Hayat, çamaşır makinesi programlanır gibi programlanmaz. Klişelere girmeden verimli zaman planlaması

Başarılı olmak nedir? Ben başarıdan ne anlıyorum?

Bunların herkesin kendisine sorup, üzerinde biraz çalışması, notlar alması gereken sorular olduğunu düşünüyorum.

Benim için başarı, içinde olmaktan mutluluk duyduğum kapasite ve güzellikte bir beden içinde, tamamen dış dünyada olup bitenlere endeksli olmayan keyifli bir ruh haliyle yaşarken, iş hayatında ortaya fark yaratabilen sonuçlar ortaya koyarak çalışmak, kaliteli bir hayatı finanse edebilecek kadar kazanca sahip olmak, eş zamanlı olarak eğlenmeye ve sevdiğin insanlara vakit ayırmak, sürekli yeni bir şeyler öğrenmek, merak duygusunu ve oyun oynama kabiliyetini hiç kaybetmemek, dansı, müziği, seyahatleri, kitapları, güzel yemekleri ve sanatı hayatından eksik etmemek. Ve bütün bunların arasında “şimdiki anı” yaşayacak bir bilinç seviyesini kaybetmemek. Bütün bunlardan birinin eksik olduğu bir hayatı ben başarılı bir hayat olarak kabul etmiyorum.

Kişiden kişiye değişebilir elbette, benim için bir hayat ancak dolu dolu olduğunda başarılı bir hayat. Ben bunun peşindeyim. Ve mümkün olduğuna da içtenlikle inanıyorum.

Elbette bunu henüz tam oturttuğumu, aşırı iyi olduğumu filan iddia etmeyeceğim. İnsanız hepimiz, bir şeye kendimizi kaptırmaya meyilli bir doğamız var. Ben de bazen işe haddini aşar şekilde kaptırıyorum kendimi, sevdiklerimi ihmal ediyorum. Bazen para çok gündemim oluyor, sadece yatırımlarla ilgileniyorum, eğlenmeyi unutuyorum. Bazen partilemeye çok dalıyorum, kitapları keşifleri ihmal ediyorum. Bunu da normal kabul etmek lazım.

Asıl mesele şu: Ne kadar uzun süreyi böyle bir şeye kapılmış giderek geçiriyorsun? Birkaç gününü mü, aylarını mı, yoksa çook uzun yıllarını mı?

Zaman planlaması konusunda, çok kitap okudum, eğitim aldım, bu işin uzmanı olan kişilerle konuştum. Dürüst olmam gerekirse, çok basmakalıp ve bence günümüzün hızında asla uygulanamayan bilgileri tekrar edip duruyorlar çoğu zaman. Biz de bunları uygulamaya çalışıp, başaramayınca kendimizi suçluyoruz. Aslında yöntemler yanlış!

Günümüz hızlı, kar yağıyor yollar kapanıyor, virüs çıkıyor hayat iptal oluyor, işte bir kriz çıkıyor hafta planı alt üst oluyor, kaçırılmaması gereken teklifler karşımıza çıkıyor… O yüzden planlamanın uygulanabilir olması için temel çerçevelerinin esnek bir kurguda olması ve çok uzun vadeli olmayan bir dönemi kapsaması gerektiği konusunda ısrarcıyım. İş dünyasında bile uzun yıllık planlamaların yerini, “süreç içinde gözlem ve geri bildirimlerle kendini geliştir.” stratejisi aldı.

“Beş yıldır sonra kendini nerede görüyorsun?” soruları soranlarla, yıllık planlama yapmayı öğütleyenlerle karşılaştığımda, Murathan Mungan’dan bir alıntıyla cevap veriyorum: “Sen niye hayatı çamaşır makinesi programlamak gibi bir şey sanıyorsun?”

Ben klasik bir şekilde aylık, yıllık vs. planlar yapmıyorum. Diğer yandan büyük resimde bir planınız yoksa, sabah uyanıp günlük bir planlama yapmanın da saçmalık olduğunu düşünüyorum. Klasik bir deyişle varacak istikameti belli olmayan bir teknenin aşırı hızlı gitmesi hiçbir anlam ifade etmez. Varacak istikameti belirsizse, yavaş yavaş manzaranın denizin keyfini sürerek gitmek daha iyidir.

