Ghent ile Antwerpen arasını trenle kat ederken, yüzümde gizleyemediğim bir gülümseme var. Tren çok harika olduğundan, kat ettiğimiz yollardaki manzaraların harika olmasından veya Antwerp için heyecanlandığımdan filan değil bu. Nitekim Doğu Ekspresi ile Kars’tan dönmüş insanım, bu trenin o kadar sıra dışı veya heyecanlandıran bir tarafı yok. Antwerp’e de daha önce geldim, müzeleri dahil köşe … Okumaya devam et Berchem: Hayat çetelesi sonunda şatoda küvet keyfi
Ghent – All God does is watch us and kill us when we get boring.*
Güneşin doğuşunu, boğazın üzerinden geçerken izliyorum. Aklıma Ferzan Özpetek’in kitabından bir cümle geliyor: “Güneşin doğuşu, hayalperestler, uzaklara gitmek için uçağa atlayan, geceyi başka kollarda geçirdikten sonra eve dönenler içindi.” Ben şafak koleksiyoncusu değilim, güneş doğarken sıcacık yatağımda olmayı tercih edenlerdenim. Tek istisnası seyahate çıkacağım zamanlar… “Gün ölmesin.” diyerek her zaman mümkün olan en erken uçağa … Okumaya devam et Ghent – All God does is watch us and kill us when we get boring.*
Gökkuşağı ile karşılayıp dolunayla uğurlayan şehir: Bruges!
Bundan üç yıl önce... Yogitamla birlike bir Belçika çıkartması yapmaya karar vermişiz. Uçak biletlerimiz, planımız, konaklamalarımız her şey tamam. Yola çıkmamıza bir hafta kala, bana işle ilgili öyle bir teklif geliyor ki, geri çevirmem imkansız! Yogitamın da Belçika seyahatini ertelemesi mümkün olmuyor, her şeyini o tarihe göre ayarlamış çünkü! El mahkum ikimiz farklı tarihlerde gidiyoruz … Okumaya devam et Gökkuşağı ile karşılayıp dolunayla uğurlayan şehir: Bruges!
Seramik aşkı, Seramik Kursu Macerası ve Armutlu’daki Lezzet Durakları
Hayatımda minimal olmayı başarabildiğim tek konu ev eşyaları. Tek bir yemek takımı, üç tane tencere ve iki tane nevresim takımı ile yıllardır gül gibi geçinip gidiyorum. Hiç halım, kilimim yoktur. Kıyafet odamda duran tek kişilik misafir yatağını da geçen hafta atarak, evdeki yatak sayısını bile teke indirdim. “Ev için alışverişe çıkayım.” diyerek kendimi sokaklara vurduğumu … Okumaya devam et Seramik aşkı, Seramik Kursu Macerası ve Armutlu’daki Lezzet Durakları
Beklentisizliğin pervasız neşesi: Çanakkale – Gelibolu
Bir seyahati güzel kılan nedir? Gidilen istikametin havalı olması mı? Birlikte olunan yol arkadaşları mı? Çok iyi planlanmış olması mı? Orada yapılması planlanan etkinlikler mi? Yoksa gitme arzusunun tavan yaptığı bir anda yola çıkılması mi? Bu kadar çok seyahat ettikten sonra, ben içlerinde en önemlisinin seyahat arkadaşları olduğuna karar verdim. Çünkü gidilen yer muhteşem dahi … Okumaya devam et Beklentisizliğin pervasız neşesi: Çanakkale – Gelibolu
Çünkü kimi zaman yola çıkmak, kaçmak işe yaramaz.*
Yola çık, güneye git. Mümkün olduğunca güneye, denizin seni okşayan bir renge sahip olduğu, sana iyi geleceği bir yere. Tek bir lokantanın, yeni tutulmuş bir balığın pişirildiği tek bir lokantanın olduğu, etiketsiz, belki biraz reçine kokan beyaz şarabın içildiği yere git. Oturup gün batımını seyredebileceğin bir yer olsun... Güneşe karşı gözlerini yumacağın, bedeninin konuşmasına izin … Okumaya devam et Çünkü kimi zaman yola çıkmak, kaçmak işe yaramaz.*
Kuala Lumpur da neyin nesi?
Beş gün sürecek Malezya (Kuala Lumpur) seyahatine beni götürecek uçağa binerken dahi kafamda belli bir plan yoktu. Bu taraflara yolun düşecek olsa Phuket’e, Bali’ye, hadi bilemedin Singapur’a gidersin , Kuala Lumpur (kısaca KL) da neyin nesi? Üstelik gelmeden önce okuduğum bir çok yorumda da oldukça kötü anlatılmış: Yok efendim sokakta güvenlik sorunu varmış! Önce şunu … Okumaya devam et Kuala Lumpur da neyin nesi?
Yeni yaşım sana selam olsun. Heyecan veren sonlar ile gel!
Her sene bahar gelince; çoraplar, kazaklar, montlar rafa kalkınca; üzerine bir elbise geçirip sokağa çıkılan, haftasonu kaçamakları için bir sırt çantası yeten günler başlayınca bana bir haller olur. Hayata dair bütün sorularımı, doğrularımı, olurlarımı, olmazlarımı kaybederim. Bir anda, bütün işim gücüm güneşin ve denizin peşinde koşmak olur. Bu dönemlerde çalıştığım her iş dünyanın en iyi … Okumaya devam et Yeni yaşım sana selam olsun. Heyecan veren sonlar ile gel!
#dahaiyiben: Alışveriş Rejimi
Mayıs ayının başlarıydı. O kadar yoğun bir tempo içindeydim ki, ne “Ay, bahar yorgunluğu şekerim, bu aralar bir halsizlik bir halsizlik sorma.” bahanesinin arkasına sığınıp tembel keyifler çatabiliyordum; ne de günlerin uzamasını, havaların ısınmasını fırsat bilip kendimi sokaklara atabiliyordum. Sabahtan akşama kadar şirkette çalışıyor, işten çıkıp yüksek lisans derslerine giriyordum. Yetmiyormuş gibi, dönem sonuna geldiğimiz … Okumaya devam et #dahaiyiben: Alışveriş Rejimi
Not Defterim: Gizli Anların Yolcusu, Set Up, Denmas, Gastra, Minimalleşme Çabaları, Kahve Festivali…
Bir gün şirket asansöründe yüzümü aynanın dibine yaklaştırıp, garip mimikler yaparak gözümün kenarındaki kaz ayaklarını kontrol ediyorum endişeyle. Ertesi gün o endişelerimin inadına karnıma ağrılar girip gözlerim çizgilere dönüşene kadar gülüyorum kahkahalarla... Bir gün kolumu kaldırmaya halim olmuyor, beni arayanlarla telefonda konuşmaya bile üşeniyorum. Yabanileşiyorum. Ertesi gün sabahlara kadar dans edip, durmaksızın konuşuyorum içim içime … Okumaya devam et Not Defterim: Gizli Anların Yolcusu, Set Up, Denmas, Gastra, Minimalleşme Çabaları, Kahve Festivali…
