San Francısco parkları ve parkların müthiş eşlikçisi kutu kokteyller

Otele yerleştikten sonra akşam yemeği saatine kadar takılmak için otelin barı hiç cezbedici gelmiyor, köşedeki minik bakkala doğru giderken “Birkaç bira alayım.” diye düşünüyorum. Çünkü bizim için canımız bir şeyler içmek istediğinde İstanbul’da pratik tek çözüm her zaman bira.

Bakkala girip buzdolabına gittiğim anda ise, gözlerim parlamaya başlıyor. Müthiş tasarımlı kola kutusu boyunda metal kutuların içinde tek porsiyonluk köpüklü şaraplar ve kokteyller karşımda dizi dizi duruyor. O kadar güzel görünüyorlar ki!

Sonrasında San Francisco’da geçirdiğim her günde alışkanlığım oluyor- markete gidip yeni bir kokteyl almak. Seçenekler öyle birkaç haftalık tatilde içilip denemeyecek kadar çok. “Bira mı? Çok sıkıcı!” cümlesini duyduğumda asla şaşırmaz hale geliyorum; çünkü sonraki günlerde ben de hiç bira içmiyorum. Hatta sabah uyandığımda içtiğim kahve dışında kahve bile içmiyorum. Kahve fiyatına çok lezzetli bir kutu kokteyl almak mümkünken, kahve sevdama İstanbul’a dönünce devam ederim, diyorum.

O günlerde paylaştığım hikayelerde en ilgi çeken şeylerden biri de kutu kokteyller oluyor.

O yüzden, telefonumdaki fotoğrafları arşivlediğim bu günlerde San Francisco parkları ve o parklara eşlik eden kokteyllere özlem duyarak karşınızdayım.

  • Golden Gate

San Francisco’ya kaçıncı kez ayak basılsa da, asla yapılmadan dönülmeyecek bir aktivite olarak Sausalito’yu kat ederek tepeye tırmanıp, köprüye sislerin arasından tepeden bakmak. Biz yola çıkmadan önce Amerika’da hangi şehre ayak basarsam basayım sergi gezer gibi gezdiğim ve bayıldığım market zinciri olan Whole Foods’a uğruyor ve tazecik sushiler ile orada geçirdiğim günlerdeki en favori kokteyllerimden biri olan Salt Point’in margaritasından alıyoruz.

Sislerin arasında uçuyormuş gibi görünen köprü manzarası şahane; inanılmaz çok turist kalabalığı ve rüzgar yorucu.

  • Fine Arts Museums of San Francisco

Şehrin oldukça lüks bir yerleşim yerinin civarında bulunan bu müze, aynı zamanda şehirdeki en büyük sanatsal kamu kuruşuluşu. Louvre ile yaptıkları anlaşmayla ortak sergiler sergiledikleri gibi, kendisinin de yaklaşık 150.000 parçalık bir koleksiyonu var.

O kadar güzel bir bina ki; sadece bahçesinde oturmak bile çok keyifli.

  • Golden Gate Park

Burası gerçekten devasa bir park. 1.017 dönümden oluşan bu parkın içinde birbirinden apayrı konseptlerde parklar var. Oak Woodlands kısmı adından da anlaşılacağı üzere devasa meşe ağaçları ile dolu olan kısmı. Yabani bir doğa hissi veriyor, yanlış yollara sapıyorsunuz, çoğu noktasında dakikalarda hiç başka bir insan görmüyorsunuz ve biz gerçekten kaybolup, defalarca haritaya bakmak durumunda kaldık.

Parkın kendi açıklaması da çok güzel: Sevgili ziyaretçi biliyoruz ki çok yorgun ve bitik haldesin. Hayat güzel ama bazı günler senin yetebileceğinden daha uzun. Aşk hayatın roller-coaster gibi. Ailen seni duvara vuruyor. Bilgisayarın o adamın sana yolladığı virüsle hapı yuttu. Otobüsü kaçırdın ve araban anlamadığın sinyaller veriyor. Biliyoruz hayatın içinde bunların hiç biri sana “Harikasın, iyi gidiyorsun.” diyormuş gibi değil. Hepsine bir ara ver.

İçinde bilim akademisi, Japon Çay Bahçesi, Kelebek Müzesi, okyanus manzaralı Beach Chalet, rengarenk dev çiçek bahçeleri gibi her biri bambaşka ortamlar sunan kısımlar var.

Gerçekten kokteyl stoğumuzu bitirdikten sonra da bizi içinde kalmaya teşvik eden tek park oldu Golden Gate.

  • Alamo Square Park

San Francisco’nun meşhur simgelerinden biri olan Painted Ladies’in tam karşısına konumlandığı için, turistlerin uğrak noktalarından biri olan parklardan. Painted Ladies’e bakan yamaçları selfie çubukları ile dizilmiş turist yığınlarından oluşurken, parkın daha yukarıları bilgisayarları ile gelmiş masalarda oturmuş çalışan kişilerle dolu.

Wifi imkanı sunan nadir yerlerden olduğu için – San Francisco’da bana çok garip gelen bir şey bu. Teknoloji mabedi olmasına rağmen, ücretsiz wi-fi o kadar da her yerde yok.- çalışmak için de oldukça çok tercih edilen bir park.

  • Mission Dolores Park

Bence en enerjik, en genç ruhlu, en çok kaçık barındıran park şehirdeki.

Kafasına gerçekten eski bir Macintosh ekranı takmış gezinen bir genç adam da görebilirsiniz, ağaçlara avazı çıktığı kadar bağırıp ağaçlarla kavga eden bir adam da… Çimlerin üzerinde yatıp güneşlenenler kitaplarını okuyanlar, kalabalık bir ekip tam teçhizat gelip parti yapanlar, köpeklerini gezdirme bahanesiyle flörtleşenler…

Lezzetle ve doğayla kalın!

San Francısco parkları ve parkların müthiş eşlikçisi kutu kokteyller” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s