İstanbul’dan Keşifler: Blok Maçka, Esnaf, Dekk, Gian ve Sergiler

İstanbul’da artık rezervasyon yaptırmadan bir yere gitmek oldukça güç hale geldi. Hatta rezervasyon için aradığımız bazı yerlerden “Değerlendirip geri dönüş sağlayacağız.” gibi tuhaf cevaplar alıp, “Hissedar olmayı teklif etmedik yanlış anlaşıldı sanırım, sadece akşam yemeği yiyeceğiz.” dememek için kendimizi zor tuttuğumuz bile oluyor. Bu durum da bizi tanıdığımız mekanlara gitmeye daha meyilli yapıyor. Rezervasyon ile uğraşmadan, müdavim kotasından iyi yer ayarlanacağını bilmek elbette rahat geliyor.

Bu mekanları da içtenlikle seviyoruz, ancak bir yerden sonra insanın canı taze kan istiyor. Bu yüzden biz bu sene, biraz daha yeni mekanlarda sosyalleşmeye karar verdik. Denediklerimiz karşınızda:

BLOK MAÇKA

Muhteşem konumu ve bölgedeki diğer çoğu mekanda olmayan otopark avantajını da düşününce G-Mall’da demirbaş MAC dışında niçin tiyatroların, cafelerin olması gerektiği kadar ilgi görmediğini yıllardır çözemiyordum. Bomonti’deki Blok, buraya Blok Maçka’yı açarak, G-Mall’a hak ettiği enerjiyi vermeye başladı sonunda.

Hemen G-Mall’un girişinde, iç kısmı da olan ancak tabii ki sobalı bahçe kısmının daha çok talep gördüğü, instagramable dekorasyon detayları olan küçük ama keyifli bir mekan olmuş Blok Maçka. Menüsünde atıştırmalık gayet lezzetli seçenekler olduğu gibi, kokteyllerini de ve kokteyllerin içinde hızlı erimeyen dev buzlarını oldukça beğendik.

Özellikle havaların daha ısındığı günlerde çok rağbet göreceğini düşündüğüm bir adres.

GIAN

Nişantaşı’nın özlediği enerjiyi veren bir mekan. Rezervasyonsuz giriş kabul etmiyorlar, rezervasyonları da instragram üzerinden alıyorlar. Bu benim çok sevdiğim bir uygulama, çünkü biraz profil analizi ile müşteri kitlelerini kapıya gelmeden önce seçmiş oluyorlar.

Kapıdan içeri girdiğiniz anda yalnız küçük bir bar gibi görünen bu mekanda, asıl sürprizler alt katta gerçekleşiyor. R&B partilerden, canlı Türkçe müziğe uzanan bir yelpazede, özlediğimiz Nişantaşı gece eğlencesini sunuyor.

“Akşam yemeğinden sonra ne yapsak?” sorusu için civardaki en iyi adres.

ESNAF

Alaçatı’nın meşhur modern meyhanelerinden Esnaf’ın bir şubesi de Maslak’ta varmış. Çay bardağında servis edilen rakısı, yanında turşu suyu, efsane darbukası ve bütün gece süren Türkçe pop müzikle, tam bizim usul bir eğlence vaad ediyor. Yalnız 90lar Türkçe pop çalmıyorlar, ayrıca Squid Game’in müziği gibi başlayıp “Kop gel günahlarından” ile birleşen sürprizli mixleri de var.

Fiks menüleri limitsiz rakılı veya içki hariç olmak üzere iki seçenek ile sunuluyor. Çay bardağında rakı içerken ve o bardak sürekli dolarken, ne içtiğinizin ölçüsünü asla anlamadığınız için çok hızlı biçimde dans etme havasına girebiliyorsunuz. Tek eleştirebileceğim tarafı, bu kadar dans konseptli bir mekanda masaların arasının inanılmaz dar ve masaların birbirine aşırı yakın olması.

DEKK

Şehrin merkezinde minik bir buz pateni pisti olduğu için gittik buraya. Ben hayatımda ilk defa buz pateni yaptım ve o kadar sevdim ki! “Yarım saat takılırız.” diye girdiğimiz pistten saatlerce çıkamadık. 40 dakika pist kullanımı ve ekipman kirası kişi başı 70TL.

Buz pateni haricinde de noodle, pizza, hamburger, salata, şarküteri gibi pek çok atıştırmalık sunan ve gerçekten kaliteli segment yemekçilerin olduğu konteynırlar var. Ortada da bir sürü masa, uzaktan biraz deniz manzarası da vaad ediyor.

Buz pateni üzerinde, bir hot dog ve sıcak şarap elinize aldığınızda kendinizi adeta bir Weihnachtsmarkt’ta hissediyorsunuz. Yazın da şahane bir festival ortamı sunacaktır. Sıkı giyinmeniz şartıyla şiddetle tavsiye ederim.

TUANA ŞARKÜTERİ

Yeniden artan vakalar sebebiyle evde takılmayı tercih edenler için Kurtuluş’tan şahane bir mezeci. Aldığım füme balıklar da, yoğurlu mezeler de oldukça lezzetliydi -ki şarküteri mezesine biraz burun kıvıranlardan olmama rağmen. Evde kendinize lezzetli bir sofra kurmak için aklınızda bulunsun.

Kurtuluş’a meze almak için gidemem uzak diyenler için de Macrocenter’ın mezeleri de şaşırtıcı bir kalitede. Özellikle vişneli sarması ve cevizli çiğ köftesi gerçekten lezzetli. Bunu da alternatif bir not olarak düşeyim.

SERGİLER

Taksim’de bu aralar iki tane muhteşem sergi var. Bunlardan biri Akbank Sanat’ta Seçilmiş Cehalet.

“Bildiklerimizin bir kısmını farkında olmadan, kaçınılmaz olarak öğreniyoruz. Bilmediklerimizin bir kısmını bilmemeyi tercih ediyoruz. Bu durumda bildiklerimiz kadar bilmediklerimiz de seçimlerimize dair. Bilgi evrenimiz bilmeyi seçtiklerimiz kadar bilmemeyi seçtiklerimizden de oluşuyor. Cehaletimizi de kendi tercihlerimizle oluşturuyoruz. Neyi bilmek istemiyoruz, neden bilmemeyi seçiyoruz?”

Sergi kataloguna şuradan ulaşabilirsiniz. Ben özellikle sosyal medyada paylaştığımız kişisel verilerin değerine dikkat çeken Jennifer Lyn Morone’nin eserlerini çok sevdim.

Bir diğeri de SALT Beyoğlu’ndaki Ten, Beden, Ben. İpek Duben’in en kapsamlı sergisiymiş, bazı eserleri çok vurucu, bazıları çok muzip. Özellikle Love Game enstalasyonuna ben bayıldım.

İkisinin de girişi ücretsiz. Taksim kalabalığından, çok mesafe gitmeden, düşünceler aleminde çok uzaklaşmak için ikisini de gezmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Keyifle ve keşifle kalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s