YENİ BİR YAŞAM ALANI OLUŞTURMANIN İLK ADIMI AZALMAK: Mushaboom Dükkan, Modacruz, Tarz 2, Let Go, Dolap ve Kıyafet Kutuları

Evimle aidiyet hissimi pekiştirmek ve çok daha keyif alacağım bir yaşam alanı yaratmak için önümde iki seçenek vardı:

Marie Kondo’nun kitabını tekrar okuyarak bir hafta sonumu eşya atmaya ayırabilirdim. Ki bu durumda evimden poşet poşet eşya çıkacağı garantiydi, çünkü uzun zamandır hiç açılmamış dolapların içi tıka basa kıyafet, dergi ve bilimum eşya doluydu.

Bütün bu eşyaları attıktan sonra bir kaç gün akşamları işten eve geldiğimde, kahvemi ya da şarabımı elime alıp Pinterest’ten ilham alarak, ayaklarımı uzatmış halde çılgın gibi bir kaç siteden alışveriş yaparak çok daha şık, konforlu ve güzel bir yaşam alanı oluşturabilirdim.

Hızlı olurdu, en çok bir hafta içinde sonuca ulaşmamı sağlardı. Ki bunu yapmak için yeterli bütçeyi de hazırlamıştım.

Fakat bunun sonucunda bir kaç günde dönüşen, üzerinde emeğim ve büyük bir çabam olmayan, haliyle herhangi bir hikayesi de olmayan bir alan yaratmış olacaktım.

IMG_9340.JPG

Aynı zamanda, bu benim Fez’den sonra başlayan ve gittikçe güçlenen çevreye ve emeğe saygılı olma ve daha az tüketme anlayışımla çelişecekti.

Kendime ait bir yaşam alanı yaratmaya çalışırken, çok fazla şeyi çöpe atmak ve onların yerine çok fazla şey almak fikri içime sinmiyordu.

İkinci seçeneceğim ise, bütün bu eşyaları gerçekten kullanacak birilerine ulaştırarak azalmak ve dönüştürebileceklerim nesneleri daha çok seveceğim şekillere sokmaktı.

Bunun, “daha az tüketim” felsefeme daha çok uyduğu şüphesizdi; ama çok daha uzun bir zaman alacak, çok daha fazla uğraştıracaktı beni.

Bu kadar uzun süre iradeli ve istikrarlı biçimde bununla uğraşabilecek miydim? Bu konuda kendime çok güvenemedim ilk başlarda.

Sonra dışarısı buz gibiyken, sıcacık evimde oturup, bir dolabı açıp, içindeki her şeyi yere dökmekten, bunların içlerinden varlığını unuttuğum bir sürü güzel eşya bulmaktan, artık bir anlamı olmayanları ayıklamaktan, kesmekten, biçmekten, boyamaktan ve kullanmadıklarımı satmaktan keyif almaya başladım.

Üstelik bütün bunları yaparken, arka fonda çalan podcast’lerden ilham aldım ve zihnimin içinde pek çok yazı kurguladım. Raflarım boşalırken, harika şeyler yarattım, bir sürü insanı mutlu ettim, üzerine bir de para kazandım.

RNI-Films-IMG-3877CBF6-8DC5-4987-9AC3-5EF01A408E46 2_Fotor.jpg

Benim evimin her köşesinden kıyafet çıkıyordu. Yatak bazalarının altında, dolapların üzerindeki valizlerden, giyinme odası olarak kullandığım odadaki kutuların içlerinden… Gardrobumun içi zaten o kadar sıkışık haldeydi ki, herhangi bir kıyafeti astığımda ütülü olarak kalması imkansızdı.

Bu yüzden ilk azaltmam gereken şey kıyafetlerimdi. Bunda da şöyle bir sistem geliştirdim, her gün farklı bir şey giyiyordum. Çamaşırlar yıkandıktan sonra “Asla vazgeçemem.” dediğim parçaları dolabımın en üst rafında elimin altında olmayan bir kısma kaldırıyordum. Yoksa sürekli olarak bu en sevdiklerimi her gün her gün giymeye devam edecektim. Bunların dışındakilerin hepsini yeni sahiplerine kavuşturmak için MUSHABOOM DÜKKAN üzerinden satmaya başladım.

IMG_1599.JPG

Yakın arkadaşlarım “Çok komik rakamlara satıyorsun, para da kazanmıyorsun. Neden uğraşıyorsun bununla? ” diye sorsa ve bu yaptığımı yadırgasa da, benim açımdan çok keyifli bir uğraşıya dönüştü bu.

Daha önce hiç giymediği tarzda parçalar giymeye başlayan ve bu hiç giymediklerinin kendilerine aslında ne kadar yakıştığını fark edenler de oldu; bu kıyafetlerin enerjisinin şahane olduğuna inanıp, üzerinde bu kıyafetler varken beğendiği adamlarla sevgili olanlar da… Alışveriş yapmaktan nefret ederken herkesin bayılacağı parçaları kolayca kapan düzenli müşterilerim de…

Ayrıca bu vesileyle, aslında doğaya gerçekten çok zararlı olan tekstil atıklarını azaltmaya ve birkaç kuruşa fena koşullarda çalıştırılan çocuk / kadın işçilere ürettirilen kıyafetlerle yaratılan “daha fazla tüketim” algısına karşı durmaya ufacık da olsa birlikte bir katkımız oldu.

Hala dolabımdan gitmesi gereken çok fazla parça daha var. Yine de, en azından artık evin her tarafında kıyafetler gezmiyor, hepsini kıyafet odamdaki dolapların içine sığdırabileceğim kadar azaldılar.

