Bu dönemde keyifli kalma reçetesi

Nisan ayı, bahar coşkusundan oldukça uzak geçiyor.

Festivaller, hafta sonu parkta buluşmalar, sabah evden çıkıp o plandan bu plana koştuğumuz günler, havalar güzelleşir güzelleşmez seyahatlerin sayısının artması, şimdiki hayatımıza ait olmayan şeyler.

Bahar coşkusu bir yana, herkesin ruhsal iniş çıkışlarının ve tahammül seviyesinin zorlandığı günler geçiriyoruz. Dokunduğunuz kişi öfkeyle patlıyor. Yolda kendi kendine konuşan, markette sinir krizi geçiren insanlar görmek olağan bir hale geldi.

Bu sürede bana nasıl bu kadar keyifli olduğumu, olağan hayatıma devam edebildiğimi, hiç isyan edip etmediğimi soranlar oluyor. Elbette özlediğim şeyler var. Bir valizle hiç bir hijyen derdim olmadan tuhaf ülkelere seyahat etmeyi, gece dans ettiğim mekanları, arkadaşlarımla güzel bir yerde akşamüstü kokteyli içerken hiç çekincesizce pipetimi hepsinin bardağına daldırıp kokteyllerin tadına bakmayı, maskesiz yalnız güneş gözlüğü ile evden çıkmayı, kaygısızca sosyalleşmeyi, sevdiklerimle daha çok temas etmeyi, İstanbul’da her gün her saat açık restoranlar olmasını çok özledim.

Bazen bu günlere ait fotoğraflara bakıp hüzünlenecek kadar çok özlüyorum bütün bunları. Yine de bu özlemime karşılık her sabah uyanıp “Bıktım beee, yeter ulan bu virüse de sokucam!” diye söylenmiyorum. Benimki daha ziyade, farklı bir ülkeye taşınmış yakın bir arkadaşımı özlemek gibi. Aklıma onu anımsatan bir şey geldiğinde, gülümsüyorum, içimden bir özlem sızısı geçiyor, ama bir gün yeniden görüşeceğimizi bilmenin rahatlığıyla bu duygunun keyfini çıkartıp hayatıma devam ediyorum.

Sıkıldığım, bunaldığım anlar da elbette oluyor, ama bunların günümü ve keyfimi etkilemesine izin vermiyorum.

Ve bunu söylediğimde çok sinirlenenler olsa da, “Elbette bir tercih hakkım olsa, bu yönde olmaz, fakat bu şekilde de en az bir iki sene daha keyifle yaşayabileceğimi düşünüyorum. Ben okeyim.”

Daha önce Evde Kal Günlükleri serisi ile o dönemde bana iyi gelen yaklaşımları tespitleri sizinle paylaşmıştım, ama geldiğimiz son noktada herkesin yeniden motivasyona ve saplanıp kaldığı bakış açısından çıkmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. O yüzden önceki yazıların tekrarı olmayacak bir kaç tavsiye ile karşınızdayım:

  • “İyi” veya “kötü” değil. Sadece farklı!

Bence yalnız içinde bulunduğumuz bu kısıtlamalarla dolu günler bakımından değil, hayatınızdaki her değişime bu şekilde yaklaşmayı başardığınız gün hayatınız değişiyor. Bu virüs vesilesiyle, bu konuda pratik kazanırsanız, hayatınızın diğer pek çok alanında da karşılaşabileceğiniz sorunlarla çok daha kolay başa çıkabileceğinize içtenlikle inanıyorum.

Bir sevgiliden ayrılmak, bir işten kovulmak ilk bakışta “kötü” şeyler.

Eğer ki evde oturup “Ben bunu hak ediyor muydum? Vay vay benim başıma gelenler. Çok büyük haksızlık. Ben zaten şansızım, bahtsızım.” döngüsüne kapılıyorsanız, hayatınızı harcamaya başladığınızı düşünüyorum. Elbette başınıza dengenizi sarsan bir şey geldiyse, öfkelenmek, üzülmek hakkınız. Bunu hiç yapmamak da tuhaf olur; ancak bu döngüyü çok uzattığınız an batağa düşmeye başlıyorsunuz.

İlk bakışta “kötü” olan bir çok şeye ben sonradan dönüp bakıp “İyi ki böyle olmuş.” dedim. Ama aradan geçen zamanı yalnızca sızlanarak geçirseydim, -ki hayatımın önceki dönemlerinde bunu yapıyordum- muhtemelen “kötü”ler “iyi ki” olmayacaktı benim açımdan. Çünkü aradan geçen sızlanmakla geçmiş olacaktı, yeni bir şey kurmakla değil.

