Daha İyi Ben -1: Mutsuzluk Salgını

Herkes başarılı ve mutlu olmak istiyor.

Diğer yandan, en çok kullandığımız kelimeler bunlar olmasına rağmen, kimse başarı ve mutluluğun tanımını yapamıyor, bu kavramların içini dolduramıyor.

Herkes oradan oraya koşuyor, bir şeyler deniyor, deneyimliyor. Topluca uyku saatlerimiz azalırken, etkinliklerimiz ve uğraşılarımız çoğalıyor. Ama yine de kimse hayatından tatmin görünmüyor.

Bizden önceki kuşakların koşulsuzca kabul ettiği mutluluk ve başarı formülleri, yıllardır süregelen otoritesini sonuna kadar kaybettiğinden, topluca hayatın içinde kaybolmuş durumdayız.

Herkes çaresizce, birisi çıksın ve onlara nasıl mutlu olunur anlatsın istiyor. Dolayısıyla “yaşam koçları”, “psikologlar”, “kişisel gelişim kitapları” inanılmaz prim yapıyor.

IMG_8205.JPG

Bizim anne ve babalarımızın zamanında, herhangi bir üniversite diplomasına sahip olup, çalışmak ve özellikle “müdür” gibi bir sıfat taşımak “başarılı” sayılmak için yeterliyken ve İngilizce bilmek oldukça havalı bir şeyken; artık üniversite mezunu olmak yetmiyor, herkes yüksek lisansların sertifika programlarının peşinde koşuyor. İngilizce bilmek sıra dışı olmaktan çıktı, bir zorunluluk. Herkes bir önceki kuşaklara kıyasla çok daha nitelikli ve donanımlı olmasına rağmen, beyaz yakalı olarak mesai saatlerine bağımlı çalışmak marifet sayılmıyor; aksine “hayatı çalışırken kaçırmak” anlamına geliyor ve herkes bundan yırtmanın peşinde.

IMG_2660.JPG

Önceki kuşaklar bakımından mutluluk formülü olarak kabul edilen “evlen, araba al, ev al, çocuk doğur, daha büyük ev al, daha iyi model araba al.” şeklinde ömrünün sonuna dek devam eden döngü artık rağbet görmüyor. Çünkü yeni lüks anlayışı “sahip olmaktan” değil, “erişebilmek”ten geçiyor. Bir yazlığa sahip olmak yerine, her seferinde dünyanın farklı bir noktasında ve dilediğiniz imkanlara sahip evlerde
airbnb’lemek daha eğlenceli. Bir arabaya sahip olmak yerine, dağa giderken jeep, denize giderken üstü açık araba kiralayıp, araba kullanmak istemediğinizde şoförün kullandığı Mercedes Vito’nuzun arka koltuğunda yayılmak daha keyifli. Tek eşlilik mümkün mü, tartışmasına burada hiç girmeyeceğim bile.

İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte seçenekler, hayal gücümüzü bile aştı.

Bir cafe’de oturmuş kahvemizi yudumlarken, istifa dilekçemizi e-mail olarak yollayabilir, kredi kartımızla uçak bileti alabilir, oturduğumuz evi parmağımızın ucuyla kiraya verebilir ve hayatımızı değiştirebiliriz.

Gelgelelim çoğumuz, bu seçenek çokluğunun konforunu yaşamaktan ziyade, bunların arasında boğuluyoruz. Yaşadığımız hayattan bir türlü tatmin olamıyoruz.

IMG_6132.jpg

Bazen çok güzel görünen, harika paralar kazanan, güzel işleri olan, kusursuza yakın evlerde yaşayan, bol bol seyahat eden kişilerin, “Çok mutsuzum.” diye yakındığına şahit oluyorum. “Neden mutsuzsun?” sorusunun cevabını kendileri de bilmiyorlar.

Özellikle kadınların durumu daha da vahim. Bir gün tesadüfen karşılarına bir adam çıksın ve sihirli bir dokunuş ile hayatlarını değiştirsin istiyorlar. İstedikleri mutlu bir ilişki yaşamanın çok ötesinde, bir nevi bir Sindirella masalı. Kendileri bile bu hayalini kurdukları “mutluluk”un içini dolduran unsurlardan habersizken, adamların bunu bilmelerini ve sağlamalarını bekliyorlar. Haliyle, ilk aşamadaki kalp çarpıntıları azaldığında, uzun vadede hayat mutsuzluklarına bir de hayal kırıklıkları ekleniyor.

Şimdi, yazının tam bu noktasında bir mutluluk sırrı paylaşmam gerekirdi. Keşke gerçekten birkaç cümleyle, herkesin hayatına şip şak sihirli mutluluk dokunuşları yapabilmem mümkün olsaydı! Ne yazık ki değil…

IMG_3533 (1).jpg

Hatta ben mutluluğun bir başkası tarafından sağlanabileceğine veya herkes için geçerli tek bir formülü olduğuna da inanmıyorum. Diğer yandan, mutluluğun abartıldığı gibi erişilmez, ulaşılmaz ütopik bir şey olduğunu da düşünmüyorum.

Ancak bence, buna ulaşmanın tek yolu, her bireyin kendisini, duygularını, düşüncelerini, arzularını, tepkilerini dikkatle izlediği uzun bir süreçten geçiyor.

