Yatak - deniz - teras - çimlerin üstü biçiminde mekik dokuyarak geçirdiğim muhteşem Teos günlerinden sonra, bütün yazın yorgunluğunu üzerimden atıyor, yanımda getirdiğim kitapların neredeyse hepsini okuyorum. Enerjiyi depoladıktan sonra, “Hadi, Akın’a gidelim.” diyoruz. Urla’nın Özbek Köyü’ndeki Akın'ın Yeri Balık Restoran, meze konusunda Türkiye topraklarındaki açık ara favori restoranım. Ben meze severim. O yüzden gittiğim … Okumaya devam et Urla – Çeşme Rotasından Notlar: Akın’ın Yeri, Before Sunset, Veranda Alaçatı
İkinci hayatın, tek bir hayatın olduğunu anladığında başlar.
Herkesin sürekli yapmaya niyet ettiği, kendisine sözler verdiği ve asla yapamadığı bir şeyler vardır ya hani… Kendimizden emin bir biçimde “Bu sefer kesin.” deriz. Bizi tanıyanlar, alaycı ve sevecen bir gülümsemeyle “Küllahıma anlat.” manasında bir “hı hı, tabii” der. Benim artık inandırıcılığını tamamen kaybetmiş klişe cümlem: “Bu aralar biraz dinlenmem lazım.” Her seferinde kendimden emin … Okumaya devam et İkinci hayatın, tek bir hayatın olduğunu anladığında başlar.
Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers
Şu an adım adım Türkiye sahillerini arşınlıyor, bol keşif yapıyor, bol havadis topluyor ve bol fotoğraf biriktiriyorum. Bayram tatilinde şehirde kalanlar için, önceki bir miskin haftasonundan notlar yazısı karşınızda. Hepinize -birazcık gecikmeli de olsa- sevdikleri ile birlikte keyifli bir bayram dilerim. Şirket asansörünü beklerken, en son hangi haftasonunu İstanbul’da geçirdiğimi anımsamaya çalışıyorum. “Geçen haftasonu Adana’daydım, … Okumaya devam et Miskin bir haftasonundan notlar: Alper Canıgüz romanları, Jash Kınalıada, Last Offline Lovers
Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar
Sabah gözlerimi açtığım gibi, açık büfedeki kırk çeşit reçelin başına dikiliyorum. Gül, çilek, portakal, incir gibi bilinen reçellerin yanı sıra, domates ve patlıcan gibi oldukça sıradışı seçenekler de var. Kahvaltıda reçel yeme alışkanlığım hiç olmamıştır, genellikle bir fincan filtre kahve ve yanında atıştıracak hamurlu bir şeylerden ibarettir kahvaltım; ama madem Bozcaada’dayız ve madem otelde filtre … Okumaya devam et Bozcaada – 3: Coffee Shelter, Akvaryum Koyu, Bakkal, İmkansız Uçaklar
Mother (n): one person who does the work of twenty. for free. with love.
Ne gariptir ki, insan kesinlikle hatırlayamayacağı yaşlara ilişkin anılarını çok fazla dinleyince hatırladığı yanılsamasına kapılır. Mesela gecenin bir yarısı, boyum kadar -hatta muhtemelen daha da büyük olan- yastığımı peşimde sürükleyerek, boş biberonumla "sütçü" diye kapısına dayandığım yaşları hatırladığımı sanıyorum. Ben doğmadan yıllar yıllar önce, onun İstanbullu gelin olarak, kısacık erkek saçları ve jean pantolonuyla Adana'ya … Okumaya devam et Mother (n): one person who does the work of twenty. for free. with love.
Bozcaada – 2: Otostop maceraları, Beylik Koyu, Karaya Vuran Gemi, Holler My Dear
Bütün gün Ayazma Plajı'nda keyif çattıktan sonra, gün batım saati yaklaşırken ayaklanıyoruz. Grup üçe bölünüyor: Vahit'in Yeri'nde akşam yemeği yiyip demlenecek olanlar, "Ben deniz tuzuyla duramam, kaşıntıdan ölürüm. Merkeze gidip otelde duş almam lazım." diyenler ve deniz tuzuyla kalmaya razı olup, gün batımı mı izlesin, karaya vurmuş devasa gemiyi mi ziyaret etsin karar veremeyenler. Ben … Okumaya devam et Bozcaada – 2: Otostop maceraları, Beylik Koyu, Karaya Vuran Gemi, Holler My Dear
Bozcaada – 1: Caz Festivali, Cabalı Meyhane, Ayazma Plajı, Vahit’in Yeri
Adaların kendine özgü bir ruhu var. Zamanın yavaş aktığı, her şeyin halledilebilir hissedildiği, her türlü kaygıyı yok eden.. Otelimize doğru yürürken, henüz dolmamış meyhanelerle dolu rengarenk sokaklar içimizi açıyor. Otelimiz, 1800lü yıllarda Rum İlkokulu olarak inşaa edilen Ege Otel. "Hiç oyalanmadan hemen giyinip, yemeğe gidelim." kararı vermiş olsak da, oteldeki her bir odanın kapısında çeşitli … Okumaya devam et Bozcaada – 1: Caz Festivali, Cabalı Meyhane, Ayazma Plajı, Vahit’in Yeri
Bozcaada’ya en uzun, en pahalı, en yorucu nasıl gidilir?
Henüz yaz gelmemişken, dışarıda dondurucu bir soğuk varken, hafta içi akşamları mba dersinden çıktıktan sonra, gece 22:00 civarında metrodan eve yürürken soğuk içime işliyordu. Eve girer girmez, montumu üzerimden atıp, çantamı yere bırakıp, ilk iş olarak mis kokulu bir kahve demlemeyi adet haline getirmiştim. Kahvem demlenirken ve üzerimden kazağımı ve çoraplarımı çıkartıp, sabahlığımı giyerken de, … Okumaya devam et Bozcaada’ya en uzun, en pahalı, en yorucu nasıl gidilir?
Kalkıp bir kağıda kocaman harflerle “erteleme” yazmalı çünkü hava her gün böyle güzel olmuyor.*
Hayatınızda hiç görmediğiniz bir insanı, bütün kalbinizle sevdiğiniz oldu mu? Sizi hiç arayıp sormasa da, hep sevildiğinizi hissettiren biri? Hiç karşılıklı bir rakı masasında oturup, mezeleri bölüşüp, rakı kadehlerinizden aldığınız yudumlar arasında dertlerinizi paylaşmadığınız halde, ne zaman gerçekten kendinizi hayata karşı küskün veya yaralı hissetseniz, bir kaç kelimeyle yüzünüzü güldürmeyi başaran biri? Benim oldu. Tek … Okumaya devam et Kalkıp bir kağıda kocaman harflerle “erteleme” yazmalı çünkü hava her gün böyle güzel olmuyor.*
Shankra Festival-2: Sıfır Kaygı Deneyimi
Bir yer düşünün. Bir vadi. Kafanızı yukarı doğru her kaldırdığınızda, sizi selamlayan yemyeşil ağaçlarla dolu dağları görüyorsunuz. Ayakkabıya da ihtiyacınız yok burada. Ayaklarınız her daim çimlerin üzerinde, istediği büyüklükte adımlar atabilir. Canınız yürümek veya koşmak isterse koskocaman, yemyeşil ve tertemiz alanlar var bunun için. Ama sadece canınız isterse... Yoksa vadinin neresinde olursanız olun, yakınınızda mutlaka … Okumaya devam et Shankra Festival-2: Sıfır Kaygı Deneyimi
