Dadadaaam! Yazdıklarımı uzun zamandır takip edenler, bu başlığı görünce şaşırmış olabilir; çünkü bugüne kadar hiç yazmadığım tarzda bir yazı ile karşınızdayım. Aslında "şekilci" olmakla suçlanacak kadar kıyafetlere, çantalara ve ayakkabılara düşkünümdür. Bir adama kullandığı çanta yüzünden ilgi duymaya başlayabilir, giydiği gömlek yüzünden farklı dünyaların insanı olduğumuza karar verebilirim. Diğer yandan vurgulamalıyım ki; benim yaklaşımım "moda" … Okumaya devam et Trend Alarmı: 2017 ilkbahar ve yazında neler giyiyoruz?
Çekim Yasası Diyeti
Bundan on yıl kadar önce... Los Angeles'tayım. Work&travel programına kaydolmuş, üniveristedeki final sınavlarımız biter bitmez de tası tarağı toplayıp, dört kız Los Angeles'a gelmişiz. Gelişimizden iki ay kadar sonra, orada bir sürü arkadaş edinmişiz, beachlerin hepsini talan etmişiz, evimizde saten çarşaf takımları, margaritha bardakları ve hatta domates salçası ile Türk kahvesi bile mevcut olacak kadar … Okumaya devam et Çekim Yasası Diyeti
Not Defterim: İkitelli, Son Zenne, Pera’nın Zamanı, La La Land, Bridget Jones
Kaç gece kendimi topuklu ayakkabılarım ve mini eteğimle Yenibosna metro istasyonunda buldum; soğuk içime işlerken -sonunda gelen- metronun yansımasından kendime baktığımda "Şu andaki görüntünle Spago'nun ferah ve upuzun barının kenarına daha çok yakışabilirdin. Elinde de ders kitabı yerine, şampanya kadehi olabilirdi. Veya nefis bir kokteyl, mesela Pandora's Box." diye düşündüm ve "Neyin peşindesin kızım, ne … Okumaya devam et Not Defterim: İkitelli, Son Zenne, Pera’nın Zamanı, La La Land, Bridget Jones
Şanlıurfa 2: Planlar bitince, hikayeler başlar.
Seyahate çıkmak, bütün sıfatlarını ve gündelik rutinlerini geride bırakmaktır, bilinmeyenlere gitmektir, keşfetmektir. Seyahat ettikçe daha uyumlu bir insan olmaya başlarsın. Olağan şartlar altında tercih hakkın olsa, kesinlikle tercih etmeyeceğin anların ve koşulların içinde bulabilirsin kendini. Bazen keyif alırsın, bazen katlanmak zorunda kalırsın. Böylece kendini daha iyi tanırsın veya "asla"ların biraz daha azalır. Tuvaleti olmayan bir … Okumaya devam et Şanlıurfa 2: Planlar bitince, hikayeler başlar.
Şanlıurfa: Manici Otel, Sıra Gecesi, Balıklıgöl
Çalıştığım şirkette, katılımcı sayısı gittikçe artan, yine de şirketin toplam çalışan sayısı düşünülürse oldukça minik sayılabilecek bir grubun, "Mod Günü" diye bir etkinliği var. (Belki siz de benzer bir etkinliği uygulamak istersiniz diye, detaylarını da vereceğim.) Sırası gelen kişinin, çarşamba günü, saat 15:00 ile 15:30 arasında o sıralar dinlemekten hoşlandığı bir şarkıyı, mail üzerinden link … Okumaya devam et Şanlıurfa: Manici Otel, Sıra Gecesi, Balıklıgöl
Pera Palas’ta bir haftasonu
Avrupa'da ne zaman yüzyıllardır faaliyet gösteren bir pastaneye, alışveriş merkezine veya sinemaya gitsem, içim sızlar. İstanbul'da tarihi olan her şeye eski muamelesi yapılmasına, restore edilmek yerine, yıkılarak daha büyük, daha beton ve daha zevksizinin kondurulmasına küfrederim. Üniversiteye yıllarımda, evden çıkıp İstiklal'de kitapçıları gezip, İnci Pastanesi'nde profiterol yediğim, sağlı sollu dizilmiş tarihi binalara hayranlıkla bakmaktan önüme … Okumaya devam et Pera Palas’ta bir haftasonu
Log out. Shut down. Smile.
Ben kendimi bildim bileli, havalar soğudukça yavaşlarım, tembelleşirim. Koltukta uzanıp, battaniyelerin altına kıvrılıp, saatlerce müzik dinlemek, film izlemek, kitap okumak, kahve ve şarap içmek isterim. İçime dönerim, kendime kalırım. Kaloriferden çok uzağa gidemem. Paramın çoğunu mis kokulu kremlere, tütsülere, dergilere, kitaplara ve mumlara harcamaya başlarım. Sabahları çarşafa dönüşüp yataktan hiç çıkmamayı arzularım. Yazın üzerime bir … Okumaya devam et Log out. Shut down. Smile.
2016 yılının “best of”ları
Geçen sene tam bugün, üç yıla yakın süredir çalıştığım hukuk bürosunun kapısından son defa çıkmıştım. O sıralarda ne kadar büyük bir değişikliğe adım attığımın henüz farkında değildim. Başında binlerce saat geçirdiğim masamla vedalaşmıştım, bana orada geçirdiğim yıllarda inanılmaz çok şey öğreten patronumla ve artık davalara girmeyeceğim için avukatlık cübbemle de... O gün aynen şöyle yazmıştım: … Okumaya devam et 2016 yılının “best of”ları
Kahvaltısı meşhur dediler gittik: VAN
Uçağın inişe geçmesiyle uyanıyorum, heyecanla camdan aşağı bakıyorum. İnanılmaz güzel bir manzara. Uçsuz bucaksız bir mavilik. Etrafını çeviren kahverengi tepecikler, çöle benzeyen bozkırlar. Yere gittikçe yaklaşıyoruz, ama ortalıkta havalimanı da yok pist de yok. Yogitam ile birbirimize bakıyoruz. "Uçak nereye yaklaştı bu kadar? Suya mı ineceğiz?" Kikirdeşiyoruz. Cumartesi sabahın köründe kalkıp kahvaltı etmek için Van'a … Okumaya devam et Kahvaltısı meşhur dediler gittik: VAN
Not Defterim: Iris, Chia Puding, Kozmetikler, Miskin Haftasonu
Cuma'da öğle yemeği üzerine, eve dönmek için Teşvikiye dolmuşunun kalkmasını beklerken, XoXo The Mag'in bu ayki sayısını karıştırmaya başlıyorum. Edwina Sponza ile yapılan söyleşi dikkatimi çekiyor. Can sıkıntısının aslında iyi bir şey olduğundan bahsediyor. "Bu tür kendine dönüp kendini dinleyebildiğin, yalnız kaldığın zamanlarda, zihnin açılıyor ve bir boşluk yakalıyorsun. Belki yapamadığın, aklında olan ama bir … Okumaya devam et Not Defterim: Iris, Chia Puding, Kozmetikler, Miskin Haftasonu
