Ben bizim toplumumuzdaki en zehirli yaklaşımın “Şimdi durup durduk yerde icat çıkarma.” olduğunu iddia ediyorum. Sürekli olarak güvenli olduğu düşünülen sınırların içine kendini hapsetme ve her yeni şeyden korkma halini beraberinde getiriyor bu.
Küçücük çocukların merak ettiği veya denemek istediği her şey için büyükler sürekli olarak “İcat çıkarma şimdi.”, “Otur oturduğun yerde.” şeklinde tepkiler veriyorlar. O merak ve oyuncu ruh kaybedilerek büyütülüyor çocuklar ve sonuç olarak mutsuz bireyler ortaya çıkıyor. Bir sürü insan Brezilya dizileri gibi yaşıyor bu ülkede. Aylarca görmedikten sonra buluştuğunuzda hiç bir şey kaçırmamış oluyorsunuz.
Amerika’ya ilk gittiğimde yeni tanıştığım insanlar, “Sen ne yapıyorsun?” diye sorduğunda mesleğimi söyleyerek cevap veriyordum. “Eee? Başka?” der gibi bakıyorlardı. Sonra fark etmiştim, “Sen ne yapıyorsun?” sorusuyla asıl sorulan işin değildi; ilgi alanların, merak duyduğun konular, peşinden koştuğun tutkuların ve hobilerindi.

Ben bu konuda çok şanslı çocuklardan oldum, çünkü benim annem de babam da sürekli olarak icat çıkartırdı. “Hadi kahvaltıya Hatay’a gidelim.” de olabilirdi bu; “Yazın Karaburun’dan bir ev tutalım, sağı solu gezeriz, dalış kursuna yazılırız, dalmayı öğrenelim” de…
Babam elli yaşındayken kupalar kazanan bir tenisçi oldu, annem bu sene Yunan danslarına merak saldı her yerde dans derslerine gidiyor. Annemin dans dersleri için Dedeağaç’ta olduğu dönemde, ben de bir hafta sonu atlayıp onun yanına gittim, o dans workshop’larındayken ben sözleşmeler yazdım; onun dışında kalan zamanlarda da biraz gezdik tozduk.

Böylece “Birinin çıkardığı icat, etrafındaki diğer kişilerin de hayatını renklendirir.”i bir kere daha deneyimlemiş olduk. Çıkaracağınız icatları size bırakıyorum; Dedeağaç notlarımla karşınızdayım:
Arabanızı yurtdışına çıkarmak için gerekli ön şartları yerine getirdiyseniz pekala İstanbul’dan arabayla da oldukça rahat gidebileceğiniz bir istikamet Dedeağaç. Ben bu sefer otobüs ile gittim, Esenler Otogarı’ndan bindim mis gibi rahat ve konforlu bir yolculukla da gittim. Arda Tur’dan 600TL’ye aldığım otobüs bileti ile.
İstanbul’dan giderken tam saatinde kalkıyor otobüs, ancak ara duraklar ve gümrük sebebiyle planladığınızdan daha geç varıyorsunuz oraya. Dönüşte ise Selanik’ten kalkan otobüsün ara durağı olduğunuz için asla tam vaktinde gelmiyor, aklınızda bulunsun.

Dedeağaç, muhtemelen daha turistik ve daha şehir olduğu için, fiyat olarak Midilli’den daha pahalı, yine de hala İstanbul’dan çok ucuz. Gezilecek çok fazla yeri olmasa da, oldukça uzun bir sahil şeridi ve bol bol cafe ve restoranıyla şahane bir haftasonu geçirmenizi sağlayacak imkanlara sahip.

Sağlıklı kahvaltılar için Zopyron Foods, çok keyifli bir cafe ortamı için Kerouac aklınızda olsun.


Maintanos, yeni nesil bir souvlaki mekanı. Çok şık dekore edilmiş, oldukça yakışıklı genlerin çalıştığı ve oldukça leziz souvlaki yapan bir yer, şiddetle tavsiye ederim.
Nisiotiko, Dedeağaç’a gitmişken olmazsa olmaz bir adres. En lezzetli yemekler için mutlaka yolunuzu buraya düşürmelisiniz. Kabak kızartmasını hala buradan iyi yapan bir yer yok, füme balıkları ise hem sunum ve tat olarak inanılmaz. Havalı bir yemek fotoğrafı paylaşamayacağım, çünkü hepsini çok hızlı biçimde ve bayılarak yedim.
Eski minicik bir dükkan olduğu, sahibinin her masaya gidip lafladığı günleri bilenlerdeniz biz, artık o tadı yok, karşısındaki dükkanı da almış, kocaman olmuş. Çok yetersiz sayıda ve tecrübesiz bir servis elemanı ekibi var. Servis gerçekten yavaş ve kötü, her şeyi üç kere söylemek zorunda kaldık. Yine de lezzet ve fiyat performansı hala çok yüksek.


Hotel Aphroditi, annemin dans derslerinin yapıldığı oteldi, o yüzden ben plajında bol bol vakit geçirdim. Plajı dışarıya da açık, ancak bu çok bilinmediği için, civardaki bütün beach’ler üst üste alt alta insan yığınıyken burası inanılmaz boş ve keyifli oluyor. Huzurlu ve keyifli bir deniz günü için mutlaka aklınızda bulunsun.

Sevgili Naz‘ın tavsiyesi ile gittiğim Thea Thalassa-Cavo, şehir merkezine uzak olsa da mutlaka ama mutlaka yolunuzu düşürmeniz gereken bir beach. DJ performansları, keyifli dekorasyonu ve müthiş lezzetli yemekleri ile oldukça keyifli bir tam günü burada geçirebilirsiniz.
Taverna Evdomo, yemekleri Dedeağaç ortalamasına kıyasla vasat sayılabilecekse de, gerçekten taverna ortamı ararsanız gitmeniz gereken bir adres. Canlı müzik var, lokallerin müdavimi olduğu ve harika Yunan dansları sergiledikleri bir yer.

Şimdi adını hatırlamadığım asıl alışveriş caddesinin üzerindeki bütün barlar çok keyifli. Burada Thema en popüler mekan, benim favorim Eccentrico. Hala Türkiye’ye kıyasla çok ucuz fiyatlara çok leziz kokteyller içebilirsiniz. Gece eğlencesi için de yine bu sokaktaki Picco en popüler adreslerden.


Keyifli bir son not olarak, otobüsle sınırdan geçiyorsanız, Yunan gümrüğünde aldığınız içkiler pasaporta işlenmiyor ve otobüsler sadece random pick şeklinde aranıyor. Çok şanssız gününüzde değilseniz, dilediğiniz kadar içkiyle dönüş yapabilir – bu konuda sağlayacağınız tasarrufla tatilinizi bedava çıkartabilirsiniz.
Keyifle, keşifle, icatlar çıkartarak kalın!

“Haftasonu komşu kaçamağı: Dedeağaç / Kalimera Alexandroupoli” üzerine 3 yorum