Aynı şey bu içinde bulunduğumuz günler için de geçerli. Korkmayın, “Aaa ne kadar güzel bir şey yaşıyoruz.” diyecek bir şuursuzluk seviyesinde optimist değilim. Yine de “kötü” damgası basmak yerine, “yalnızca farklı bir dönem geçiriyoruz” noktasında kalıp, bu farklı koşullarda ne yapabileceğinizi düşünürseniz, bu dönemleri çok daha keyifli ve verimli geçirebileceğinizden emin olabilirsiniz.

Küçük bir çocuk gibi, her gün kalkıp değişmediğini bildiğiniz koşullara isyan etmekten vazgeçin. Bütün dış koşullar değişmişken eski hayatınızı yaşamaya devam etmeye çalışıp, bunu yapamayınca öfkelenmek yerine, yetişkin bir birey gibi içinde bulunduğunuz durum ve koşulları kabul ederek, hayatınızı bu durum ve koşullara uygun biçimde yeniden tasarlayın.

  • Çalışın, üretin, gelişin. Krizleri fırsata dönüştürmek bir klişe evet, ama hala ve her zaman geçerli.

Bu dönemde ben gerçekten çok yoğun çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. Covid başladığından ve eve kapandığımızdan beri ben haftanın yedi günü çalışıyorum. Hafta içinde çalışma saatlerim de oldukça uzun. Bunun bir sonucu olarak, gün içinde o kadar işi kotarma ve yetiştirme derdine düşüyorum ki, Covid diye bir şey olduğunu bile unutuyorum. Evden bir toplantıya yetişmek için fırladığımda, maske takmam gerektiğini taksiye binerken hatırlıyorum, gün içinde kısıtlamaları tamamen unutuyorum.

Psikolojik olarak çok da desteklenmeyen bir uyuşturma mekanizması aslında bu. Ben sevgilimden mi ayrıldım, konuyu düşünmemek için kendimi işe vururum, hayatımın diğer kısımlarında hoşuma gitmeyen bir şeyler mi oluyor iş ile ilgili bir projeye dahil olup çalışma saatlerimi uzatırım. Bunun bir kaçış olduğunu kabul ediyorum. Yine de bu güne kadar hiç bir zararını görmediğim bir kaçış.

Geride kalan bir seneye dönüp baktığımda, seyahat etmem mümkün olsaydı, gece hayatımız yasaklardan baltalanmamış olsaydı, arkadaşlarımla her akşam buluşup gezip tozuyor olsaydım asla yapamayacağım kadar iş ortaya koyduğumu görüyorum. O zamanları haberleri izleyip durum hakkında kaygılanarak veya toksik batağa beni çekecek insanlarla dertleşerek geçirmiş olabilirdim. Ve bunun hayatıma hiç bir faydası olmazdı.

İlla ki çalıştığınız işte saatlerinizi uzatmak şeklinde olmak zorunda da değil bu. Ne zamandır ertelediğiniz bir iş fikriniz, kendinizi geliştirmek istediğiniz bir alan, almak istediğiniz bir eğitim mutlaka vardır. Dikkatinizi dağıtacak sosyal planlar, sizi fomo’ya sürükleyecek dışarıda kaçırabileceğiniz hiç bir şey yokken, bunlara odaklanmayı tercih ederseniz, bu krizden çok daha gelişmiş ve donanımlı olarak çıkabilirsiniz.

Geride kalan bir sene içinde, terfi etmediyseniz, herhangi yeni bir şey öğrenmediyseniz, herhangi bir konuda kendinizi kayda değer biçimde geliştirmediyseniz durup bir düşünün. Ne kadar çok zamanı Covid konuşarak harcadınız ve bunların yerine ne yapabilirdiniz? Hala çok geç değil.

Vizyonunu her zaman içtenlikle ve inanılmaz derecede beğendiğim CEO’m yıl sonu değerlendirme toplantısında “Çoğu şirket yılını değerlendirirken Covid’e uzun bir gündem ayıracaktır, Covid yüzünden yapamadıklarını anlatacaktır. Ben bu konuya hiç girmeyeceğim, zaten yeterince canımızı sıkıyor ve bunun yalnızca bir bahane olduğunu düşünüyorum. Zaten stratejileri duruma uygun değiştirmenin bir sonucu olarak da bir yıl sonraki hedefimize bu yıl ulaşmış olacağız.” şeklinde bir giriş yaptı. Yöneticilerin şirketlerde yaptıklarını, kendi hayatınızda yapıyor olabilir misiniz? Covid’i bir bahane olarak kullanıyor musunuz?

