Not Defterim: Yalızda Jazz Eşliğinde Brunch’tan Hong Kong’tan Alışverişe

Her sabah 7:00’de evden çıkıyor, her gün iş çıkışında da MBA derslerine giriyorum. Bu ajanda ile hafta içleri kendi keyfime göre kullanabileceğim zaman dilimi iki üç saatle sınırlı olduğundan, haftasonları mümkün olduğunca çok şey yapma arzusuna kapılıyor, bazen 24 saate sığması mümkün olmayacak kadar çok etkinlik planlamış buluyorum kendimi.

Haftalardır cuma günleri de şirkete bir valizle gidip, iş çıkışında doğrudan havalimanının yolunu tutuyordum. Artık evim, kafam, saçlarım kontrol edilemez biçimde dağılınca, geçen hafta sonu “Tamam, bu haftasonu İstanbul’dayım. Hiç bir yere gitmiyorum.” dedim.

Cumartesi sabahı, duştan çıktıktan sonra, koltuğumda oturup, yaban mersinli yulaf ezmesi yerken, yüzümde kocaman bir gülümseme olduğunun farkına vardım. Aslında o anı sıra dışı yapan hiç bir şey yoktu: Evimdeki koltukta oturuyordum, yediğim bir dakika içinde hazırlanmış bir karışımdı, üzerimde sadece banyo havlusu vardı. Gelgelelim benim haftalardır yapmadığım bir şeydi.

IMG_0016.JPG

O an, o kadar net gördüm ki; aslında hayatımızdaki ve ilişkilerimizdeki temel sorun rutine bağlamaktı. Aslında sürekli aynı şeyleri yapmazsak, sıradan şeyler bile gerçekten keyifli olabiliyordu. Seyahat etmek veya dışarı çıkıp dans etmek kadar harika bir şey bile rutine bağladığında, keyfi ve büyüleyiciliği azalıyordu.

Çalışma saatleri gibi müdahale edip rutinini kıramayacağımız şeyler illa ki var hayatımızda; ama en azından onun dışındakileri rutine bağlamaktan kaçının. Mesela arkadaşlarınızla farklı yerlerde buluşun, her akşam yaptığınız şeylerin yerine arada farklı bir şeyler planlayın, nasıl iyi geleceğini göreceksiniz.

Bu aralar keşfettiklerim ilham verici olabilir:

İZLEMELİK: Ah-ga-ssi ve West Side Story

Ah-ga-ssi, 2016 yapımı bir Park Chan-Wook filmi, imdb puanı 8,1.

Güney Kore filmlerine benim merak salmam, Kim Ki-duk’un Bin-Jip filmiyle olmuştu. Hala evimin kapısına bir reklam kağıdı bırakıldığında, yüzüme bir gülümseme yerleşir bu filmi anarım. O günden beri de film izlemeye niyetlendiğimde -özellikle de tek başımaysam ve seçim hakkı yalnız bana aitse- tercihimi Güney Kore filmlerinden yana yaparım.

Bir cuma akşamı canım hiç dışarı çıkmak istemiyorken, film izleyeyim bari diyerek, Ah-ga-ssi’yi izlemeye başladım. Üç bölümden oluşan filmin ilk bölümünün sonuna geldiğimde, biraz sıkılmaya başlamıştım. Çok yavaş akıyordu, sıra dışı hiç bir şey yoktu, bütün sahneler aynı yerde geçiyordu. Gelgelelim ilk bölümün sonundaki sahneden itibaren bütün fikrim değişti, “Nasıl yani?” diyerek, heyecanla kalanını izledim. Filmin bu sürpriz yön değiştirmesi bir yana, ikinci bölümdeki kitap okuma sahneleri de kült olmaya aday. Cinsel sahnelerden hoşlanmıyorsanız, filmdeki bazı sahnelerden rahatsız olabileceğinizi not olarak belirterek, yağmur bir gün için bu filmi listenize eklemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Trailer izlemek için tık!

