum. 🙂 )

  • Kulüp – Netflix

Uzun zamandır film veya dizi izlemiyordum. Kulup’ün ilgi çekici afişleri sebebiyle merakımız baskın geldi ve bir gün annemle bir bölüm izleyip bakalım diye açtık. O gece uykusuz kalma sebebimdir, sonuna kadar bir oturuşta izledik. Hatta akşam yemeğimizi bile dizinin başından kalkmadan yedik.

Oyunculuklar, İstanbul’un geçmiş yıllarını canlandırmaktaki başarısı, senaryosu, karakterler çok iyiydi. Hatta ben daha önce birkaç Türk Netflix yapımında olduğu gibi, müzik kısmı çok uzun tutularak bazı sahneler şişirilmiş olabilir önyargısı taşıyordum. Yanılmaktan çok mutluyum.

Hala izlemediyseniz şiddetle tavsiye ediyorum.

  • Ahmet Altan – Hayat Hanım

Ahmet Altan hakkında ne denirse denilsin, ben her zaman romanlarını çok sevmişimdir. Hayat Hanım da yine daha ilk sayfalarından okuyucuyu içine alan bir roman. Bir anda varlıktan beş parasızlığa düşen bir üniversite öğrencisinin, arkadaşlarıyla paylaştığı evden çıkıp bir handa yaşamaya başladığı dönemi anlatıyor. İçinde yoksulluk da var, siyaset de var, ama hiç biri duyguların önüne geçecek kadar abartılmadan tam dozunda eklenmiş kurguya. Başkahramanımızın toplum doğrularına göre asla tasvip edilmeyecek kendisinden çok büyük yaşta bir kadın ve aynı zamanda ideal eşi olabilecek iyi bir aileden gelen hırslı ve çok güzel bir öğrenciyle eş zamanlı olarak ilişkiler yaşamasını ve bu ilişkilerdeki gel gitlerini anlatıyor roman. Müthiş hayat tespitleri ve insana altını çizme arzusu uyandıran cümlelerle.

Evde geçecek soğuk kış günleri için mutlaka listenizde bulunsun.

Her zamanki gibi kitaptan en sevdiğim cümleleri de bırakıyorum size:

  • İnsanın ruhunun bir bütün olmadığını, birbirinden farklı parçaların birbirine eklenmesinden oluştuğunu artık biliyordum. O ek yerlerin her zaman herkeste su sızdırdığını da tabii…
  • Kalkınca herkes herkesi sever, erkeklik inince de sevmekte.
  • Korkacak bir şey yok hayatta. Hayat yaşamaktan başka bir işe yaramaz. Cimri adamlar gibi her şeyi erteleyerek biriktirmeye kalkmak budalalık olur. Birikmez çünkü… Sen harcamasan da o kendi kendini harcar, tükenir.
  • Dürüstlük sıkıcıdır bazen, her zaman adaletli de değildir. İnsan ne zaman dürüst olacağına iyi karar vermeli.
  • Her şeyin olabileceği ama hiç bir şeyin olmadığı bir gecenin içinde yapayalnız kalmıştım.
  • Üstelik o zamanlar bir insanın hayatına girmenin, büyülerle dolu bir labirente girmeye benzediğini, birisinin hayatına girdiğinde oradan girdiğin insan olarak çıkamayacağını henüz bilmiyordum. Hayatımı roman okur gibi, etkilenerek ama istediğimde duyguların çemberinin dışına çıkabileceğim bir güvenlikte yaşayacağımı sanıyordum.
  • Irıs Murdoch, “Aşk nedir?” sorusuna, “Hiç tükenmeyecek birini bulmaktır.” diye cevap vermiş.

Aşkla ve dans ederek kalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s