Kaş Sezon Açılışı 2023, Yol Arkadaşım ve Eski Sevgili Kanunları

Onunla arkadaşlığımız oldukça enteresan bir biçimde başlamıştı. Aynı şirkette çalışıyorduk, ancak birbiri ile hiç alakası olmayan, süreçlerde ve toplantılarda hiç kesişmediğimiz farklı departmanlardaydık. Çalışanların yaş ortalamasının oldukça genç olduğu ve aynı binada 1000 kişinin çalıştığı bir şirketti, ama şirkette çalışanların büyük bir çoğunluğu bize kıyasla çok daha geleneksel hayatlar yaşıyordu. Erken yaşlarda evlenmişlerdi veya evli olmayanlar açısından da evlenmek hayat planları arasındaki en önemli konulardan birini oluşturuyordu. Bizim sosyal hayatımızdan ve eğlence hayatımızdan oldukça farklı tercihleri vardı ve çoğu bizim İstanbul saydığımız bölgelere çok uzak semtlerde yaşıyor ve oralarda sosyalleşiyorlardı.

Türkiye’de oldukça büyük bir çoğunluğu kapsayan “İşimiz olsun, evlenelim, ev alalım, araba alalım, daha büyük ev ve daha büyük araba alalım.” döngüsünde bir hayat hayalleri ve tercihleri vardı. Yanlış anlaşılma olmasın, doğru veya yanlış demek için yazmıyorum bunları; farkı ortaya koymak için yazıyorum. Hepimiz aynı saatte mesaiye başlıyorduk, aynı yerde yemek yiyor, aynı şekilde iş günlerimizi geçiriyorduk; ama bilirsiniz böyle kalabalıklar içinde “farklı” ve “aykırı” olanlar birbirinin kokusunu çok hızlı alır. Dolayısıyla 1.000 kişinin üzerindeki çalışan kalabalığı arasından böyle birbirinin kokusunu alan birkaç kişi, çok hızlı biçimde kaynaşmıştık, nitekim hepimizin o şirketten ayrılmasının üzerinden yıllar geçse de hala da oldukça yakın arkadaşlar olarak görüşmeye devam ediyoruz.

Onunla da işte böyle içgüdüsel olarak birbirimizi radarımıza almıştık. Aslında birbirimizi hiç tanımasak da, biliyorduk, oraya aykırı kaçanlardandık. Bu yüzden de ayaküstü bir sohbetimizde, o yaz hiç tatil yapamadığından yakındığında, onu o hafta sonu Alaçatı planıma dahil etmekte hiç tereddüt etmemiştim. Şirket dışında hiç görüşmemişken, bir yerlerde oturup adam akıllı hiç sohbet bile etmemişken birlikte Alaçatı’ya gitmiş, çok olaylı birkaç gün geçirmiş ve ikimiz de sırılsıklam aşık İstanbul’a geri dönmüş ve yakın arkadaşlar olmuştuk. Sonra birlikte çok yol yaptık ( Akyaka ve Fas bunlardan yalnızca ikisi) ve birlikte bir marka kurduk.

Birbirimize “yol arkadaşım” demeye başlama sebebimiz ise birlikte yaptığımız fiziksel yolculuklardan ziyade, kendi içimize yaptığımız yolculuklara eşlik etmemizden kaynaklanıyor. Biz o yıllarda sonradan popüler olan Kurtlarla Koşan Kadınlar gibi kitapları birlikte okuduk, geçmiş ilişkilerimizi, davranış kalıplarımızı masalara yatırdık, tespitler, gözlemler, uzun analizler yaptık. O kadar uzun sohbetler ediyor, baş başa o kadar çok zaman geçiriyor ve hatta haftasonu atlayıp Büyükada’ya kaçmak gibi çift etkinliği sayılabilecek şeyler yapıyorduk ki; benim yakın arkadaşlarım arasında “Siz sevgili filan mısınız?” esprileri dönmeye başlamıştı.

Bugün prensipleri ve değerleri daha net, sınırlarını bilen, kimseye toplumdaki başka birinin verdiği sıfata göre saygı duymayan, kimi sevip kimi sayacağına kendi değerlerine göre karar veren biri olmamda, yol arkadaşımla içimize yaptığımız bu içsel yolculukların yeri büyük. Sonrasında ikimizin yürümeyi tercih ettiği yollar ayrıldı: Ben çok daha hırslı, çok daha adanmış biçimde işimi her şeyin önüne koyup, kariyer basamaklarını tırmanmayı tercih ettim. O bu hayatın ona iyi gelmediğine karar vererek, Kaş’a taşındı.

Sonra benim yolum Kaş’a her düştüğünde görüştük; fakat ritimlerimiz hiç tutmadı. Ben deli fişek bir bekar olarak Kaş’a gittiğimde, o Kaş’ın merkezine oldukça uzak bir köyde erkek arkadaşıyla oldukça sakin ve yavaş bir hayat yaşıyordu. Onun eğlenme ve seyahat motivasyonuyla dolu olduğu bir başka seferinde, benim yanımda Budapeşte’deki evini kapatıp pılısını pırtısını toplayıp yanıma gelmiş sevgilim vardı.

