Evde Kal Günlükleri – 5: Aşırı zengin hayatımdan notlar

Bir sürü kişinin ücretsiz izne çıkartıldığı veya beyaz yakalı olarak çalışanlar için pek kıymetli yıllık ücretli izin haklarının evde oturmak için zorla kullandırıldığı, ekonominin kötüye gittiği bu günlerde “aşırı zengin hayatım” gibi bir başlık atmamın Şeyma-vari bir yaklaşım olarak tepki çekeceğinin farkındayım.

Sakin olun, ben “para” ile ilgili bir şeyden bahsetmiyorum. Bir hayata bakış tarzından, bir yaklaşımdan bahsetmek niyetindeyim.

Bundan iki ay önce bir pazartesi sabahı 10:00’da uyandığımda, kahvemi içerek gün planı yaptığımda Instagram’da şöyle bir story paylaşmıştım ve “Size ne yapmak kendinizi aşırı zengin hissettirir?” diye sormuştum.

IMG_9025_Fotor

Gelen cevaplardan bazılarını paylaşıyorum:

  • Alarm kurmadan uyanmak
  • Evden dilediğin zaman, dilediğin süre çalışmak
  • Çalışma saatlerinde spor çok net zenginlik gösterisi hala savunuyorum.
  • Hafta içi gün ortası sergi müze gezmek
  • Opera dinlemek. Kendimi Hannibal Lecter gibi hissediyorum.
  • Mesai saatleri içinde alışveriş yapmak
  • Eve spor hocasının gelmesi
  • Pazartesi evde kahvaltımı şampanyayla yaparken “Teşekkürler” yazan mailler atmak
  • Sabah chialı yulaflı bowl kasesi hazırlamak

Farkındaysanız, bu “evde kal” günleri bunların hepsini mümkün hale getiriyor. Çoğu müze, sergi bütün kaynaklarını ücretsiz olarak evden erişime açtı, bütün spor hocaları instagramdan canlı yayınlar yaparak evinize geliyor, kahvaltıda istediğiniz şeyi yiyip içerek iş maillerini evden cevaplayabilirsiniz!

Bunu fark ettiğimden beri kendimi gerçekten uçsuz bucaksız bir para sahibi gibi hissediyorum.

Bir yandan işlerim çok yoğun -hatta en önemli ihale dönemleri ile kapışır bir yoğunlukta devam ediyor. Covid, özellikle üç meslek grubunun iş yükünü büyük ölçüde arttırdı: İnsan Kaynakları çalışanlarının, hukukçuların ve üst düzey yöneticilerin. Çünkü gündem sürekli değişiyor, sürekli bir kanun paketi çıkıyor, sürekli yeni bir takım başvurular, değişiklikler yapmak gerekiyor. Ama bunları evden yapabilmek, şirkete ve toplantılara gitmeye kıyasla büyük bir özgürlük, serbestlik sağlıyor.

Created with RNI Films app. Preset 'Agfa Optima 200 v.2'

Her sabah güne yoga ile başlıyorum, en iyi kahveyi yapıyorum. Altımdaki taytı hiç değiştirmeden üzerime bir blazer geçirip, görüntülü toplantılara katılıyorum. Şirketlerin işlerini hallettikten ve bekleyen bütün maillerimi cevapladıktan sonra, “Bir ara yaparım.” diye düşünüp, bir türlü fırsat bulamadığım konulara el atıyorum.

Podcast’ler dinliyorum, evin dört bir yanına kutular içinde tıkıştırılmış eşyaları ayıklıyorum, müthiş iyi besleniyorum, eğlenceli herkes için hukuk yazıları üzerinde çalışıyorum, Mine ve Volkan hikayesini düzenleyerek bir roman haline getirmek için çalışıyorum.

Düşündüğümde, hiç bir sorumluluğum olmayacak kadar zengin olsam da günlerimi gerçekten böyle geçirirdim.

Haftasonları atlayıp mutlaka seyahatlere giderdim tabii ekstradan. Ona da şöyle bir çözüm buldum, gözüme çok neşeli uyku gözlüklerimden birini geçirip, kendimi her gün bir yerde partide hayal ederek dans ediyorum. Techno dinleyip Berlin’de bir clubtaymış gibi yapıyorum. Daha organik elektronik müzikler dinleyerek bir beach party’deymişim gibi dans ediyorum.

Annem takılıyor, “Bu hafta sonu nereye gidiyorsun kızım?” 

“Ay bilmem ki anneciğim, henüz karar vermedim. Yarınki ruh halime bağlı. Berlin’e de gidebilirim, Tayland’a da.” diye cevap veriyorum.

4b72650da871e14ffb34856a7beca932

Bundan aylar önce Emine, Alara ve Sezen ateşkesi ilan etmiştim. Bunlardan birini seçmek ve tutarlı bir insan olmak zorunda değildim, çok yönlü olmak ve ironiler hayatı daha keyifli hale getirebilirdi. Bu evde kal günleri benim açımdan bunun müthiş bir denemesi ve ispatı oldu.

İtalyan bir şirketin genel müdürünün bana öğrettiği şekilde moka pot’umda Lavazza Oro demlerken, arka planda bangır bangır İdo çalıyor.

Yoga matımın üzerinde yapamadığım bir pozu ilk defa başarmışken, iş telefonum çalıyor. Pozu hiç bozmadan İmar Kanunu kapsamında görüş veriyorum. O sıradaki görünüşüm ile yaptığım konuşmanın ironisine kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyorum.

Spotify keşif listem bana yepyeni Oliver Koletzki’ler sunarken, adeta bir partideymiş gibi dans ederken, pazımın içine koymak için sıcak suda beklettiğim bademlerin kabuklarını ayıklıyorum.

Kırmızı rujumu sürüp, ipek sabahlığımı giyiyorum. Sonra elime çamaşır suyunu alıp kapı kollarını siliyorum.

İronilerimi ve kendimi daha çok sevmeye başladım ben bu günlerde.

Bu süreçte en önemli şey içinde bulunduğunuz duruma nasıl yaklaştığınız. Eğer içiniz sıkılıyor ve daralıyorsanız, sizi bakış açınızı değiştirmeye davet ediyorum.

“Eve tıkılıp kaldım.” demeyin. Aşırı zengin hissetmek için her şeye sahipsiniz. Bunu kullanın!

Keyifle kalın!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s