Evinize baştan sonra yeniden çekidüzen vermek, yaşam tarzı ve bakış açınızdaki önemli değişiklikleri de beraberinde getiriyor.

Yazdığım yazıların içeriklerinden de hissediliyordur diye düşünüyorum, 2020 yılı benim için alıştığımdan son derece sıra dışı bir düzende başladı ve akıyor.

Hayatımın bugüne kadarki düzeni (nisan eylül arasındaki upuzun tatil dönemimi saymazsak) genel olarak %50 iş – %50 sokak yoğunluğundaydı. Çalışmadığım her an dışarıda arkadaşlarımla buluşuyor, gezip tozuyor, seyahatlere çıkıyor ve keşifler peşinde koşuyordum.

Bu seneye başlarken evim ile bir aidiyet hissi kurmaya karar vermiş, hemen ardından da 100 gün projesi icat ederek ve ilk projemi ev olarak belirleyerek mushaboom8 instagram hesabımı açmıştım.

evIMG_4319

100 gün projesi ile amacım yalnızca evimi biraz derleyip toplamak, spiritüel öğretilere göre ruhta ve zihinde de ağırlık yaratan fazlalıklardan kurtulmaktan ibaretti.

Bu projem henüz bitmedi ve 100 gün de henüz dolmadı ama şimdiden evim gerçekten çok daha keyifli bir yaşam alanına dönüşmeye başladı. (Detaylı izlemek isterseniz şu linkten videolara ulaşabilirsiniz.) 

Marie Kondo’nun “Evinize baştan sonra yeniden çekidüzen vermek, yaşam tarzı ve bakış açınızdaki önemli değişiklikleri de beraberinde getiriyor. Hayatınızı değiştiren şey de işte bu.”  cümlesi bana ilginç geldiği için aklımın bir kenarına kazınmıştı. Fakat kesinlikle çok abartılı olduğunu düşünmüştüm.

Bir insanın evine baştan sona çekidüzen vermesi kadar basit ve fiziksel bir eylem, nasıl oldukça zor ve kendini tanımayı gerektiren bir yaşam tarzı değişikliğini beraberinde getirebilirdi ki?

Belki de içten içe bunu deneyimlemeye ihtiyaç duyduğum için ilk 100 gün projemi “Aşk Peşinde Masallar”ı bitirmek veya farklı bir beslenme biçimi denemek olarak belirlemek yerine evi düzenlemeyi önceliklendirmiştim. Kim bilir?

Ve geride kalan elli günde şunu söyleyebilirim: Çok basit bir iş gibi görünen “ev toplama” eylemi sırasında, hayatımla ilgili bir sürü konu hakkında düşünme fırsatı yarattı. Sanki dolap içlerim düzenlenirken, zihnimin girdapları da toparlanıyordu.

Hayat hakkındaki fikirlerim ve neyi isteyip neyi istemediğim hakkındaki sınırlarım netleşmeye başladı.

Üstelik benim açımdan ilginç farklı yansımaları olmaya başladı: Evi düzenledikçe,  işyerimde de gündelik işlerimin yanı sıra, süreçler hakkında da kafa yorar buldum kendimi. Birbirine bağlanmayan, bir yerde kopan akışlar beni rahatsız etmeye başladı, aklımda bir sürü proje belirdi.

IMG_3275

Bir metaforla özetlemek gerekirse, avukatlık yapmak çatıdan sürekli su akıyorken, yerde biriken su alt kata sızmasın, alana zarar vermesin, kimse bizden tazminat istemesin diye silip durmak gibiydi. Sorun çıktıktan sonra hakları korumak ve sorunu gidermek. Ben ise çatıdaki sızıntıyı önleyecek tasarımları yaratmak istiyordum. Hukuki sorunu öngörüp, bunu kaynağından kesmek.

Bu süreçler üzerinde çalışmaya başlamak, zaten bir günümü dolduracak kadar hukuki işim varken,  iş yoğunluğumu ikiye katlayarak çalışma saatlerimi uzatıyordu evet ama diğer yandan iki çok farklı disiplinden eğitimimi (hukuk ve mba) birleştirme ve uygulama şansı sunuyordu. Yorucu ve heyecan vericiydi. Derken önümde yepyeni fırsatlar ve kapılar açmaya başladı.

Created with RNI Films app. Preset 'Agfa Optima 200 v.2'

Henüz her şeyi yerli yerine oturtabildiğimi söyleyemem; ama enteresan ve bildiğimden farklı bir süreç içinde hissediyorum kendimi. Bütün zamanımı ve enerjimi ev ve iş arasında bölmüş durumdayım. Oldukça yabani ve kendim odaklı günler geçiriyorum.

Bu durumda en büyük zorluğu sosyal ilişkilerimde yaşıyorum. Katılamadığım planlar, göremediğim arkadaşlarım, her zaman “Hadi, süper fikir yapalım, gidelim.” dememe alışmış insanlara, “Üzgünüm, ben gelemem.” diyip durmam, başka zaman olsa “Bu seferki çok başka” maceralarım arasına katılacak adamların müthiş planlarına “Hiç zamanım yok.” diye cevap vermem…

Her şeyi yerli yerine oturtmayı başardığımda belki de “Her şey evimi toplama projemle başladı.” diyeceğim harika bir hikayem olur. O zamana kadar içimdeki Emine‘nin not defterini size bırakıyorum:

Sebzeli Sağlıklı Poğaça

IMG_4033

2 kabak küp küp doğranarak tuz, karabiber ve zeytinyağı ile ocakta pişirilir. Sonra bir demet ıspanak ince ince doğranarak kabaklara eklenir ve biraz daha pişirilir.

Bunlar ocaktan kaldırılıp doğumaya bırakıldığında, 1 bardak yulaf ezmesi, 100 gram (4/5 bardak) kepekli un, yarım paket kabartma tozu, dilimlenmiş siyah zeytin, 2 yumurta ve 100 gram beyaz peynir karıştırılır. İçine maydonoz veya dereotu da dilimlenerek eklenebilir.

Hepsi karıştırılarak, küçük parçalar halinde poğaçalar yağlı kağıt üzerine serilir ve 20 dakika 190 derece fırında pişirilir.

Hep lezzetli, hem sağlıklı hem de doyurucu!

Akrilik Boya: 

Akrilik boyaya bayılıyorum, çünkü her yüzeyi boyamakta kullanılabiliyor. Eski su bardaklarından kalemlikler, çirkin kutulardan müthiş saklama kutuları yapıyorum. Sürekli almak yerine “dönüştürmek” son zamanlarda en hoşuma giden yaklaşımlardan.

Formu güzel görüntüsü çirkin kutuları atmayın, onlardan nefis saklama kutuları yapmayı deneyin.

Collage_Fotor_Fotor

IMG_0751

IMG_0763

Keşfederek ve deneyerek kalın!

 

Evinize baştan sonra yeniden çekidüzen vermek, yaşam tarzı ve bakış açınızdaki önemli değişiklikleri de beraberinde getiriyor.” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s