Covid ile spiritüel bir aydınlanma mı yaşadık?

Bu blogun mottosunun “Hızlı değil hazlı hayat!” olmasının aksine biliyorsunuz ben hep hızlı hayat yaşayan bir kadındım. Seyahatler, partiler, yoğun beyaz yakalı bir iş hayatı. Covid’in etkisiyle hayatımıza eklenen sınırlamalar ile gerçekten ilk defa bu kadar yavaşladım. Eve kapandığımız günlerde yazdığım “Evde kal günlükleri” serim de aslında benim ev serüvenimi anlatıyordu; ama o günlerde bir sürü kişiye farklı bir bakış kazandırdı, harika geri dönüşler aldım, çok mutlu oldum.

Yaz boyunca, denizin dibinden, ailemle bol bol vakit geçirerek Teos’tan mesafeli çalışmak müthiş keyifliydi. Sonra İstanbul’a geri dönünce, alıştığımız partiler, festivaller, etkinlikler ve haftasonu seyahatleri olmayınca, ben de zaman zaman patlamaya ve sorgulamaya başladım. “Ne yapıyoruz? Bütün kış böyle sadece çalışarak mı geçecek?”

Sonra bir gün kendimi şöyle düşünürken yakaladım: “Fırsat bu fırsat. Hazır evde günler geçiriyorken yoga eğitmenlik eğitimine başlayayım, eşyalarımı azaltayım. Bol bol kitap okuyayım.” Ardından bu yaklaşımımdaki çelişkiyi fark ettim. Madem bunlar benim yapmak istediğim şeylerdi, niçin bunları yapmak için evde kalma kısıtlamalarına ihtiyaç duyuyordum? Dışarıda sosyal etkinlikler olduğunda yapmak istediklerime öncelik veremeyecek kadar iradesiz bir insan mıydım ben?

O zaman fark ettim ki, ruhsal patlamalar ve buhranlar da aslında farkındalığın bir parçası. Bozulması değil.

Instagram’dan bir anket yaptım. Çünkü Covid’in herkesin hayatına etkilerini gerçekten merak ediyordum. Oldukça şaşırtıcı cevaplar aldım. (Yaklaşık 1200 kişinin cevaplarından yola çıkarak sonuçları paylaşıyorum.)

  • Yakın arkadaş çevresinden veya ailesinden Covid’e yakalananların oranı %48. Tamamen evden çalışmaya devam edenler %45.
  • Genel olarak yeni şartlara uyum sağlama ve her koşuldan keyif alma oranı beklediğimden daha yüksek çıktı. Yeniden sokağa çıkma yasakları uygulanacak olsa bana uyar diyenlerin oranı %68. Virüs ve ekonomik belirsizliklere rağmen “Benim hala umudum var.” diyenlerin oranı %69.
  • Evde oturmanın bizi daha sağlıklı beslenen ve daha spirtüel insanlara dönüştürdüğünü düşünüyordum. Bu konuda yanıldığımı fark ettim. %50 tam aksine daha sağlıksız beslendiğini, %60 hala yoga ve meditasyon ile hiç bir alakası olmadığını belirtti.
  • Bu Covid döneminde seyahat etmeyi özleyenlerin oranı %85 iken clublar ve dans diye cevap verenlerin oranı %15 oldu. %85 seyahat etmeyi özlediğini söylemesine rağmen, döviz ve euro kurlarına rağmen Avrupa ve Amerika’ya seyahat eder misiniz sorusuna evet diye cevap verenler yalnızca %44 oldu.
  • Bu bende ekonomik açıdan bir merak uyandırdı. Covid döneminde daha az kazananlar, %45 iken, %55 para biriktirdiğini belirtti. Tabii bunda benim takipçi kitlemin büyük bir kısmının beyaz yaka çalışan olmasının büyük bir etkisi var. Bu açıdan tam bir Türkiye profili değil. Ama şöyle bir sonuca varıyorum; freelance çalışanlar daha az kazanırken, beyaz yakalılar sosyal hayat azaldığında daha çok birikim yapmaya başlamış. Online alışverişten bile herkesin sıkılmaya başladığına Trendyol indirimlerinden alışveriş yapıyor musunuz sorusuna hayır cevabı veren %70 sebebiyle ikna oldum.

Gelelim “Covid’in hayatınızda olumlu yönde değiştirdiği bir şey?” sorusunun cevaplarına -ki bence en ilginç olan buna gelen cevaplardı. Gelen beş yüze yakın yorum arasında o kadar benzer cevaplar vardı ki, genel başlıklar altında toplamakta hiç zorlanmadım.

1- En çok gelen cevap herkesin “kendisine daha çok dönmesi” , “kendini daha iyi tanıması” ve “yavaşlamayı öğrenmesi” oldu.