Son bir ayda onu çok anmaya başlamıştım, o sırada o da bana beni çok özlediğini söyleyen bir mesaj attı. Ajandama baktığımda onun yanına gidebileceğim boş olduğum ilk hafta sonu 1 Nisan olarak görünüyordu ve o gün onun doğum günüydü. İkimizin de bu plan çok hoşuna gitti ve ben cuma günü Dalaman’a uçup, onun yanına gittim. Bazen her şey kolaylıkla akar ya, çok sevdiğimiz iki kız arkadaşımız da aynı gün Kaş’a geldi. Böylelikle biz dört kız aynı evde yaşayarak birkaç gün geçirdik.

Birbirini seven kızların bir arada olduğu evler hep curcunalı, hep eğlenceli olur ya; ilk uyananın bangır bangır müzik açtığı, hepimizin pijamalarla yatak odasında çılgınlar gibi dans ettiği sabahlar, kahveler veya şaraplar eşliğinde uzun balkon oturmaları, doğanın içinde uzun yürüyüşler, konudan konuya zıplayarak sabahı bağlayacak kadar derin sohbetlerle çok keyifli günler geçirdik. Evden dışarı hiç çıkmasaydık bile, şahane bir hafta sonu olurdu.

Sohbetlerimiz sırasında kavramsal bir konuda tartışırken örnekleri hep eski sevgililerimiz üzerinden verdiğimizi veya geçmiş bir seyahatimizden bahsederken o dönemki erkek arkadaşımızı da andığımızı fark ettik. Ne kadar çok eski sevgililerimizin adı geçiyordu. O zaman yeni bir kural koyduk: “Eski sevgilisinden bahseden, nerede olursak olalım 15 squat yapar.”

Bizim kız kıza eğlencelerimiz dışında, Kaş’tan havadisler isterseniz:

Oburus Notos:

Kaş’ın meşhur vejeteryan vegan restoranı Oburus Momus, merkeze biraz uzak tepelerin üzerinde bir gastropub açmış, adı da Oburus Notos.

Şahane bir ortam sunuyor, her şey yine çok lezzetli. Fakat adına aldanmayın, bir gastropub’ın sahip olması gereken finger food’lar yok menüsünde – daha çok kahvaltı mekanı menüsü. Menüde gastropub’a uygun tek seçenek vegan hamburger.

Diğer yandan merkezdeki Oburus Momus da kapanmış, yarım adaya taşınıyormuş bu sene. Zaika’nın da yarım ada yolu tuttuğunu düşünürsek, yarımada Kaş’ın yeni gurme istikameti olarak yeniden konumlanıyor gibi görünüyor. Ayrıca yarımadada önceden rezervasyonlu yalnız gruplara servis yapan özel şef etkinlikleri de düzenlenmeye başlanmış diye duydum.

Loop:

Kaş gecelerinin başı çeken adresi bu sene de Loop olacak gibi görünüyor. Açılışını yaptığı hafta sonu nisanın ilk günleri olarak oldukça erken sayılabilecek bir tarih olmasına rağmen, tıka basa doluydu.

Beyaz yaka olarak uzaktan Avrupa’ya iş yapan genç Ruslar da oldukça yoğun bir nüfusla Kaş’a taşınmış olduğundan, Loop’taki kitlenin büyük bir kısmını da onlar oluşturuyordu. Bugüne kadar Türkiye’deki Rus kadın algımızı tamamen kıran, oldukça spor giyinmiş, elektronik müzik sever ve kendi halinde seviyeli eğlenen topluluklardı.

Kaş gecelerinin başlangıcının vazgeçilmez istikameti, avaz avaz türkçe pop şarkılar söylediğimiz No 11’in ise şimdilik kalıcı olarak kapandığını, bu sezon bizimle olmayacağını da not düşelim.

Oxygen Pub:

Kaş Marina’da konumlanan bu pub, genel Kaş ruhuna biraz aykırı, daha çok Bodrum kokulu çok güzel ve keyifli bir mekan olmuş. Önündeki çimlere atılmış minderleri, leziz sosisli, hamburger ve patates kızartmaları ve İstanbul’a kıyasla aşırı uygun fiyatları ile kesinlikle yolunuzu düşürmenizi hak ediyor.

Önceki bütün Kaş yazılarına da şuradan ulaşabilirsiniz.

Yepyeni beach club’lar açılıyormuş bu sene. Ancak onlar için erken bir zaman olduğu için onları bu gidişimde keşfedemedim. Siz benden önce giderseniz, bana fotoğrafları ve yorumlarınızı atın olur mu?

Yazı başlatmaya hazır kalın!

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s