Merhaba Denge!

Denge…

Dengeli beslenme, dengeli yaşam…

Her yerde karşımıza çıktığı için anlamını ve büyüsünü yitirerek sıradanlaşan kelimelerden.

Türk Dil Kurumu’na göre, “bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans.”;  fizik açısından anlamı da çok manidar: “birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hali.”

IMG_3356.JPG

İki haftadır kendimi müthiş hissediyorum. Sakin, tamamlanmış, keyifli, üretken ve enerjik. “Karbonhidrat ve şeker beni mahvediyormuş, ketojenik hayat muhteşem.” diyip duruyordum herkese.

Elbette ki vücuduma tıkıp durduğum karbonhidrat ve şekeri azaltmamın olumlu bir etkisi olmuştur hayatıma; ama aslında kendimi iyi hissetmemin tek nedeni bu olmadığını fark ettim.

IMG_4295.jpg

Asıl sebebi dengemi bulmakmış!

Tabii ki reçete gibi, herkese uygun tek bir “dengeli hayat” mümkünmüş gibi basmakalıp bir dayatmadan bahsetmiyorum.

Kendini dinleyip, vücuduna, ruh haline, keyfine, istediğin hayata gerçekten uyumlanmak asıl anlatmak istediğim.

IMG_4307.jpg

Dönüp geride kalan on yılıma baktığımda her dönem bir şeyi “çok” yaptığımı fark ettim. Çok çalıştığım dönemler, çok partilediğim dönemler, çok aşık olduğum dönemler, çok evcilleştiğim dönemler, çok seyahat ettiğim dönemler, çok spor yaptığım dönemler, çok üretken olup kitaplar okuyup, yazılar yazdığım dönemler…

IMG_4299.jpg

Yakın bir süre önce ketojenik beslenme ile eş zamanlı olarak düzenli meditasyon yapmaya başlayınca, kendimi biraz daha iyi dinlemeyi başarmaya başladım. Hayatımda ilk defa!

Eyleme geçmeden önce “Ben bunu istiyor muyum?” diye kendime sormaya ve bu soruyu cevaplarken hem ruh halimin, hem de vücudumun isteklerini de göz önünde bulundurmaya başladım.

“Eee yani çok basit bir şeyden bahsediyorsun.” demeyin. Çok basitmiş gibi görünen bir şeyi aslında pek kimsenin yapmadığını fark ettim.

IMG_4296.jpg

Doğru ifade edebilmek için biraz daha örneklendireyim.

Yoğun bir iş günü geçirmişim eve gelmişim, bir arkadaşım arayıp çok güzel bir etkinliğe davet ediyor. Gidiyorum, çok eğleniyorum. Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle eve geliyorum, harika bir akşam geçirdim diyorum. Ertesi sabah sürünerek işe gidiyorum, korkunç görünüyorum, tahammülsüz bir insana dönüşüyorum. Çünkü aslında o etkinliğe gitme fikri hoşuma gidiyor, ama aslında canım yorganın altına kıvrılıp boş boş tavanı izlemek istiyor ve vücudum yorgunluktan kıvranıyor, ama ben onu görmezden geliyorum.

IMG_4302.jpg

Veya tam aksine yoğun bir hafta geçirmişim, sadece mantıkla düşünerek “dinlenmem lazım, bu hafta sakin bir hafta geçirmeliyim.” diyorum. Oysa ki aslında vücudum yoğun haftaya rağmen dans ederek enerjisini atmak istiyor. Ama ben sadece mantıkla düşünüp, evde oturmanın doğru olduğuna karar veriyorum. Bu sefer de “Ay çok sıkıcı bir insana mı dönüşüyorum, hayatım son günlerde hep ev-iş olmaya başladı.” diye bir bilinç altı paniğine sebebiyet veriyorum. Ama bunu fark etmiyorum. O kadar dinlenmeme rağmen kendimi niçin harika hissetmediğimi anlayamıyorum o yüzden.

IMG_4301.jpg

Son iki haftadır, hem gerçekten yoğun çalışıyorum, hem arkadaşlarımla görüşüyorum, hem gece dışarı çıkıyorum -üstelik pazartesi günü bile oluyor bazen-, bol bol uyuyorum, yeni mekanlar keşfediyorum, sergiler geziyorum, şık giyiniyor, iyi görünüyorum. Bir de uzun zamandır yapmaya fırsat bulamadığım şeyleri yapıyorum;  evimi toparlayıp, eşyalarımı azaltıyorum, diziler izliyorum, kitaplar okuyorum.

IMG_4303.jpg

Hayatımdan uzun zamandır hiç olmadığı kadar tatminim. Her şey yerli yerine oturmuş gibi hissediyorum. Aslında sıra dışı hiç bir şey yapmama, olağanüstü mükemmel şeyler olmamasına rağmen… Tek değişen neyi ne zaman yapacağıma hem vücudumu, hem de ruh halimi dinleyerek karar veriyor olmam.

IMG_4305.jpg

Eve geliyorum, yapmak istediğim bir sürü şey var. Ama canım ve vücudum uyumak istiyorsa saat 19:00 bile olsa yatıp uyuyorum. Aşırı uzun ve yoğun bir iş günü geçirmişken, zihnim eve gidip dinlenmen lazım derken, vücudum ve ruh halim git güzel muhabbet ve üzerine dans et diyorsa onu yapıyorum.

Ben bu günlerde, “mutluluk” dediğimiz şey için aslında hayatta büyük şeylerin değişmesinin şart olmadığını deneyimliyorum. Hayatımda her şey aynıyken, sadece yaptığım şeyleri, vücudumun ve ruh halimin ritmine göre ayarladığımda, hissettirdiği şey o kadar farklı olabiliyormuş ki!

Kendinizi gerçekten dinlemeyi deneyerek kalın!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s