IMG_0194

Şehirdeki bütün metro duraklarındaki devasa afişlerden dolayı, dünyanın en çok izlenen müzikali West Side Story’nin şu anda İstanbul’da Zorlu PSM’de sergilendiğini biliyorsunuzdur. Bir zamanların bol ödüllü filmi ile aynı senaryoyu paylaşan bu müzikalde, Porto Rico ve Amerikalı sokak çetelerinin güç mücadelesi ve ötekileştirme anlatılıyor.

Şu an İstanbul’da deneyimleyebileceğiniz iyi etkinliklerden biri; ama sanırım bizim kuşak için ” ilk görüşte bu kadar tutkulu aşk” senaryosu, inandırıcılıktan ve etkileyicilikten uzak kalıyor. O yüzden herhangi bir duygu uyandırmadı bende izlerken. Ananas, kahve ve harika popolu adamların ana vatanı olduğunu hatırlayarak “Bir Porto Rico’ya mı gitsek acaba?” fikriyle çıktık salondan.

Değişik bir şeyler yapmak isterseniz West Side Story aklınızda olsun; ama bence hala dünyada dans ederken izlenecek en iyi erkekler Los Vivancos. Her yerde her zaman defalarca daha izlerim. Onları takip etmeyi sakın atlamayın.

OKUMALIK: Livaneli – Huzursuzluk

Bu aralar daha çok spiritüel veya iş dünyasına ilişkin kitaplar okuyorum; ama bir akşam annemin okuduğu romanı biraz göz atmak için elime alıp, birkaç saat içinde okuyup bitirdim.

IMG_8799.JPG

Aslında bu tavsiyelerim arasında “çok iyi, mutlaka okumalısınız” diyeceğim bir kitaba yer vermek isterdim. Bu kitap için bunu söyleyemeyeceğim; ama sürükleyici olduğu ve romanın kurgusu içine eklenmiş oldukça ilginç bilgiler içerdiği kesin. Çok uzun olmayan ve hikayeden kopmadan bitirebileceğiniz bir şeyler okumak isterseniz aklınızda bulunsun.

BAHARA HAZIRLIK: Makas Merkez ve Romwe

Bahar gelirken, görüntünüzde bir değişiklik yapmak isterseniz sıra dışı bir kuaför deneyimi için Nişantaşı’ndaki Makas Merkez aklınızda bulunsun.

Arkası gittikçe katlar yüzünden üçgen şeklini alan ve incelen saçlarıma fena halde taktığım bir gün, kendimi Makas Merkez’de koltukta oturmuş “Saçlarımı kestirmek istiyorum.” derken buldum. Kuaförün içinde Petra Coffee’nin küçük bir corner’ının kurulmuş olmasına ve kuafördeyken mis gibi bir kahve içebilme fikrine bayıldım. Çok nadiren kuaföre giden biri olarak, kız arkadaşlarımla “kahve buluşmaları”nı burada mı yapsak acaba, hem sohbet eder, hem güzelleşiriz, diye düşündüm.

Saçlarımı, kahkül kestirmek isteyen bir müşteriyi reddeden, kadın “Ben öyle istiyorum, keseceksiniz.” diye tuttururken, “Size kahkül yakışmaz illa istiyorsanız da ben kesmeyeceğim, köşedeki diğer kuaföre gidin.” diyen İsa’ya emanet ettim. Önce saçlarım düzleştirildi, yapısı ve durumu analiz edildi. Sonra saçlarımın arkasında kat olmamasına ve uzun vadede kahkül şeklimin de değişmesine karar verildi. Çıktığımda saçımı ne sıklıkta, ne ısıda yıkayacağıma ilişkin talimatlarım ile bir sonraki kesime ne zaman geleceğimi içeren oldukça kapsamlı bir saç stratejim vardı. Gerçekten çok memnun kaldım, bir saat içinde çok daha bakımlı ve gür görünen saçlara kavuştum. (Dip boyamı da yaptırdığımda bahara hazır olacağım!!)