  • Anı yaşamayı ve belirsizlike başa çıkmayı öğrenin.

Büyük bir şehirde bir iş sorumluluğu taşıyan kimsenin o maratonun içinde koşarken bunları %100 seviyesinde hayatına sokabileceğine, “Tamam öğrendim ben bunları, kesintisiz uyguluyorum.” diyebileceğine inanmıyorum.

Kendi adıma şunu söyleyebilirim, çok yol katettim, ancak hala bazen kendimi bir döngüye kaptırmış hiç anı yaşamıyorken, bir endişe batağına sürüklenmişken, “Ne zaman bitecek bu kısıtlamalar ve Covid?” diye düşünüp plan yaparak belirsizliği yok etme derdine düşmüşken buluyorum.

Pema Chödrön’un bir tavsiyesiydi bu, çok severek kullanıyorum. Buna düştüğümü fark ettiğim anda, bir kahve yapıyorum, “Geldi yine kaygılı panik hanım.” diyorum kendime. Bunu fark etmek bile yetiyor inanın.

Bu konularda herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm ve şiddetle tavsiye ettiğim iki kitap var:

Belirsizlik ve Değişimle Birlikte Güzel Bir Hayat / Pema Chödrön

Şimdinin Gücü – Eckhard Tolle

Herhangi bir kitap tavsiyesi verdiğimde Aşk Peşinde Masallar‘ı pas geçemiyorum. Çünkü o benim bir tanecik bebeğim. Size bu saydığım kitaplar gibi bir hayat dersi vermez, ama gündelik kaygılarınızdan alıp çok keyifli bir kaç saat geçirteceğini garanti ediyorum. ❤

  • Mekan Değiştirin. Hareket edin. Eğlenin. Birileriyle yüz yüze görüşün.

Yukarıda saydıklarımın hepsini yapmama rağmen, içimde sıkışan bir enerji oluyordu bazen. Aynı döngüyü her gün ve her gün yaşamak, yaşadığımı hissettirmiyordu.

O zaman aşırı tedbirli olmaktan vazgeçmeye karar verdim. Bütün özeni boşverip, şuursuzca sokaklarda gezip ev partilerine katılmaktan bahsetmiyorum elbette. Ancak dikkat ettiğini bildiğimiz yakın bir çevre ile sosyalleşmeye, evden çıkmaya, farklı bir şeyler yapmaya da hepimizin ihtiyacı var.

Geçtiğimiz yaz boyunca tatiller yapıp, arkadaşlarımla görüştükten sonra İstanbul’a döndüğümde, yeniden eve kapanmak hoşuma gitmişti. Çünkü yazın hep çalışıp, hem de seyahat ederken oldukça yorulmuştum. O zaman bütün yazı evde geçirenlerin artık tahammül seviyesinin bittiği noktaydı.

Sonrasında Adana kaçamaklarım, hafta içleri en azından bir gün arkadaşlarımla evde görüşmek, mekanlar açık olduğunda haftada en az bir gün dışarıda yemek yemek bana çok iyi geldi. Her hafta mutlaka, bir arkadaşımla yüz yüze görüşmeye, farklı bir ortama gitmeye, sergi gezmeye, kargo, market bahanesiyle olabildiğince çok evden dışarı çıkmaya ve çıkmışken de biraz sokaklarda yürümeye çalışıyorum.

Sürekli “faydalı” ve “işe yarar bir şey” yapma çabası da can sıkıcı. Eğlenmeyi unutmayın. “Bugün benim günüm. Canım ne isterse onu yapacağım.” diyin. Bakım günü ilan edip bütün gün bornozla gezin her yerinize maskeler yapın, romantik komedi izleme günü ilan edin. Bunları da özensizce yapmayın, keyif verici detaylar ekleyin. Örneğin bakım günü için juice hazırlayın, romantik komedi günü için puding, bunlara göre giyinin, konsept yaratın, özel bir şey yapma ruh haline girin, eğlenin.

Kesintisiz bir günden uzun evde kalıyorsanız, bunu değiştirin. Birkaç saatlik mekan değişikliği, aldığı zamandan büyük bir kafa değişikliği sağlıyor.

Her şeye rağmen keyfile kalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s