Beklentisizliğin pervasız neşesi: Çanakkale – Gelibolu

Bir seyahati güzel kılan nedir? Gidilen istikametin havalı olması mı? Birlikte olunan yol arkadaşları mı? Çok iyi planlanmış olması mı? Orada yapılması planlanan etkinlikler mi? Yoksa gitme arzusunun tavan yaptığı bir anda yola çıkılması mi? Bu kadar çok seyahat ettikten sonra, ben içlerinde en önemlisinin seyahat arkadaşları olduğuna karar verdim. Çünkü gidilen yer muhteşem dahi … Okumaya devam et Beklentisizliğin pervasız neşesi: Çanakkale – Gelibolu

Kuala Lumpur da neyin nesi?

Beş gün sürecek Malezya (Kuala Lumpur) seyahatine beni götürecek uçağa binerken dahi kafamda belli bir plan yoktu. Bu taraflara yolun düşecek olsa Phuket’e, Bali’ye, hadi bilemedin Singapur’a gidersin , Kuala Lumpur (kısaca KL) da neyin nesi? Üstelik gelmeden önce okuduğum bir çok yorumda da oldukça kötü anlatılmış: Yok efendim sokakta güvenlik sorunu varmış! Önce şunu … Okumaya devam et Kuala Lumpur da neyin nesi?

Üniversite Nostaljisi, Antalya, Su Otel

Benim üniversite yıllarım iki uçta ruh halini içeriyordu: dünyaya pembe gözlüklerle bakılan, bulutların üzerinde yürünen günler. Dibe vurmuş, karamsar ötesi depresif günler. Ortası yoktu. O yıllarda, bütün dershane reklamlarında yer alan heybetli kapının arkasındaki fakültede okumanın, "hangi üniversitedesin?" sorusuna "İstanbul hukuk" diye cevap vermenin havasını seviyorduk; ama bunun bedeli gerçekten ağırdı. Çok zor bir bölümde … Okumaya devam et Üniversite Nostaljisi, Antalya, Su Otel

Bozburun Yat Kulübü: Aşk ile büyümüş zeytin ağaçları altında bir gün

Selimiye’den Bozburun’a gelmemiz oldukça kısa sürüyor. Ellerimizdeki telefonların navigasyonuna Bozburun Yat Kulubü yazmış, çaresizlikle sağımıza solumuza bakıyoruz. İstikametimize varmış görünüyoruz; ama ne daha ileri gidebileceğimiz bir yol, ne de etrafımızda yat kulubüne benzer bir yer var. Telefon açıyoruz, biz adresi bulamadık, gelip bizi alır mısınız, diye soruyoruz. Az sonra, çaresizce sağımıza solumuza bakmanın yerini, tarifsiz … Okumaya devam et Bozburun Yat Kulübü: Aşk ile büyümüş zeytin ağaçları altında bir gün

Selimiye: Önümüzde deniz, mavi, yeşil, yaz!

Çeşme'de geçirdiğimiz günde tükettiğimiz alkol miktarı ile dans ettiğimiz saatlerin çokluğu göz önünde bulundurulduğunda, ertesi günün ortasına kadar döne döne uyumamız, uyanıp bir duş aldıktan sonra uzun ve güzel bir kahvaltı yapmamız, akşamdan kalmalığımızı da sahilde sersem sersem güneş gözlüklerimizin arkasına sığınarak atmamız beklenir. Tabii ki biz öyle yapmıyoruz. Sabahın 7:00sinde çantalarımızı toplayıp otelden çıkıyor, … Okumaya devam et Selimiye: Önümüzde deniz, mavi, yeşil, yaz!

Urla – Çeşme Rotasından Notlar: Akın’ın Yeri, Before Sunset, Veranda Alaçatı

Yatak - deniz - teras - çimlerin üstü biçiminde mekik dokuyarak geçirdiğim muhteşem Teos günlerinden sonra, bütün yazın yorgunluğunu üzerimden atıyor, yanımda getirdiğim kitapların neredeyse hepsini okuyorum. Enerjiyi depoladıktan sonra, “Hadi, Akın’a gidelim.” diyoruz. Urla’nın Özbek Köyü’ndeki Akın'ın Yeri Balık Restoran, meze konusunda Türkiye topraklarındaki açık ara favori restoranım. Ben meze severim. O yüzden gittiğim … Okumaya devam et Urla – Çeşme Rotasından Notlar: Akın’ın Yeri, Before Sunset, Veranda Alaçatı

Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar

Sabah gözlerimi açtığım gibi, açık büfedeki kırk çeşit reçelin başına dikiliyorum. Gül, çilek, portakal, incir gibi bilinen reçellerin yanı sıra, domates ve patlıcan gibi oldukça sıradışı seçenekler de var. Kahvaltıda reçel yeme alışkanlığım hiç olmamıştır, genellikle bir fincan filtre kahve ve yanında atıştıracak hamurlu bir şeylerden ibarettir kahvaltım; ama madem Bozcaada’dayız ve madem otelde filtre … Okumaya devam et Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar

Bozcaada – 2: Otostop maceraları, Beylik Koyu, Karaya Vuran Gemi, Holler My Dear

Bütün gün Ayazma Plajı'nda keyif çattıktan sonra, gün batım saati yaklaşırken ayaklanıyoruz. Grup üçe bölünüyor: Vahit'in Yeri'nde akşam yemeği yiyip demlenecek olanlar, "Ben deniz tuzuyla duramam, kaşıntıdan ölürüm. Merkeze gidip otelde duş almam lazım." diyenler ve deniz tuzuyla kalmaya razı olup, gün batımı mı izlesin, karaya vurmuş devasa gemiyi mi ziyaret etsin karar veremeyenler. Ben … Okumaya devam et Bozcaada – 2: Otostop maceraları, Beylik Koyu, Karaya Vuran Gemi, Holler My Dear

Bozcaada – 1: Caz Festivali, Cabalı Meyhane, Ayazma Plajı, Vahit’in Yeri

Adaların kendine özgü bir ruhu var. Zamanın yavaş aktığı, her şeyin halledilebilir hissedildiği, her türlü kaygıyı yok eden.. Otelimize doğru yürürken, henüz dolmamış meyhanelerle dolu rengarenk sokaklar içimizi açıyor. Otelimiz, 1800lü yıllarda Rum İlkokulu olarak inşaa edilen Ege Otel. "Hiç oyalanmadan hemen giyinip, yemeğe gidelim." kararı vermiş olsak da, oteldeki her bir odanın kapısında çeşitli … Okumaya devam et Bozcaada – 1: Caz Festivali, Cabalı Meyhane, Ayazma Plajı, Vahit’in Yeri

Bozcaada’ya en uzun, en pahalı, en yorucu nasıl gidilir?

Henüz yaz gelmemişken, dışarıda dondurucu bir soğuk varken, hafta içi akşamları mba dersinden çıktıktan sonra, gece 22:00 civarında metrodan eve yürürken soğuk içime işliyordu. Eve girer girmez, montumu üzerimden atıp, çantamı yere bırakıp, ilk iş olarak mis kokulu bir kahve demlemeyi adet haline getirmiştim. Kahvem demlenirken ve üzerimden kazağımı ve çoraplarımı çıkartıp, sabahlığımı giyerken de, … Okumaya devam et Bozcaada’ya en uzun, en pahalı, en yorucu nasıl gidilir?