Siz de böyle bir azalmaya gitmek istiyorsanız, ama “Bunun için bir blog kurmakla uğraşamam.” diyorsanız, kıyafetlerimi azaltmak için kullandığım diğer uygulamalardan bahsetmek isterim:

1- Modacruz:

Özellikle yüksek markalı kıyafetlerin ve çantaların çok hızlı satıldığı bir mecra Modacruz. Hesabınızı ilk açtığınız anda her koyduğunuz ürüne talipler yağacağını düşünmeyin. Biraz sabırlı olmanız gerekiyor. Bir kaç satış yaptıktan ve olumlu yorumlar aldıktan sonra, satış hızınız artıyor.

Avantajı satıcıdan komisyon almaması ve kargo ücretlerinin gerçekten çok düşük olması.

Siz ürününüzü sattıktan sonra, alıcı onayladığında ürün bedeli Modacruz hesabınıza yatıyor. Dilerseniz Modacruz’da harcayabiliyorsunuz, dilerseniz banka hesabına havale yapılmasını sağlıyorsunuz.

Orijinallik kontrolü adı verilen bir sistem var. Ürününüzü satın alan kişi, ufak bir ek ödeme yaptığında, ürün alıcıya değil, Modacruz’a yollanıyor, onlar da ürünün orijinal olup olmadığını kontrol ediyorlar.

2- Dolap:

Daha gündelik Zara, Mango gibi markalı ürünlerin daha hızlı satılabildiği bir mecra Dolap.

Üstelik de Modacruz’da ücretli olan “öne çıkarma” seçeneğini her gün bir ürün için ücretsiz olarak sunduğundan, çok daha hızlı biçimde satış yapmaya başlayabilirsiniz.

Tek kötü yanı, satıcıdan komisyon kesiyor olması.

3- Tarz 2:

Kıyafetlerinizin fotoğraflarını çekmekle bile uğraşmak istemiyorsanız en iyi seçenek Tarz 2.

İnternet sitelerinden bir form dolduruyorsunuz ve size bir kit yolluyorlar. Bu kitin içinde kabul ettikleri markalar ve ürünleri nasıl yollamanız gerektiğine ilişkin bir yönlendirme kılavuzu da var.

Siz kıyafetlerinizi -temiz ve defosuz olması yeterli- onların size yolladığı poşetin içine koyup onlara yolluyorsunuz. Onlar sizin için fotoğraflarını çekip, satışa sunuyorlar.

Kazancınız diğerlerine kıyasla çok daha az olacaktır, ama hiç uğraşmadan en pratik kıyafet azaltma yöntemi olduğu kesin. Şuradan üye olup satış kiti talep ederseniz indirim kuponu da kazanabilirsiniz.

4- Belediye Kıyafet Kutuları:

Kıyafetlerinizi atmakta ısrarcıysanız bile, bunları çöpe atmayın. Gerçekten!

Amaaan bir parça kıyafet dediklerinizin üretilmesinin arkasında gerçekten iddialı bir kaynak kullanımı ve muhtemelen acılı bir emek süreci var. (Tekstilin çevreye zararından ayrıca bahsedeceğim.)

En azından bunlara saygı göstermek adına, belediyelerin kıyafet kutuları var. Bunları kullanın.

5- Let Go:

Let Go üzerinden her şeyi satabilirsiniz.

Açıkçası ben Let Go kullanmak konusunda oldukça tereddütlüydüm. Çünkü diğerlerinin hiç birinde kimseyle yüzyüze gelmenize gerekmiyor. Telefon alışverişi yok, evinize kimse gelmiyor. Sattığınız ürünleri paketliyor ve kargoluyorsunuz o kadar.

Let Go’da ise, doğrudan alıcıyla iletişim içindesiniz ve evinize gelip evinizden ürünü alıyorlar.

Bu yüzden Let Go kullanmak konusunda oldukça çekimserdim. Gelgelelim, evden gitmesi gereken mobilyalar vardı ve bunun için en mantıklı seçenek Let Go gibi görünüyordu.

İlk sattığım parça yatak odamdaki dolaplı yatak başlığı oldu. Hatırlıyorum, korkmuş ve heyecanlanmıştım. Hiç tanımadığım bir adam evime gelecekti sonuçta!

IMG_7825.JPG

Bana yakın oturan bir arkadaşımı arayıp, “Let Go randevum var. Bilgisayarımı ve telefonumu sakladım. Ama sen yine de telefonunu elinin altında tut. Acil durum dersem koşarak bana gel.” demiştim. Çok gülmüştü, “Bilgisayarınla telefonunu sakladın tamam da, kendin de mi saklanacaksın adam geldiğinde?”

Gayet tatlı, Cihangir’de oturan mimar bir çocuk geldi. Çok keyifli sohbet ederek alışverişimizi yaptık, hatta Cihangir’e yolum düştüğünde bir kahve içmek için sözleştik.

Ardından masa, komidin gibi bir sürü parça sattım. Hepsinde de gayet düzgün insanlar geldi, hızlı ve pratik bir biçimde fazla mobilyalarımdan kurtuldum.

Azalma maceram daha uzun bir süre devam edecek!

Bana bu süreçte destek vermek ve kendinize çok uygun fiyatlara harika parçalar alarak, çevreyi korumak adına da güzel bir şey yapmak isterseniz, Mushaboom Dükkan’ın mail listesine kaydolmayı ve arada göz atmayı unutmayın!

Eşyalarınızı azaltarak, deneyimlerinizi arttırarak kalın!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s