Toprak Elementi Yogası – 40 Gün Aralıksız Aynı Akışı Yapmak

Beni uzun zamandır takip edenlerin ve yakın arkadaşlarımın bildiği bir toprak elementi yogası maceram vardı. Bir türlü tamamlayamadığım… “Sezen bunu tamamladığında, hep birlikte paralel evrene geçeceğiz.” esprilerine konu olan…

Toprak elementi yogasını ilk denemeye başladığımda, buna nereden merak saldım, hangi videoyu yapıyorum, link gibi detayların hepsini şu yazıda yazmıştım, o yüzden tekrara düşmeyeyim, onları merak edenler o yazıdan bunların hepsine ulaşabilir.

40 gün boyunca hiç ara vermeden, her gün ama her gün aynı akışı yapmak, benim için gerçekten oldukça zorlayıcı ve bir gün yapmayı ihmal ettiğim her seferinde ilk güne döndüğüm için gerçekten oldukça uzun bir serüvendi.

Ben bu sefer size toprak elementi yogasını SONUNDA tamamlamış olmanın şaşkınlık ve gururuyla bu dönemde farkına vardığım şeylerden ve toprak elementinin üzerimdeki etkilerinden bahsetmek istiyorum.

Rahmetli anneannem, ailesine ne kadar çok sevgi doluysa, diğer herkese de o kadar mesafeliydi. Onun çocukları ve torunları dışında birini sevmesi için o kişinin gerçekten çok derinden saygı duyacağı bir duruşu veya özelliği olması gerekirdi. Herkese bir kulp takardı, yorumlarıyla ve insanlara taktığı lakaplarla bizi gülmekten kırıp geçirirdi. Bununla taban tabana zıt biçimde de, bizi yerlere göklere sığdıramazdı.

Çocukluğumuzdan itibaren istediğimiz ve arzu ettiğimiz her şeyi yapabilecek kadar zeki ve becerikli olduğumuza inandırdı bizi. Elbette değildik, elbette yetenekli ve yatkın olduğumuz şeylerle beceremediğimiz şeyler vardı. Ama o bunu asla kabul etmeyerek, bizi de inanılmaz cesaretlendirirdi. Hatırlıyorum ne zaman hiç de başarılı olmadığım bir dersin sınavı için paniğe kapılsam, çok büyük bir sakinlikle ve gerçekten inanarak, “Akıllı kızım benim, sen endişelenme sen yaparsın.” derdi. Konu ne olursa olsun, cevabı hep aynıydı: “Ay bir sürü sıradan insan yapmış, yapıyor bunu. Sen elbette yapacaksın.”

Sınavlardan çıkıp eve geldiğimde de hiç bir zaman “Nasıl geçti?” diye sormadı. Gerçekten endişelenmiyordu. Ben “Çok iyi geçti.” diye müjdelediğimde veya aldığım iyi notu söylediğimde de, hiç şaşırmazdı, “Ben zaten biliyordum öyle olacağını.” der geçerdi. “Çok güzel börek yaptım bak, ondan koyayım sana.”

Çocukluğumuzda bizi sakinleştiren bu yaklaşımıyla, ergenlik dönemlerimizden sonra dalga geçmeye başlamıştık. Kardeşimle onu taklit ederek, “Sen her şeyi yaparsın.” diye takılırdık birbirimize.

Ne tuhaftır aradan uzun yıllar geçtikten sonra fark ettim, biz hiç bir zaman “Salak, geri zekalı, senin ne haddine o” gibi kelimeler duymadan büyüyen şanslı çocuklardandık. Annemle babam, elbette eğitimimiz için çaba harcayan, geleceğimiz için kafa patlatan kişiler olarak yer yer daha kaygılı, meraklı, endişeli tavırlar sergilese de; sanırım anneannem tarafından bizim bilinç altımıza her şeyi yapabileceğimiz kodlanmıştı. Nitekim aradan geçen yıllarda da kardeşimle ben, annemle babamın disiplini ve anneannemin bizim bilinçaltımıza aşıladığı bu özgüvenle o kadar da yetenekli olmadığımız bir sürü şeyi kaşla göz arasında kotardık. Hiç bir zaman çok hırslı, çok ders odaklı tipler olmamamıza rağmen, oldukça iddialı ve ağır fakülteleri, üzerine yüksek lisansları devirdik. Sektörler arasında seri geçişler yaptık, hep hızlı adapte olduk.

Bugün hala hiç bir fikrim olmayan bir konu önüme geldiğinde bile, kendi kendime özel bir telkin çabasına girmeden, “Bunu başka bir insan yapabiliyorsa, ben de yapabilirim.” dediğimi fark ediyorum kendime. Elbette bazen o konuya benden daha yatkın olan kişilerden daha çok zaman harcamam ve daha çok çalışmam gerekiyor, bazen zorlandığım da oluyor, ama eninde sonunda kıvırıyorum o işi.

Hukuk mezunu olarak, MBA yapmaya kalkıp finsansal tablolarla dolu dersleri kotarmam da buna bir örnek, daha önce hiç çalışmadığım sektörlerde çalışmaya başlayıp birkaç ay sonra herkese “Siz hep bu sektörde çalıştınız sanırım, dinamiklere çok hakimsiniz.” dedirmem de… Bu önemli veya önemsiz bir konu olabilir hiç fark etmez.