IMG_7470 2

Alışveriş tabii ki yeni sezona hazırlığın olmazsa olmazlarından. Bu konuda harika bir tavsiyem olacak: Romwe.

Moda olan her şeyi çok hızlı biçimde, diğer bütün markalardan önce yapıyorlar ve gerçekten çok uygun fiyatlara satıyorlar. Hong Kong’tan gelen her bir parçaya bayıldım ve giydiğimde de “Eteğine bayıldım. Gömleğin çok güzelmiş.” gibi yorumlar alıp durdum.

Tek sorun beden konusundaki tutarsızlık. Bazı ürünlerin kalıpları çok dar, bazılarınınki çok geniş. M beden bikiniler, S beden kadar darken; S beden bazı tshirtlar birkaç beden daha büyük gibi geniş. Sipariş verirken, içlerinden bazılarının bedeninin uymama ihtimalini göze alın. Zaten fiyatlar bir iki parçayı rahat rahat tolere edecek kadar uygun.

IMG_0485

İSTANBUL’DA KAHVALTI ADRESLERİ: Sait Halim Paşa Yalısı ve Minoa

Malum Beşiktaş’ta, bir zamanlar yalnızca Çakmak’ın olduğu yerde kahvaltıcılar sokağı diye oturacak masa bulunamayan kalabalıklıkta bir sokak oluştu. Teşvikiye’de bazlama kahvaltının önünde akıl almaz bir sıra oluyor. Haftasonu, özellikle de hava güneşliyse sahil hattı zaten trafik yüzünden gidilmez bir istikamet.

Şehrin ortasında olmasına rağmen bütün bu curcunadan uzak harika bir mekan var. Çok yayılmasından korktuğum için yazmasam mı acaba diye tereddüte düşeceğim kadar güzel bir yer. Akaretler’den Maçka’ya doğru çıkarken sağ tarafta kalan Minoa. Bir kitap cafe.

Özellikle İngilizce kitap bulmakta zorluk yaşayanlar için bir cennet olan Minoa’da isterseniz içeride kitapların arasında oturuyorsunuz, isterseniz dışarıdaki küçük bahçesinde yeşilliklerin arasında. Kahvaltısı ve omletleri oldukça lezzetli, müşteri profili bir zamanların Cihangir’i gibi.

Müdavim yapıcı, çok keyifliolan Minoa, henüz çok keşfedilmediğinden, rahat rahat masa bulabileceğiniz; diğer yandan hiç bir zaman da bomboş olmayan bir mekan.

IMG_0382

Daha havalı bir kahvaltı isterseniz, Sait Halim Paşa Yalısı’nda pazar günleri 10:30 ile 13:30 arasında jazz eşliğinde kahvaltı düzenleniyor. Biletler, Biletix’te satılıyor, kişi başı 125 TL. Gayet lezzetli bir açık büfe kahvaltı sunuyorlar.

IMG_4482

Eleştirebileceğim iki nokta var. Birincisi biz gittiğimizde Ayhan Sicimoğlu’nun kızı sahne alıyordu. Etkinlik “jazz” olarak satılmasına rağmen, jazz olarak nitelendirilebilecek yalnız bir iki parça seslendirdi. Çoğunlukla arya söylemeyi tercih etti. Jazz olarak satılan bir etkinlik için oldukça yanlış bir içerik vardı. İkinci olarak da bu konseptte -yalı ve jazz- en azından birer kadeh şampanya ikram edilmesini beklerdik, olmadı.

IMG_0321

Yine de Boğaz’ın keyfini çıkartabildiğiniz ve dilediğiniz gibi yalıyı gezebildiğiniz için, bir pazar günü için oldukça güzel bir etkinlik.

IMG_0295

Keyifle ve keşifle kalın!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s