Sakız Adası -2: Gizli Koylar, Volkanik Taşlar ve Mastika Müzesi

Sakız Adası’ndaki ikinci günümüzde uyanır uyanmaz kendimizi Mesta’nın sokaklarına atıyoruz. Henüz ortalık turistlerle dolmamışken, Ortaçağ Köyü olan Mesta’nın daracık sokaklarında keyfimize göre geziniyoruz.

IMG_4296.JPG

IMG_4195.jpg

Midemizden gurultular yükselmeye başlayınca, meydandaki masalardan birine oturup, kahvaltılarımızı söylüyoruz. Leziz peynirleri yuvarlayıp, kahvelerimizi içtikten sonra, artık deniz için hazırız.

IMG_4192.JPG

IMG_4155.JPG

Gelgelelim sıradan bir deniz değil burnumuzda tüten… Bize gerçekten bir adada olduğumuzu hissettirecek, Türkiye’de bulamadığımız güzellikte bir denizin peşindeyiz. Bu yüzden bir önceki gün bize harika tavsiyeler vermiş olan otel müdürümüz Tasos’un odasına gidiyoruz. Yine harika bir gülümsemeyle bizi dinliyor ve aradığımız denizin neresi olduğunu bildiğini söylüyor.

IMG_4295.JPG

On beş dakika kadar sonra, Agia Dinami‘deki kilisenin önünde arabamızı park ediyoruz. Ben arabadan inip koşarak yamaçtan aşağı bakıyorum. Gerçekten aşağıda bembeyaz kumlar ve muazzam berrak bir deniz aşağıda boylu boyunca uzanıyor. Çocuk gibi sekerek yokuştan aşağı koşmaya başlıyorum.

Saat erken olduğu için ortalıkta kimsecikler yok ve bu kadar berrak bir denizi hayatımda daha önce iki yerde gördüm: Biri Mykanos’un arka taraflarındaki Elia Beach, diğeri İbiza’dan gittiğimiz Isla de Espalmador.

IMG_4231.JPG

Kumlar gerçekten pürüzsüz, minicik balıklar neredeyse kumların üzerine çıkacakmış gibi kıyıda yüzüyor ve suyun maviliği filtrelenmiş gibi.

Yüzümüzde kocaman gülümsemelerle, yüzüyoruz, çıkıyoruz, kumlarda yürüyoruz, yine çıkıyoruz.

Bir şekilde Sakız Adası’na giderseniz, mutlaka ama mutlaka gitmeniz gereken yer burası; Agia Dinami. Ben bu yazıyı yazarken, bu plajı şiddetle tavsiye ettiğim ve şimdi Sakız Adası’nda olan arkadaşımdan “Mükemmel bir yer burası. Daldım daldım çıktım. Bundan sonra hep seni dinleyeceğim.” diye bir mesaj alarak, bu tavsiyemi de tescillemiş oldum. 😃

IMG_4202.JPG

 

Agia Dinami’den sonra oraya oldukça yakın bir konumda bulunan Mastika Müzesi‘ne gidiyoruz. Sakız Adası’nın tarihte o kadar değerli olmasını sağlayan mastika’ya (damla sakızı) dair her türlü bilgiye bu müzeden ulaşabilirsiniz. Nasıl üretildiği, nasıl toplandığı, nerelerde yetiştiği, Sakız Adası’nın tarihi, lokal bir sakız markası olan Elma’nın doğuşu…

IMG_4243.JPG

Oldukça modern ve gezmesi çok keyifli bir müze burası. Videolar, makineler, yazılar, yan yana dizilmiş farklı kalitelerde damla sakızları, damla sakızlı ürünler…

IMG_4264.JPG

Üstelik de uçsuz bucaksız bir sakız ağacı bahçesine tepeden bakan binanın oldukça güzel manzaralı bir cafesi ve sabundan kurabiyeye kadar mastikalı her şeyi satan bir müze mağazası var. Buraya giderseniz cafe kısmında bir frappe içmeden sakın oradan ayrılmayın; çünkü Sakız Adası’nda içtiğim en iyi frappeyi ben burada içtim.

IMG_4277.JPG

Mastika Müzesi’nden sonra, volkanik taşlardan oluşan bir sahil olan Mavra Volia‘nın yolunu tutuyoruz. Bütün sahil volkanik taşlarla kaplı. Yumurta şeklinde simsiyah taşlar harika bir görüntü sunuyor. Denizin dibi de bu siyah taşlarla kaplı olduğu için deniz Agia Dinami’de olduğu kadar berrak değil, yine de denizin içinde oturup, eve götürmek için volkanik taşlardan seçmeye bayılıyorum.

IMG_4318.JPG

Sakız Adası’na bir önceki gelişimizde Mavra Volia’da, deniz kıyısında bulunan balıkçılardan birinde oturmuştuk. Masamız hemen denizin üzerindeydi ve yediğimiz her şey lezizdi. Aynı deneyimi yaşamak için heyecanla gidiyoruz; ama ne yazık ki deniz kıyısındaki masaları toplamışlar. Adadayken, arabaların geçtiği bir yola bakarak yemek yeme fikri tabii ki hiç cazip gelmiyor. Yine Tasos’un tavsiyelerine müracaat ediyoruz. Mavra Volia’nın biraz ilerisindeki kumsal Komi’de Notos ve Vidravela diye iki restoran söylüyor.

Karşımıza daha önce çıktığı için tercihimizi Notos‘tan yana yapıyoruz. O kadar büyük porsiyonlarda o kadar lezzetli kalamar ve karidesler yiyoruz ki!

Notos bir restoran ve aynı zamanda hemen önünde şezlongları ve güzel bir kumsalı var. Bir Agia Dinami denizi değil; ama yine de hem güneşlenip yüzmek, hem denize girmek isterseniz iyi bir seçenek olabilir.

IMG_4324.JPG

Yemeğimiz bittikten sonra, çiçeklerle süslü bir tabakta mastika likörleri ikram ediliyor. Shotların hepsini kafama dikiyor, çiçeklerden birini saçıma tutuştuyorum. Artık feribota binmek için merkeze dönmemiz gerekiyor. Tuzlu saçlarım, şişelerce içki dolu çantam, daha da bronzlaşmış tenimle feribottaki koltuğuma oturduğumda yüzümde kocaman bir gülümseme var. Sanırım benim için mutluluğun tanımı yazdan ibaret.

Plajlarla ve deniz tuzuyla kalın!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s