Bir arkadaşım “Sanki sen her şeyi başarabilirsin gibi garip yetenekler yüklenmiş sana.” demişti, çok gülmüştüm. Aslında bu özel bir yetenek değil, “Ben bunu yapamam.” hükmüyle kestirip atmamak.

Aynı şeyi 40 gün kadar uzun bir süre boyunca yapmak benim hayat tarzıma hiç uygun değildi. Ve toprak yogası hayatımda olmazsa olmaz önem taşıyacak bir konu da değildi. “Amaaan bu bana göre değil.” diyip kestirip atabilirdim. Bu konu hakkında oturup hiç düşünmedim, ama hep denemeye devam ettim. Kendime yapamadığım için kızmadım, isyan etmedim. Bu sefer de olmadı, yine denerim, dedim.

Ve fark ettim ki bu aslında bir yaklaşım tarzı. Bir sürü kişinin bir çok şeyi yapamamasının ardındaki temel sebep, ilk denemede başarısız olunca suçluluk, yetersizlik, yeteneksizlik, isyan gibi duygulara kapılması. Kendine karşı şefkatli olmaması ve gereken zamanı tanımaması…

Toprak yogasını bitirdiğimde hayatımı değiştirecek bir dönüşüm yaşadım, yoga bitti ve ben inanılmaz düzenli, evi ile aidiyet bağı kuvvetlenmiş, sabah ritüelleri olan bir insana dönüştüm, gibi iddialı laflar etmeyeceğim. Çünkü böyle bir şey olmadı. 🙂

Ama bende yine de bazı somut etkileri olduğunu da görmezden gelmeyeceğim.

Bunlardan ilki ve en somutu şu: Her şeyden ve herkesten önce kendime zaman ayırmayı; “Boşver şimdi toprak yogasını, taksi bulamazsan toplantıya geç kalırsın.” diyen iç sesime, “Hayır gerekiyorsa o toplantıya geç kalırım, işlerin mesai dışında benden aldığı zaman, bu toprak yogasının alacağı zamandan çok daha fazla. Ayrıca her şey 20 dakika bekleyebilir.” demeyi öğrendim. Gerçekten de her şeyi askıya alıp 20 dakika kendime zaman ayırmam, dünyanın altını üstüne getirmedi.

Bir de benim hayatımda çok sık olmayan bir duygusal buhranlar silsilesi yaşadım bu dönemde. Doğrudan bu toprak elementi yogasından mı kaynaklanıyordu, astrolojik olarak da tuhaf günlerden mi geçtik bilmiyorum, o yüzden bunu çok emin olarak toprak yogası ile özdeşleştiremiyorum; ama ben beni rahatsız eden bazı iş düzenlerine, bazı iletişim biçimlerine, bazı tavırlara hiç olmadığı kadar çok tutuldum bu dönemde. Genel olarak sinirli ve tahammülsüzdüm. Bazen o sinirim yanlış insanlara patladı, sabahları uyandığımdaki tahammülsüz halim bana çok yabancı ve tuhaf geldi, kafam çok karıştı. Her şey bana o kadar çok battı ki, “Sikerim hepinizin belasını!” diye bağırarak, çarpıp çıkmak istediğim kapılar oldu.

Sonra her şeyi yerli yerine koydum.

Ben bu toprak yogası döneminde, aslında sürekli olarak “Aman şimdi tatsızlık çıkmasın.” diyerek, sık sık kendimi gerip durduğumu fark ettim. Bu gerginliklerim bu dönemde o kadar bariz bir biçimde ortaya çıktı, o kadar görmezden gelinmeyecek kadar büyük ve somut biçimde ruh halime ve tavırlarıma yansıdı ki; aslında çok esiden beri hep gerildiğimi ama kendi içimde bu gerginliği yönettiğimi fark ettim. Ve bir anda bilincim bunu yönetmeyi reddettiğinde de inanılmaz suçlayıcı, saldırgan bir hale gelmiştim.

Halbuki yapmam gereken şey ne kendi gerginliğimi yönetmek, ne de karşı tarafı suçlamaktı. Durumu açıkça ve sakince ortaya koymak şeklinde daha doğru bir yol vardı.

Tuhaftır, toprak yogasını bitirdiğimin ertesi günü, normalde beni gerecek ve sinirlendirecek ama içimden “Ya sabır!” çekerek “Şimdi gerginlik yaratmaya gerek yok.” diyip geçeceğim iki durumda, çok sakin bir üslupla ve çok net biçimde sınırlarımı çizmeyi başardım. Her iki durumda da, karşı taraf benim sınırımı kabul etti, yapılması gerekenleri yaptık ve son derece dostane bir iletişimde kalmayı başardık.

Elbette bu daha pratik etmem gereken bir konu, ama ilk farkındalık her zaman en zor kısmıdır bilirsiniz.

Son olarak da, büyük ya da küçük, önemli veya önemsiz fark etmez, insanın hayatında hep yeni bir şeyler denemesinin taze bir enerji taşıdığına ve hep gerekli olduğuna karar verdim.

Köklenerek kalın!

Toprak Elementi Yogası – 40 Gün Aralıksız Aynı Akışı Yapmak” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s