Gündelik hayatın koşturması azaldığında, etkilerinin kalıcı olup olmayacağını henüz bilmesek de hepimizin kendimize ve iç dünyamıza daha çok zaman ayırdığı bir gerçek.

“Kendimi daha yakından tanımama alan açtı.”, “Kendimle vakit geçirmeyi öğrendim.”, “Kendimi sevmeyi öğretti.”, “Mental olarak kendime yatırım yaptım.”, “Kendime yaklaştım.”, “Sakinlik getirdi, gerçekten ihtiyacım olanları fark ettim.”, “Artık önceliklerimi biliyorum.”

2- Çok fazla gelen cevaplardan bir diğeri, “aileye ve çocuklara daha çok zaman ayırabilmek ve daha sağlıklı bir iletişim kurmak”.

Aynı evde çok fazla dip dibe zaman geçirmek sebebiyle bunun tam aksine örnekler olduğunu da biliyorum. Aslında birlikte hiç vakit geçirmeyen çiftlerin, birlikte vakit geçirmeye başlayınca aslında birbirlerini pek de tanımadıklarıyla yüzleştiklerine şahit oldum. Diğer yandan “Ailemle iletişimim inanılmaz güçlendi.” ve “Kocamla gençlik yıllarımızı hatırladık ve daha iyi anlaşmaya başladık.” gibi cevaplar olmasına bayıldım.

3- Görüşülmek istemeyen insanlarla görüşmemek için bahane aramaktan kurtulmak ve herkesi öpmek zorunda olmamak, beni çok güldüren ama hiç de azımsanamayacak sayıda çok gelen cevaplardan biri oldu.

“Herkesle öpüşmekten kurtulduk”, “İnsanlardan uzak durmak iyi geldi.”, “Görüşmek istemediğim insanlara bahane aramaktan kurtuldum.”, “Her gördüğüm insanla öpüşüp sarılmak zorunda değilim.”

4- Yemek yapmayı öğrenmek ve sağlıklı beslenmeye, yaşamaya başlamak, beklediğimden daha az gelen cevaplardan olsa da gelen cevaplar arasında yerini aldı.

“O kadar iyi bakıyorum ki kendime, her mevsim geçişinde hasta olan ben hiç hasta olmadım.”, “Dokuz ay önce ortalama bir insana göre kaygılı ve obsesiftim. Şimdiki normlara göre herkes gibiyim.”

5- Birikim yapmanın çoğu kişinin gündemine ilk defa Covid ile girdiğini de anlıyorum.

“Bir kenarda mutlaka bir birikimim olması gerektiğini artık kabul ettim.”, “Bu dönemde ciddi bir birikim yaptım.”

6- Daha çok uyumaya fırsat bulduğu ve resim yapmak gibi hobilere daha çok zaman ayırdığı için bu dönemi keyifli geçirdiğini söyleyenler de oldukça fazlaydı. Doğa ile daha çok vakit geçirmeye başlayanları, bahçeli eve taşınanları, kitap okumaya yeniden başlayanları da bu grupta kabul ediyorum.

Bir de kurumsal hayatı bırakıp kendi işini kurmaya odaklananlar ve hali hazırdaki işinin yanı sıra ikinci bir iş kuranlar var ki, bunu da çok sevdim. Sabırsızlıkla detayları ve haberlerinizi bekliyorum.

7- Çok bilgece, aydınlanmış güzel cevaplar da vardı: “Akışa bırakabilmek konusunda kendimi çok geliştirdim.”, “Belirsizliği yönetmeyi öğrendim.”, “Her şeye rağmen değil her şey ile birlikte akıyor hayat.”, “Hayatta kendimden başka bir şeyim olmadığını fark edip, kendimi olduğum gibi kabul etmeye başladım.”

8- Kesinlikle olumlu hiç bir yanı olmadığını belirten bir grup da oldu, ama diğerlerine kıyasla oldukça az sayıda kaldıklarını söyleyebilirim.

“Yok.”, “Hiç bir şey.”, “Bende hiç bir olumlu etkisi olmadı, aksine kısıtlamalar ve maske çok can sıkıcı.”, “Eğer bir kişi olumlu bir şey yazarsa yazanın fan fin fon”.

9- Bir de seks hayatının daha güzelleştiğini belirtenler vardı ki umarım bunlar tek eşli yaşıyordur. Virüs sebebiyle bir tık endişe verici aksi halde. 🙂

Benim genel olarak hayata karşı umudumu arttıran cevaplar oldu bunlar. Hepinize çok teşekkür ederim. Kimbilir belki de çok daha güzel bir yeni sayfa açacağız?

Sağlıkla, farkındalıkla ve kendinizi keşfederek kalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s