Büyük resimde bir işe yaramayan aşırı verimli bir gün, zayıflamak isteyen birinin fotoğrafına photoshop yapmak gibi bir durum.

Ne demek istediğimi ve nasıl planlama yaptığımı somut bir örnek üzerinden sizle paylaşmak isterim.

09 Nisan’dan sonra bir süre Türkiye’de olmayacağım için 20 Mart tarihinde yirmi günlük bir plan yaptım.

Yaptığım her planda da kendime şunu soruyorum: “Bu süre içinde neleri tamamlamak zorundayım? Ve ayrıca neler yaparsam çok iyi olur?”

Tabii insan kendisine böyle bir soru sorunca, sonsuz bir liste yapmaya da meyilli oluyor. Ben de doğal olarak kendime evimi toplamaktan yoga serisi tamamlamaya; fotoğraflarımı arşivlemekten işe bir sürü şey sıraladım.

Sonra kendime ikinci sorum şu oldu: “Bunların hangisi hemen şimdi olursa daha faydalı? Ne kadarı daha sonrayı bekleyebilir?”

Ortaya şu liste çıktı:

  • Bir kere bütün işleri temizleyip gitmem gerekiyordu. Bu zaten günde en az 5 sözleşme veya hukuki görüş incelemek veya hazırlamak anlamına geliyordu. Her gün katılmam gereken toplantıların yanında bunlar en günümün az 10 saatini dolduracaktı.
  • Çok yakında karşınızda olacak Mushaboom Brand için son hazırlıkları yapmam gerekiyordu. Onları Orta Amerika’dan koordine edemezdim. Kıyafet etiketlerinin yaptırılması & son ürünlerin dikişinin koordinasyonu böylelikle listedeki yerini aldı.

Gitmek istediğim etkinlikleri (nft sergisi, gioli & assia konseri gibi) ve görmek istediğim arkadaşlarımı da listeye ekledim. Bu kadar.

Günlük zaman planını doğru yapmak da önemli tabi, ama günlük zaman planının bu “önceliklendirilmiş yapılacaklarla” uyumlu olması da en az onun kadar önemli.

Ben böyle bir listemin olduğu zamanlara “kamp dönemi” diyorum. “Yirmi gün kamptayım, pek sesim çıkmazsa endişelenmeyin.” Ve her bir kamp dönemimden sonra, kendimi şımartacağım, keyfime göre takılacağım bir zaman dilimi açmış oluyorum kendime. Ve bu yirmi günde inanılmaz işler kotardım, tıkır tıkır seri üretim gibi sözleşme çıkardım, uzun zamandır sürünen büyük işleri temizledim, kapattım. Bu sırada sürpriz gelen bir ihale de üzerindeki kaymağı oldu. ❤

Konseptler değişiyor, önceliklerim değişiyor. O dönem benim için ne önemliyse (iş, güzelleşmek, zayıflamak, spor, kitap, yazmak….) onu önceliklendiriyorum.

Bu sisteme geçtiğimden beri hayatımda gerçekten ilerliyorum, yapmak istediklerim listem asla uzamıyor, asla tozlanmıyor. Bu sene yılbaşı yazımda da yazdığım gibi: Hayal ve yapılacaklar listeleri bir sonraki yıllara “yapılacaklar” olarak aktarılmayınca, üstleri çizile çizile geçilince, tozlanmış hayaller ve planlar olmayınca, yepyeni hayaller kurmak gerekiyor.

Her zaman yirmi günlük bir zaman dilimi olmuyor; bazen on gün, bazen bir hafta. Ben çok uzun dönem planlamak yerine, kısa yoğun programlar sonra bir kaç gün keyfime göre takılmalar döngüsünü daha çok seviyorum. Uzun süre aynı şeye odaklanmanın da pek mümkün olmadığını düşünüyorum, her sene başında alınan planların şubatı görememesi zaten bunun başlı başına bir kanıtı.

Denemesi bedava. Kaybedeceğiniz hiç bir şey yok, çok daha üretken olma ihtimaliniz büyük farklar yaratır.

Lütfen denerseniz sonuçları benimle de paylaşın. ❤

Adios amigos! Orta Amerika ve yakışıklı Latinler bu kızı bekler!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s