Şahane bir Kayseri kaçamağı: Chalet Kaıser, Klein X Das 3917

Hayatımda çok ayrı, matrak ve özel yeri olan insanlardan biri o. Tamamen kategori dışı. Birbirimizle yarım sene hiç görüşmediğimiz ve konuşmadığımız da olur, ama ne zaman yollarımız kesişse daha bir önceki gün birlikteymişiz samimiyeti ile devam edeceğimizden zerre tereddüt duymam.

Birlikte çok eğlendiğimiz, aynı evde kalıp sürekli görüştüğümüz uzun dönemler de geçirdik, ölümden döndüğümüz -kesinlikle abartmıyorum- maceralarımız da oldu; diğer yandan hayatımın tuhaf dönüm noktalarında da inanılmaz sevgi dolu ve destekleyen bir tavırla hep yanımdaydı. Sevgilimden ayrıldığımda kafamı koyup ağladığım omuz da onundu; bugün hala çalıştığım işin görüşmesine de onun yanından çıkıp gitmiştim.

Chalet Kaiser‘i de uzun zamandır ilgiyle takip ediyordum; ama bir türlü yolumu düşürememiştim. Bir gün ikimiz de bambaşka şehirlerdeyken, ne zamandır görüşemedik muhabbeti yaparken, “Çarşamba Chalet?” dediğinden on dakika sonra uçak biletimi almıştım. Benim soğuk havadan nefret ettiğimi bilen arkadaşlarım, “Sezen seni kim İstanbul’dan daha soğuk bir yere gitmeye ikna edebildi? Hayret!” dediklerinde, şaşkınlıkla fark etmiştim ki, onun beni ikna etmek için aslında hiç çaba sarf etmesi gerekmemişti.

Biletimi aldıktan sonra ardı ardına oldukça yoğun günler geçirdiğim için, onunla planımız hakkında teyitleşmeye hiç fırsatımız olmamıştı. Son dakika uçağımı yakalayıp, Kayseri havalimanına inip onu aradığımda, telefonun diğer ucunda uykulu bir ses duyunca “Eyvah, kesin benden bambaşka bir zaman diliminde bir yerlerde şu anda.” diye düşündüm. “Aa bebeğim ben Sri Lanka’dayım.” dese de şaşırmazdım, hatta dürüst olayım ikimizin gerçekten Kayseri’de buluşabilmiş olmamıza daha çok şaşırdım. Daha da matrağı; Sri Lanka’da tanıştığı, kesinlikle ortak bir dilimiz olmayan, İngilizce konuşmayan İsrailli bir çifti de alıp oraya getirmişti. “Bu insanları nasıl buraya getirmeyi başardın?” sorusunu ona sormaya bile gerek yoktu, tam onluk hareketlerdi.

Chalet Kaiser’i uzun zamandır takip etmeme rağmen, gerçeğini gördüğümde vuruldum. Hani genellikle mekanlar fotoğraflarda şahane görünür ve gerçeğini gördüğünüzde biraz hayal kırıklığına uğrarsınız ya; burası bunun tam aksi. Tavanların ne kadar yüksek olduğu örneğin asla fotoğraflardan anlaşılmıyor, taş mutfak lavobolarının ve hepsi birbirinden karakteristik yatak odalarının güzelliği de…

Chalet Kaiser’de geçirdiğim günler, şöminenin başında canlı müzik eşliğinde tokuşan şarap kadehleriyle, salonun üzerine gerilmiş çok konforlu ve karakteristik ağların üzerinde yayılarak cevaplanan maillerle, iki harika şefin yaptığı mezgitten fish & chipslerden viski soslu tavuklara kadar muazzam yemeklerle, keyifli terasta karlı dağ manzaralarına karşı içilen sabah kahveleriyle ve DJ setinin yanındaki ışıklı eğlenceli hoparlörden yükselen şahane parçalar eşliğinde salonun ortasında dans ederek geçti. Alt katındaki muhteşem spa kısmında, açık havadaki jakuziyi doldurup keyif çatmaya fırsat bile bulamadık.

Her bir detayıyla muazzam bir zevk ve keyif içeren, lüks ve keyfi hakkıyla sunan Chalet Kaiser’i kar ve kayak sezonu olmasa bile, güzel bir arkadaş grubuyla çok zevkli ve klas bir ortamda vakit geçirmek için şiddetle tavsiye ederim.

Buna ek olarak benim şansıma o hafta sonu Klein X Das 3917 hafta sonuydu. Bana şaşkınlıkla “Kayseri’de Klein mı var?” diyenlere toplu bir cevap olsun, Das 3917, sezon boyunca İstanbul’dan çeşitli mekanlarla işbirliği yapıyor. İstanbul’un popüler mekanlarını oraya taşıyarak, parti haftasonları, meyhane haftasonları, gurme haftasonları düzenliyor.

Das 3917’ye de daha önce hiç yolumu düşürmemiştim, endüstriyel dekorasyonu ile bembeyaz kayak pistinin yanında çarpıcı ve modern bir ortam sunuyor. Gündüzleri cafe kısmında gerçekten şimdiye kadar yediğim en lezzetli sucuk ekmeği ve alkolsüz kokteylleri içerek çalıştım; akşamüstleri karları çatırdatarak DJ performansları eşliğinde dans ettik. Gece performansları ise muazzamdı, özellikle ilk defa dinlediğim DJEFF‘e bayıldım, onun performansı boyunca her zaman en sevdiğim nokta olan DJ setinin yanında hoparlörün altındaki konumumda dans ederek bütün kurtlarımı döktüm.

En son yılbaşı gecesi hakkını vererek cozutmuş ve dans etmiştim, sonraki İstanbul günlerim bambaşka gündemlerle çok daha sakin ve karmaşık geçmişti. O miskin toprağı üzerimden Kayseri’de atmış oldum, tuhaf ama gerçek; Phangan‘da bıraktığım halimi, İstanbul’da değil, Kayseri’de yeniden buldum.

Kayseri’ye giderken, herkesten “Kayseri mi ne alaka?” tepkileri almamın inadına gibi oldu; muazzam bir evde kaldım, çok iyi müzikler dinledim, harika insanlarla tanıştım, çok güldüm, çok dans ettim, çok fırlamalık yaptım, çok eğlendim.

O, her zamanki gibi, hayatıma tam zamanında muhteşem bir dokunuş yapmış oldu.

Kayseri’yi planlar listenize alarak kalın!

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s