IMG_5232.JPG

Ben bundan bir buçuk yıl kadar önce işimi ve bütün hayat düzenimi değiştirdim. Endişelenmeyin, son zamanlarda çok moda olan “hayalini kurduğum kariyer değişikliğini yaptım” hikayesinin yeni bir versiyonunu anlatmayacağım size. Hayalini kurduğum işi yapmıyorum zira.

Sadece özel hayatıma fazlasıyla sarkan uzun mesai saatleri hayatımdan çıkıp, onun yerine pencereden dışarıya bakılan ev-iş arası uzun yollar eklenince, kendi düşünce ve duygularımı gözlemlemeye fırsat bulmaya başladım. İş molalarında Levent’te değil, İkitelli’de olunca ve civarda keşfedilecek havalı restoranlar olmayınca, “yol arkadaşım” ile derin hayat sohbetleri yaparak, duygu ve tepkilerimizi birbirimizle paylaşarak, birbirimize ayna tutup çelişkilerimizi tespit ederek ve insanları gözlemleyerek çok fazla saat geçirdik. Kendimizi şimdiye kadar hiç olmadığı kadar yakından tanıdık.

IMG_7652.JPG

“Hayatım mükemmel ve her şey tam hayalini kurduğum gibi.” diyemem; ama gerçekten mutluyum. Bunu içimden gelerek ve içtenlikle defalarca söyleyebilirim. Her güne keyifle başlıyorum ve her günümü keyifle yaşıyorum.

d08b5a38f58af65c1f40b882c301dac7

Geçenlerde bir gün, instagramda bir fotoğraf paylaşmıştım. Altında şöyle yazıyordu: “Yeter ki ruhuna iyi bak, drama yapmakla, trip atmakla, söylenmekle zaman harcama. Hayatında her şey istediğin gibi olmayabilir, olmayanı zorlama. Hayatı hafife al, hafife almadıkça ruhun da ağırlaşır çünkü. Para kazanmak için yaşama, ama paranı güzel harca. Her güne heyecanla başla, sevdiklerinle gülmek için hiç bir fırsatı kaçırma. Seyahat edemiyorsan kendi şehrini keşfet, kendini keşfet. Hayat neresinden baktığına bağlı değişir; ama doğru yerden bakarsan çok güzel.”

Aslında hiç bilinmeyen, yepyeni, sıra dışı bilgiler içermeyen bu cümleler, o kadar çok kişinin kalbine dokundu, o kadar çok güzel geri dönüş aldım ki! İşte o an, herkesin zaten bildiklerini bir kere daha hatırlamaya ihtiyacı olduğunu fark ettim.

IMG_7629 2.JPG

Bu yüzden uzun zamandır ardı ardına seyahat yazıları yazsam – ve bundan gerçekten keyif alsam da- artık biraz da hayata dair yazılar yazıp, gündelik hayat curcunasında gözden kaçırılanları hatırlatmak istiyorum.

Bu zaten hali hazırda upuzun bir yazıya dönüştüğü için minik bir pratik ile başlayalım. Birisi size iltifat ettiği zaman nasıl cevap verdiğinizin farkında mısınız?

Ne zaman birisine güzel bir şey söylesem, bir yakınma cümlesiyle karşılaşıyorum. Mesela birisiyle karşılaşıyorum, fönlü saçları çok havalı, üzerindeki bluzun rengi ona çok yakışmış, ışık saçıyor. “Bugün çok güzel görünüyorsun.” diyorum. Gerçekten de öyle düşünüyorum.

Cevap ne oluyor biliyor musunuz? %90 ihtimalle, kilolarından yakınmaya başlıyor. “Kıçım çok büyüdü ama ya, nasıl iyi görünebilirim ki!” O böyle dediğinde gözüm ister istemez poposuna kayıyor, gerçekten biraz büyük olduğunu fark ediyorum. Ama o bu cümleyi kurmasa, bunu fark etmeyecektim bile.

Çok basit ve önemsiz gibi görünüyor olabilir size; ama bu, nasıl göründüğünüzün çok daha ötesinde bir anlam taşıyor. Bu, olumlu olana veya olumsuz olana odaklanma tercihi bakımından harika bir pratik.

IMG_8054-001.JPG

O yüzden burun kıvırıp geçmeyin, dolabınızda özel günler için sakladığınız harika kıyafetlerinizi gün yüzüne çıkarın -çünkü her gününüz özel, bunu unutmayın-. Kendinize özen gösterin, ışık saçın, iltifatları toplayın. Ve birisi size iltifat ettiğinde yapmanız gereken tek şeyin gülümsemek ve teşekkür etmek olduğunu unutmayın.

Her geçen gün daha güzel görünmeye başlayacağınızı garanti ediyorum.

Bir de, bu sürede başkalarına ettiğiniz iltifatlarda verdikleri cevaplara da dikkat edin, kendinden yakınmanın ne kadar yaygın olduğunu fark ettiğinizde şoka gireceksiniz.

Işıldayarak, ışıltınızı büyüterek ve deneyimlerinizi benimle paylaşarak kalın!

Reklamlar

Daha İyi Ben -1: Mutsuzluk Salgını” üzerine bir yorum

  1. Pınar Yazgan dedi ki:

    Biri de bendim! Seni keşfettiğim, yazılarını okuyabildiğim, hayatını izleyebildiğim için minnettarım hayata valla! Hep yaz, çok kazan çünkü çok gez istiyorum! Ve hep çok mutlu kal ki, paylaş! 😘

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s